• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
06 Ocak 2019

Bir köy delisinin dediği gibi: Senin okuduğun mektebin...

Bugün uzun yazacağım... 

Geçtiğimiz haftanın takip ettiğim tek olayı, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görevli akademisyen Ceren Damar Şenel’in, kopya çekerken yakaladığı bir öğrenci tarafından katledilmesiydi. 

En başta inanmadım çünkü. “Başka bir şey olmasın olayın arkasında” dedim. Belki çocuk platonik aşıktır, karşılık bulamamıştır falan... Ya da zaten çok uzatmıştır okulu, ciddi bir kopya durumu da yoktur, teşebbüste kalmıştır, haksızlık edilmiştir bile isteye...

İnsanın aklı almıyor çünkü; kopya çekerken yakalanan bir öğrencinin, mahcubiyet duyup cezasına razı olacağı yerde oda basıp, önce darp edip, sonra iki defa kurşun sıkıp, yetmeyip defalarca bıçaklayarak hocasını katletmesini...

Katilin ifadeleri de, haber sitelerine düştü. “Katil zanlısı” derdim normalde ama, ifadesinde cinayeti işlediğini kabul etmiş, dolayısıyla zanlı değil, katil...

Haberlerde ifade genellikle şöyle anlatılmaya başlanıyor: “2014’te Kıbrıs’ta hukuk fakültesi kazandığını, 2015’te yatay geçişle Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne geldiğini, yatay geçiş sırasında kendisine haksızlık yapıldığını, 2. sınıftan başlaması gerekirken 1. sınıftan başlatıldığını ifade eden Hasan İsmail H., ‘Ceren Damar Şenel, danışman hocamdı. Bu sorunlarımı ona anlatıyordum ama bana ters cevaplar veriyordu. Derslerimin yoğun olması nedeniyle üniversiteye sınavdan sınava gidiyordum. Ders çalışmalarımı ise evde yapıyordum” diye konuştu.”

Bu çocuk son sınıfta ama nedense 4 yıl önceki “1. sınıftan başlama” mağduriyetini öne sürüyor ilk olarak. Kaldı ki, başka bir üniversiteye ya da bölüme devam etme imkanı veren yatay geçişte eğer yeni üniversitenizin ders içerikleri eski okuduğunuz bölümün ders içeriklerinden farklıysa, aldığınız dersler sayılmaz ve yılınız genelde uzar... Ben hoca olsam, öğrenci odama gelip bana 4 yıl önceki bu durumu anlatsa, ters cevap vermekle bırakmam, odadan kovarım...

Şahıs, “olay günü 3 sınavının olduğunu ve derslerinin yoğun olması nedeniyle sınava hazırlanamadığını” söylemiş... 

Aynı gün 3 sınav... Çok girdik... Hatta ben bir yarıyılda 12 ders alıp, bir haftaya sıkıştırılan sınavlar yüzünden 3 gün üst üste 3’er sınava giren öğrenci de bilirim... 

“Derslerimin yoğun olması nedeniyle sınava hazır değildim” ifadesini okuyunca, ilk okuduğumda “Yanlış mı söylemiş acaba, ‘İşlerimin yoğun olması’ diyecekti herhalde” şeklinde yorumladığım “Derslerimin yoğun olması nedeniyle üniversiteye sınavdan sınava gidiyordum” ifadeleri anlam kazandı...

Kısaca, “derslerin yoğunluğu” hem okula gitmemek, hem de sınava çalışamamak için bir sebepmiş, keşke öğrenciliğimde ben de farketseydim bunu...

İfadedeki bir sonraki cümle şu: “Geçmem için kopya çekmem gerekiyordu.”

Cümle doğru olabilir ama, mantıklı değil... Senin bu sınavdan kalman, bütünleme veya yaz okulu ya da alttan alarak geçmen gerekiyordu... Ayrıca, yatay geçiş yapmak bayağı iyi bir not ortalaması ister, hele ki hukuk fakültesinde... Yatay geçiş hakkı kazanabilen bir öğrencinin kopyaya ihtiyaç duyması çok garip değil mi? Veya ben mi denklemi yanlış kuruyorum; o kopyalar mı yatay geçiş yapabilecek not ortalamasını sağladı?

