• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Enver Paşa’ya Çanakkale’de yenilen Churchill’in istifası

07 Ocak 2023
A


Halit Kanak İletişim:

TBMM’nin 5 Temmuz 1939 yılında yapılan oturumunda çok özel bir kanun çıkarıldı.

Kânun, Osmanlı Hânedanının 3 Mart 1924 Mart'ında sınırdışı edilmeleri ile Fransa'da yaşayan Naciye Sultân'la Enver Paşa'nın çocukları Mehpayker, Türkân ve Ali Enver ile Paşa'nın şehit edilmesinden sonra Naci'ye Sultân'la evlenen Enver Paşa'nın kardeşi Mehmet Kâmil'den olma kızları Rânâ’nın yurda dönmelerinin serbest bırakılmalarını içeriyordu.

Enver Paşa'nın babası Ahmet Killigil ile eniştesi Orgeneral Kâzım Orbay'ın girişimleri sonucunda çıkarılan bu özel kânun yürürlüğe girdikten hemen sonra son Halife Abdülmecid’in himayelerinde Fransa’nın Nice şehrinde yaşarken (Halife bizzat Enver Paşa’nın çocuklarını zaman zaman denize götürür suda eğlendirirdi) 19 Haziran 1939’da Abdülmecid Efendi’nin Paris’e taşınmasının ardından, temmuz ortalarında 1914 doğumlu Mahpeyker, 1918 doğumlu Türkan, 1921 doğumlu Ali Enver ile 1926 doğumlu Rânâ Türkiye'ye döndüler.

Ali Enver, Türkiye’ye geldikten sonra babası Enver Paşa'nın vasiyetine uyarak amcası Nuri Paşa'nın teşvikiyle Hava Harp Okuluna girmiş ve başarıyla mezun olduktan sonrada kurs için İngiltere'ye gönderilmişti. (Daha sonra Enver Paşa’nın oğlu olduğu gerekçesiyle kurmay yapılmayınca askerlikten ayrıldı.)

O sıra Londra’da büyükelçi olan Rauf Orbay, bir görüşme esnasında İngiltere Başbakanı Churchill'e Enver Paşa'nın oğlunun Londra'da olduğunu söyler. Churchill heyecanlanır ve biran önce Ali Enver'le görüşmek ister ve ilk fırsatta makamında misafir ettiği genç havacı Ali Enver'le sohbet ederken, sohbet esnasında birara Ali Enver'e "Biliyormusun Ali, baban benim siyasi hayatımı uzun yıllar geriye attı. Baban Enver Paşa yüzünden ancak 25 yıl sonra Başbakan olabildim" der.

Churchill'in bahsettiği konu, her ânı kahramanlıklarla dolu olan ÇANAKKALE ZAFERİ ve onun Kahraman Komutanı Başkumandan ENVER PAŞA'dır. Çünkü Çanakkale hezimetinin faturası İngiltere Bahriye Nâzırı olarak Çanakkale savaşlarını yöneten Churchill'e kesilmiş ve görevinden istifa ettirilmek zorunda bırakılmıştı.

O günlere nasıl gelindi? Enver Paşa, 3 Ocak 1914'te Harbiye Nâzırlığına, 8 Ocak'ta ise Genelkurmay Başkanlığına getirildi. Birkaç ay sonra ise Padişah Sultân Reşat'ın yeğeni, Şehzâde Süleyman'ın kızı Naciye Sultân'la evlenerek Saraya damat oldu. Çok kritik bir dönemde göreve getirilmişti. İngiltere, Fransa ve Rusya ittifak yapmışlar, yetmemiş birde gizlice harita üzerinde Osmanlı Devletini paylaşmışlardı.

Bu ittifak duyulunca Enver Paşa felâketin kapıda olduğunu anladı. Hükümete kararını sordu. Çıkan karar, “Devletin varlığını sürdürebilmesi için Avrupalı güçlerle ittifak şarttır” yönünde olunca ittifak arayışları başladı.

