Bakan Şimşek, rakamlarla muhalifleri mat etti
Dün Akit Medya Grubumuzca düzenlenen Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Türkiye ekonomisini özetleyen rakamları çok dikkat çekici idi.
Muhalif medyaya bakın, bambaşka bir tabloyu size sunuyorlar.
Ama rakamlarla değil... Çarpıtılmış bilgilerle, soyut değerlendirmelerle...
Mehmet Şimşek’in sunduğu rakamlarda ne var?
Bütçe açığının kalıcı bir şekilde milli gelire oranla yüzde 3’ün altına çekilmesi var.
Cari açığın kalıcı bir şekilde yüzde 1 ve altına düşürülmesi var.
Hiç lafı eğip bükmeden söyleyelim:
AK Parti iktidarı öncesinde, yani 2002 yılında milli gelir-bütçe açığı oranlaması %12 seviyesindeydi. 2025 rakamlarında ise bu oran %3 oldu. Bakanın açıkladığı hedef ise “Kalıcı şekilde %3’ün altına çekilmesi”.
Özgür Özel’inden Kemal Kılıçdaroğlu’na, Özgür Demirtaş’ından Mustafa Sönmez’e... ne kadar muhalif siyasetçi veya sözde ekonomist var ise buyursunlar cevap versinler:
Bu rakamlar doğru mu, değil mi?
Bakan Mehmet Şimşek, mazot fiyatları üzerinden medyadaki çarpıtmalara da ışık tutuyor. Türkiye’deki mazot fiyatı verilip, dış ülkelerdeki benzin fiyatları ile rakamsal kıyaslamalar yapılıyor.
Bakan hatırlattı:
“Bugün mazotun nasıl fiyatlandığını biliyor musunuz? Cenova’daki fiyatlar esas alınıyor. Ham petrolün varil fiyatı 104 dolar olsa da mazot, petrol 180 dolarmış gibi fiyatlanıyor.”
Nedenini de anlattı: “Yakın coğrafyamızdaki rafineri kapasitesinin önemli bir bölümü savaşlar nedeniyle devre dışı kalmış durumda” dedi. Ama medyadaki çarpıtmayı biz hatırlatalım:
“Niçin tüm dünyada abartılı fiyatlanan mazotun Türkiye’deki değeri ile dünyadaki benzini kıyaslıyorsunuz?”
Mazotu mazot ile, benzini benzin ile niye karşılaştırmıyorsunuz da çakallık yapıyorsunuz?
Bakan Şimşek yine rakamsal bir bilgi veriyor; muhalif siyasetçilerin ve onların şakşakçısı medyadaki gibi soyut değerlendirmeler değil, somut bilgiler:
“Dış borcun milli gelire oranı, uzun yılların ortalaması olan %45’ten yüzde 32’nin altına geriledi.”
Hani dış borcumuz artıyordu? Hani iflasın eşiğine doğru hızlı adımlarla ilerliyorduk?
Evet, rakamsal olarak dış borcumuz artıyor. Ama dış borç tek başına anlamlandırılmaz ki; milli gelire kıyaslayacaksınız.
Asgari ücretli bir kardeşimiz için 100 bin TL’lik borç büyük bir yüktür, ama Koç için çerez parası bile değildir. Dolayısıyla Türkiye’nin milli geliri ile dış borcunu kıyaslamanız gerekir.
Milli gelirinizle dış borcunuzu kıyasladığınızda %42’den %32’ye iniş, bu alandaki büyük ilerlemenin delilidir.
Şimdi merak ediyorum, Türkiye’nin ekonomik açıdan daha kötüye gittiğini söyleyenler hiç utanmıyorlar mı?
Siyasi iktidarı sürekli abartılı harcamalarla suçlayanlar için de Mehmet Şimşek’in verdiği somut rakamlar vardı.
Bakan Şimşek, “Kamuda tasarrufta önemli bir başarı yakaladık” dedi ve 484 milyar TL’lik bir tasarruf rakamını verdi.
Hani “fonlarda şöyle oldu, böyle oldu” diye karalama kampanyaları başlatıldı ya... Sıkıntılı fonların tamamı batmış değil, tamamının değeri 850 milyar TL. Fakat son dönemde alınan tasarruf tedbirleri ile kamunun sağladığı kazanç 484 milyar TL.
Tabii ki hem tasarruf olsun hem de fonlarda ve diğer her alanda hiçbir sıkıntı olmasın, bunu isteriz. Ama şunun altını çizelim: Fonlardaki sıkıntının arizi bir durum olduğu, tasarruftaki o devasa kazançtan da anlaşılıyor.