Devam edelim ifadeye...

“Sınavdan geçmek için kopya hazırladım. Sınav başladıktan sonra hazırladığım kopyayı çıkardım ve kopya çekmeye başladım. Bir süre sonra Ceren Damar Şenel, beni kopya çekerken yakaladı. Hakkımda tutanak tutarak kopya çektiğim için işlem yaptı.”

Katil, ifadenin son kısmında, aynı hoca tarafından daha önce de kopya çekerken yakalandığını söylüyor ve “Daha önce ceza almıştım, 2. kez tutanak işleme konulması durumunda okuldan uzaklaştırılacaktım. Bu nedenle konuşmak için odasına gittim. ‘Hocam tutanağı iptal edin, niye böyle yapıyorsunuz?’ dedim. ‘Yapacak bir şey yok, tutanağı işleme koyacağım’ deyince sinirlendim” dedikten sonra cinayeti nasıl işlediğini anlatıyor... 

Şimdi, asıl meseleye gelelim...

Katil, ifadesinde sürekli “baskı altında olduğunu, maktül tarafından kendisine mobbing uygulandığını” söylüyor... 

Katilin, arkadaşlarına olay günü “Ceren hoca size de baskı yapıyor mu” diye sorduğu iddiaları ortaya atılmıştı zaten... Sonra, evinde de “Bana sürekli mobbing uyguladı. İntiharımdan Ceren Damar sorumludur” yazılı bir mektubun ailesi tarafından bulunup savcılığa iletilmesi ve ifadesinde de olaydan sonra intihara kalkıştığından bahsetmesi var...

Belli ki, katilin savunması, hocanın kendisine baskı uyguladığı ve cinayetin tahrik altında işlendiği üzerine kurulacak... 

Çankaya Üniversitesi’nde kopya çekerken yakalanmanın cezası bir yarıyıl uzaklaştırmadır... “Okuldan uzaklaştırılacaktım” ile kastedilen daha önce de ceza alındığı, şimdi de ceza tekerrürü yüzünden okuldan atılmaksa, yönetmelik açık, “Tekerrür halinde ceza artırımı okuldan ilişiğin kesilmesine sebep olmaz” diyor... Bu durumda, eğer ilki kınama değildi ise, “kopya çekme” suçunun tekrarı yüzünden iki yarıyıl uzaklaştırma alacaktı bu öğrenci.

Soruyorum şimdi... Diyelim ki hoca sana taktı... Sana taktığını söylediğin hocanın gözetmen olduğu sınavda kopya çekmeye nasıl kalkışıyorsun? Hem de seni daha önce yakalamış, hocanın eyvallahı yok, biliyorsun...

Bazı tipler vardır, bile isteye böyle işler yaparlar ki, başarısızlıklarına bahane olsun... Sakın böyle bir durum olmasın ortada? 

Hani “Okul zaten uzayacak, kopyadan bir daha yakalanalım, ‘Hoca taktı’ bahanesiyle babayı kandırırız, hocanın odasını da silahla basarız ki namım yürüsün” ayakları?

“Fikri takip” konusunda çok başarılı bir gazeteci olduğumu düşünmüyorum ama bu davayı takip edeceğim. 

Dava sırasında göreceğiz, bakalım savunma makamı o meşhur “Haksız tahrik” meselesini gündeme getirecek mi... 

Hiçbir durumda, öğrencisini kopya çekerken yakalayan bir hocanın bu durumu tutanak altına alması tahrik sayılmaz çünkü haklı bir fiildir, asıl tutanak tutmaması suçtur...

Her şeyi geçtim... Sinirlendin diye bir kadına saldırmayı da geçtim, kadın olmasını da geçtim; silahsız birinin odasını hem tabanca, hem bıçakla basmak hangi delikanlılıkta var?

Kimseye zararı olmayan, kendi halinde insanların basit şımarıklıklar yüzünden hayatlarının baharında bu trajedilerle yüz yüze kalmaması için, o şımarıklığı yapanları ibret-i alem olsun diye hakkıyla, kanun çerçevesinde cezalandırmamız lazım...

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23