Önce, Fransa’da deniz tatbikatını izleyen Bahriye Nâzırı Cemal Paşa'ya âcil koduyla telgraf çekilerek Fransızlara ittifak teklifi yaptırıldı, Fransa reddetti. Sonra aynı teklifle İngiltere’nin kapısı çalındı. İngiltere ittifak teklifine cevap bile vermedi. Cevap vermemesinin sebebi elbette harita üzerinde yaptıkları Türk topraklarını paylaşma planıydı.

Zaten çok geçmeden planlarını işleme koydular. Avusturya-Macaristan Veliahtı Saraybosna'da Rusların organizasyonuyla 28 Temmuz 1914’te Sırplar tarafından öldürüldü. Fitil ateşlenmişti. 4 yıl 3 ay 11 gün sürecek olan 1. Dünya savaşı başladı.

Enver Paşa bu süreci yöneten en önemli kişi olması sebebiyle, derhal âcil koduyla seferberlik emri verdi. Yetmedi tümenlerimizi bekletmeden sınırlara sevk ettirdi.

Tedbirler tamamdı. Ancak yolunda gitmeyen şeyler oluyordu. Bunlardan en önemlisi İngiltere’ye sipariş verilen ve son kuruşuna kadar parası ödenen “Reşâdiye” ile “Sûltân Osman” zırhlılarına el konulmuş olmasıydı. Biten gemilerimizi teslim almaya giden Rauf Orbay, Büyükelçimiz Tevfik Bey’in ısrarlı talebine ve İstanbul’dan üst üste verilen notalara rağmen eli boş döndü.

Enver Paşa, düşmanca gemilere el koyma ve topraklarımızın harita üzerinde paylaşılması durumuna kayıtsız kalamazdı. Kalmadıda. Önce İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından yutulma tehlikesine karşı 2 Ağustos gecesinde Almanya’yla işbirliği anlaşması yaptı. Ama savaşa girmedi bekledi. 

Gelişmeler an be an takip edilmeye başlandı. Birilerinin dediği gibi Enver Paşa körü körüne ülkeyi savaşa sokmadı. Almanya ile diğer ülkeler ittifaka yanaşmayınca son çare ittifak yapmak zorunda kaldı. Bilakis savaşa girmese idik topraklarımız yine düşmanca paylaşılmak üzere saldırıya uğrayacaktı. 

Zâten Enver Paşa daha doğmadan Batum, Kars, Ardahan, Sarıkamış, Oltu, Olur, Narman ve çevresi 37 yıldır Rus işgâlindeydi. Mısır, Sudan ve Kıbrıs'a İngilizler el koymuş vermiyordu. Balkanlar elimizden çıkmış, Ege Adaları İtalyanların inisiyatifindeydi.

Enver Paşa ikinci hamle olarak, gasp edilen gemilerimizin yerine yenilerini alarak donanmamızın güçlendirilmesi için harekete geçti. Madem gemilerimize el konulmuştu bu saatten sonra oldukça elzem olan zırhlı gemilere ihtiyaç vardı. Yenileri alınmalıydı.

(Uzun menzilli hava savunma füzeleri “patriot” verilmeyince Cumhurbaşkamımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli kararıyla “S-400” aldığımız gibi.)

Hemen arayış başladı. Cebelitarık Boğazı İngiliz ve Fransızlar tarafından kapatıldığı için Akdeniz'de kalan Alman zırhlıları işimizi görürdü. Almanlarla irtibata geçildi. Olumlu cevap alınınca gemiler satın alındı ve 7 Ağustos'ta Alman zırhlılarına İstanbul'a geçin talimatı verildi. 

İngiltere, Alman Zırhlıları Goeben ve Breslau Türklerin eline geçmesin diye peşlerine düştü ancak gemiler 9 Ağustos'u 10'a bağlayan gece Çanakkale Boğazından içeri girdiler ve Enver Paşa'nın emriyle boğazlar bütün geçişlere kapatıldı. “Yavuz” ve “Midilli” adını alan gemiler Marmara ve Karadeniz'de manevralara başladı. Devletimize güven gelmişti.