Kamuda israftan özenle kaçınan bir anlayış niçin fonlarda kaçağa göz yumsun?
Bu vesileyle Mehmet Şimşek’in fon krizi ile ilgili değerlendirmesini de aktarayım:
“Toplamda 2 bin 900’e yakın fondan 131’inde sorun yaşandı ki bir kısmı tedbiren tasfiye kapsamına alındı.”
Bir bardak suda fırtına kopartanlar için bir defa daha aktaralım: Toplam fon sayısı yaklaşık 2.900, sorun yaşanan fon sayısı 131. Ki bu 131 fonun bir kısmı da tedbiren kapsam içine alınan, aslında tamamen sıkıntılı olmayan fonlar.
Ve iki hafta içinde, dün atılan adımla 43 bin fon katılımcısının paraları ödeniyor, 17 fondaki sıkıntı gideriliyor.
Muhalefet, kendi yandaşlarının bu fonlarda kazandıkları paraların henüz iadesini yapmamış iken, iktidara yakın en çok tartışılan isim hem ifade verdi hem de fazladan edindiği parayı fonda para kaybedenlere ödenmek üzere Hazineye iade etti.
Peki muhalefete yakın isimler ne yaptı?
Yurtdışına kaçanlardan haber var mı?
Yok.
Muhalefet ve yandaşı sözde gazeteciler, bakanları töhmet altına sokacak iftira içerikli saldırılarla gün dolduruyorlar.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat hakkındaki Murat Ağırel’in iftirası hemen saatinde yalanlandı.
İftira atanlar utandılar mı?
Utanmadılar.
Bir de Aile Bakanı’na iftira attılar. O da açıklamasını yaptı ama muhalefette, iftirayı dillendirenlerde küçücük bir yüz kızarıklığı yok.
Ama Maliye Bakanı Mehmet Şimşek onları rakamlarla rezil etmeyi sürdürüyor:
“Bu şartlarda yatırım nasıl yapılır? Sanayici öfkeli” diyenlere —ben faize karşıyım ama— o yalanları savuranlara rakamsal olarak cevabını verdi Mehmet Şimşek:
“Son bir yıl içerisinde Türk lirası olarak ticari krediler yüzde 41 arttı.”
Bizde muhaliflerdeki gibi çakallık yok. Enflasyonun % 30 olduğu bir ülkede tabii ki kredi miktarı %30 artsa bile aslında yerinde saymış kabul etmemiz gerekir.
Ama muhaliflerin anlatımına göre battık, bittik, mahvolduk dediklerine göre; eski yıla göre azalmış olması gereken rakam, enflasyonu çıkardığımızda yine %11 artmış ise bu nasıl bir batma, bu nasıl bir bitme, bu nasıl bir iflas?
Belki muhafazakar medyanın da yeterince üzerinde durmadığı bir gerçeği de hatırlattı Bakan Şimşek:
“Konkordato taleplerinde son aylarda düşüş başladı. Bir kısmı zaten gerçeği yansıtmıyordu. Sahte rapor yazan bazı aracılar vardı. Onları denetledik ve savcılığa suç duyurusunda bulunduk.”
Düşünebiliyor musunuz? Hani iki gündür birinci sayfamızdan veriyoruz ya; mahkemelerde bir bilirkişi hegemonyası var, diyoruz ya... Benzeri bir hegemonya da konkordato raporlarını düzenleyenlerde var.
Maliye Bakanlığı denetliyor, üzerine gidiyor ve sonuçta konkordato talepleri azalıyor.
2.900 fonun 131’indeki sıkıntıyı alay-ı vali ile yazan muhalif medya, haydi bakalım, konkordato dosyalarında Maliye Bakanlığı denetimleri ile ortaya çıkarılan yolsuzlukları ve önlenen çakallıkları da yazsanıza!
Yüz alanda çakallarla uğraşan siyasi iktidar, bir kanalda küçük bir arıza yaşayınca öyle bir hava estiriliyor ki “Batmış, bitmiş, mahvolmuşuz” algısı yapılıyor.
Neyse ki rakamlarla barışık bir bakan var. O rakamları veriyor, muhalif medya peşinden koştukları “Acaba fonlar hakkında ne diyecek, iktidarı zora düşürecek kendimize ne malzeme buluruz” diye dört gözle takip ettiği konuşmadan işlerine yarayacak bir kusur bulamıyorlar.
Bir başka baharda, bir başka konuda saldırmak üzere dağılıyorlar.







