• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Oruçlunun bayramı

02 Mayıs 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Bir ibâdet, kulluk neşvesi ve arınma şehrâyîni olan Ramazan ayının sonlarına geldik. Artık vedâ zamânı. İçimizde hem günahlarımızdan temizlenmenin sevinç ve huzûru hem de bu şehrâyînin bitişinden dolayı burukluk var. Bu mes’ut zamân dilimini yeniden yaşamak için önümüzdeki senenin Ramazan ayını özlemeye başladık bile… Kim öle, kim kala…

Ramazan ayını bu kadar çok sevmemizin bir sebebi de onun Avrupa zihniyetine uydurulmuş bir zamân düzeni içinde hâlâ kendi zamân tertîbimize uygun bir Müslüman sâati olabilmesidir. Evet, Osmanlı gittikten sonra Müslüman milletimizin her şeyi gibi zamân telâkkîsine de el uzatılmış ve milletimize tamâmen yabancı bir zamân telâkkîsi dayatılmış, hayâtımız bu yeni zamân anlayışına göre düzenlenmiştir. Yeni nesillerin İslâm’a mesâfeli ve soğuk hâlinin bir sebebi de bu yeni zamân telâkkîsidir. İşte bu gayr-i İslâmî zamân düzeni içinde Ramazan kendi zamân anlayışımızca yaşayabildiğimiz bir “İslâmî zamân adası”dır. Bu bir ay boyunca hayât yine kamerî-hicrî takvime göre akmakta, gün yine günün son ışıklarının sönmesiyle okunan akşam ezânıyla bitmekte, gece sırf Allah rızâsı için sahûrlara kalkılmakta, tehheccüdler ve sabah namazları kılınmakta, farz, vâcip ve nâfile ibâdetlerle dolu bir hayât yaşanmakta, diller dînî tâbîrleri daha fazla anmakta, günlük hayâtın koşuşturmacası içinde pek de işitmediğimiz ezânlar kulaklara capcanlı gelmekte, İslâm hayâta daha fazla katılmakta ve hâkim olmaktadır. Ramazan, böylece bize yabancı bir hayât düzeni içinde tam olarak bir Müslüman Saati olup çıkmaktadır. Bunu ancak ilâhî bir kudret yapabilirdi. Beşer gücüyle böyle bir zamân dilimini insanlara yaşatmak imkânsızdır. Allah, kudretiyle bu kadar İslâm dışı bir zamân düzeninde bir gün dünyâya İslâm nizâmının yeniden hâkim olabilme ümîdini Ramazan ayı ile yaşatmaktadır. Bir ay olabilen bir sene de olabilir, ebediyyen de olabilir. Ramazan ayını sevmemizin ve ona büyük bir ürpertiyle hürmet edişimizin bir sebebi de budur. 

Her imtihan bir zorluktur ve zorluğu aşmanın bir mükâfâtı olacaktır. “Her zorluğun ardında bir kolaylık vardır.” (İnşirâh, 5) Müslümanlar bir ay boyunca hayât tarzlarını tamâmen değiştirdiler. Aç kaldılar, gece uykularını bölerek sahûrlara uyandılar, nefslerini birçok heveslerinden alıkoydular. Her zamânkinden daha çok Kur’ân okumaya gayret ettiler, bin aydan hayırlı Kadir gecesini ihyâ etmeye, ibâdetlerine daha dikkatli olmaya çalıştılar, fakîr fukarâyı daha çok hatırladılar. Bunlar imtihânımızdı. Ramazan biterken içlerinde bir zafer sevinci… Şeytânın iğvâlarına kapılmadılar, nefslerini susturmaya çalıştılar ve yarış ipini göğüslediler. “Her zorluğun ardından bir kolaylık vardır” fermânına uygun olarak Cenâb-ı Hak, emirlerine uyup yasaklarından kaçınan kulları için bir “kolaylık” bahşediyor: Bayram… 

Bayram, kendi rızâsı için zorlukları aşan Müslümanlara Allah’ın bir armağanı. Dün yemek harâmdı, bugün oruç harâm. Allah, bayram gününde yenilip içilmesini, yedirilip içirilmesini istiyor. Bugün imtihânların başarıyla verilmiş olmasının sevinci yaşanacak. Zorluğun ardından gelen böylesi kolaylıklar ve saâdetler olmasa imtihânlar da dayanılmaz bir hâl alırdı. Dâimî zorluk, usandırır ve dayanma gücünü yok eder. Zorluklardan sonraki kolaylıklar ve mükâfâtlar yeni zorluklara ve imtihânlara dayanma kuvveti verir. Biliriz ki karşımıza çıkan yeni zorluk ve imtihânların sonunda da bir kolaylık ve saâdet bizi beklemektedir. Bu ümît, önümüzdeki zorluk ve imtihânlara tahammül gücü kazandırır. 

Müslümanlar da bütün zorluklara tahammül ederek Allah’ın bahşettiği kolaylık günlerine, bayrama ulaştı çok şükür. Bugün oruçluların yüz akı bir gün. Bugün zafer günümüz. Yiyiniz, içiniz, seviniz, seviliniz! Bundan sonra gelecek zorluklar için güç ve ümît biriktiriniz. 

Müslümanların bugün dünyânın her köşesinde bayram ettiğini düşünerek ümmet denizinde bir damla olmanın saâdetini yaşayalım. 

Ama asıl zaferimiz bizi ötede beklemektedir. “Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamânki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamânki sevincidir.” (Hadîs-i şerîf) Evet, her ibâdet Rabbimize bir kavuşmadır ve sevinçtir ama oruçlunun gerçek bayramı ve sevinci Rabbine kavuştuğu zamân olacaktır. Allah bütün Müslümanlara nasîp eylesin. 

Bütün Müslümanların Ramazan Bayramını tebrîk ederim.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Dikkat, öküz var

Orucu hapur küpür ve üstelik herkesin arasında yiyen ayılar yoğun biçimde bayram tatiline çıktılar

A.A.Aktaş

Her zaman ki gibi yine çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize,güzel yüreğinize sağlık. Allah tekrarına kavuşmayı nasip etsin. Nice ramazanlara, nice bayramlara inşallah.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23