Bu arada ekim ayı sonlarına doğru Karadeniz'de tatbikat yapan Rus gemileri aldıkları emir gereği, ikazlara rağmen İstanbul Boğazı’ndan içeri girmeye kalkıştılar. Bu apaçık düşmanca bir saldırıydı. Enver Paşa’nın “Batırın” talimatı derhal uygulandı. Rus gemilerinin biri batırıldı, biri tahrip edildi, lojistik gemileri ise mürettebatıyla esir alındı. Diğerleri kaçtı.

Bununla kalınmamalıydı. Enver Paşa 27 Ekim'de donanmaya Odessa, Sivastopol, Kerç, Novorossiski limanlarını bombalattı. Ruslar ise bunun üzerine 2 Kasım'da Sarıkamış'tan Köprüköy’e doğru saldırıya geçtiler.

Enver Paşa Erzurum'da bulunan 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’ya Rusları durdurması ve imha emri verdi.

6-9 Kasım Köprüköy ve Azapköy muharebelerinde düşman yenilgiye uğratılmış ancak kaçan Ruslar takip edilmediği gibi Hasan İzzet Paşa askeri 15 km. geriye çekmiş, emirlere uymadığı gibi avantajı kaybetmişti.

Telgraf başındaki Enver Paşa deliye döndü. Derhal Erzurum'a gelerek Hasan İzzet Paşa'yı azletti idâreyi eline aldı. İlk fırsat Köprüköy’de kaçmıştı, ikincisini Sarıkamış'ta yakalamak için bütün Türk ve Alman Kurmayları ile planlar yapılmaya başlandı.

Pekçok alternatifin içinden seçilen harekât plânı Allahuekber Dağlarında sekteye uğradı. Enver Paşa'nın bizzat başında olduğu birlik Sarıkamış varoşlarına girmişken, dağda donarak şehit olan 23 bin asker (Mehmet Niyâzi Hoca'nın Rus Genelkurmay'ından aldığı kesin bilgi. Çünkü şehitlerimizi at arabalarıyla dağdan Ruslar toplamıştı) gelmeyince geri çekilme yaşandı.

Sarıkamış'ta işler iyi gitmemişti, Enver Paşa Sarıkamış’ı rövanşa bırakarak (Enver Paşa’nın rövanşı daha sonra korkunç oldu. Rusları kardeşi Nuri Paşa’yla Bakü’ye kadar kovalayıp fena ezdi) hızla Çanakkale cephesine koştu orayı dizayn etti. Çünkü düşman, Alman saldırıları karşısında bunalan Rusya'ya yardım etmek için boğazlara yüklenip, Türkiye'yi devre dışı bırakmak istiyordu.

Çanakkale'de Kuzey Saha Komutanlığına Esat Bulkat Paşayı, Güney Saha Komutanlığına Mehmet Vehip Paşayı görevlendirdi. Diğer generaller bu iki paşanın emir komutasında olacaktı, sayıları 400'ü bulan albay ve yarbaylar da generallerle çalışacaktı. Kara savaşlarında Mustafa Kemal kahramanlığıyla ön plana çıktı.

Enver Paşa Çanakkale'de yedi düvele karşı amansız bir mücadele içerisinde dünyaya meydan okurken, yurtiçinde de halkın moralini yüksek tutmak için psikolojik savaş vermeyi ihmâl etmiyordu.

Bunun için büyük düşünür ve şâir Ziya Gökalp'i çağırıp ondan Çanakkale cephesine götürebileceği gazeteci, yazar, şâir, ressam, bestekar, film sanatçısı gibi kimselerden oluşacak bir liste yapmasını ister.
(Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan Ziya Gökalp'in şiirini okumaktan dolayı mahkûm olmuştu.)

Ziya Gökalp en kısa zamanda listeyi tamamlar. Listede Ömer Seyfettin, Orhan Seyfi Orhun, Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul, İbrahim Âdil, ressam İbrahim Çallı, Tevfik Gönensay, Behiç Koryürek, Hamdullah Suphi Tanrıöver, bestekar Ahmet Yekta Madran olmak üzere gazeteciler, fotoğraf sanatçıları, filmciler, muhabirlerden oluşan 30 kişilik bir heyet vardır. Mehmet Âkif, Süleyman Nazif, Cenap Şehabettin gibi isimler başka yerlerde görevli oldukları, Halide Edip Adıvar ise bayan olduğu için heyette yer almadılar.

Heyet, Harbiye Nezâreti Karargâhı Umum İstihbarat Müdürlüğü nezdindeki görevlilerle cepheye hareket ederler. Görevleri, Enver Paşa'nın onlardan istediği yazı, fotoğraf, resim ve şiirleri günlük gazetelerde yayınlatmak yoluyla halkın moralini yüksek tutmalarını sağlamaktı.

Heyet cepheye varır. Çadırlara yerleştikleri gecenin sabahında nöbetçinin sesiyle uyanırlar:
"Düşman teyyaresiii.
Düşman teyyaresiii."

Derhal kendilerini siperlere atarlar ve savaş psikolojisini yaşamaya başlarlar. Bir sonraki gün şair İbrahim Alaaddin yanlarından geçen taburdaki askerlere sorar; “Nereye gidiyorsunuz”, askerlerden biri bağırarak cevap verir “Arıburnu’na bal yapmaya”. (Afrin’e giden Mehmetçik aynı soruya “Kızılelmaya”diye cevap vermişti.)

Çadırına dönen şair, yazdığı güzel şiirin sonunu şöyle bağlar;

Kıvırıp o cansız bileklerini
Kaçırtıp İngiliz köpeklerini
Ürkütüp kâfirin sineklerini
Şu Arıburnu'nda BAL yapacağız..

Psikolojik harekâtı bizzat cephede yöneten Enver Paşa bununla da kalmayıp Şehzâde Ömer Faruk gibi, Şehzâde Osman Fuad gibi Hânedan üyelerini zaman zaman cepheye dâvet ederek Mehmetçiğe moral aşılamıştır.

12 metre mesafedeki düşman siperleri karşısında kendi siperleri içinde bir sağa, bir sola ayakta gidip gelerek yerinde duramayan Enver Paşa'nın bu açık hedefteki tavrı Şehzâde Ömer Faruk Efendiyi heyecanlandırmış,cesaretine hayran bırakmıştır.

Enver Paşa'nın komutasındaki Çanakkale Savaşları, Sarıkamış harekâtından yaklaşık iki ay sonra gelen deniz zaferiyle ve Gelibolu'daki kara savaşlarındaki başarılarla milletin yüzünü güldürmüştür.

Aralarında Mehmed Akif'inde bulunduğu, Kuşçubaşı Eşref'in yönetimindeki bir grup Teşkilât-ı Mahsusa mensubu özel bir görevle Hicaz bölgesinde Necid çöllerinde iken geldikleri son tren istasyonu El Muazzam'ada Enver Paşa'dan Çanakkale Deniz zaferinin müjdesini içeren telgrafı almışlar, birden bütün yorgunluklarını unutmuş ve şükür secdesine gitmişlerdir.

İngiliz askerleri ve yandaşları Çanakkale’den, meşhur Churcill ise aldığı mağlubiyet sonrası görevinden çekilirken, o gece Mehmed Âkif de istasyonun arkasındaki hurmalığa çekilmiş ve büyük bir vecd ile Çanakkale Şehitleri anısına o muazzam şiiri yazmıştır.

"Şu boğaz harbi nedir Yâ Râb Varmı ki dünyada eşi
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi..”

Rabbim bu ülkeye bir daha düşman ayağı bastırmasın..Âmin

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmet

Elhamdülillahecdadımızın yaşadıklarını akit ve siz kıymetli kalem ehli sayesinde bizlerdd yaşadık elhamdülillahi rabbil alemin

Hasan Saglam

Halit Kanak Sen MHP ist il başkaniydin..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23