• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Osmanlı, çevre korumaya büyük önem veriyordu

Yeniakit Publisher
2022-06-07 12:03:00 -
Osmanlı, çevre korumaya büyük önem veriyordu

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığındaki, Osmanlı dönemine ait çevrenin korunmasına ilişkin arşivlerde, gemilerin Haliç'e atıklarını boşaltmamaları, İstanbul'da hava kalitesinin düşmemesi için kireç fırınlarında maden kömürü yakılmaması, hava olaylarının takip edilmesi için İstanbul'da bir rasathane kurulması gibi çevreyi koruyan tedbirler dikkati çekiyor.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanı Uğur Ünal, Türkiye Çevre Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünyanın her yerinde, canlıların yaşamlarını sorunsuz devam ettirebilmesinin iklim ve çevre şartlarına bağlı olduğuna işaret etti.

Mevcut ekosistemde ortaya çıkan olumsuz neticelerin, beslenme ve sağlık gibi en hayati sorunlara da yol açtığını anlatan Ünal, "Bu bakımdan istenmeyen sonuçlarla yüzleşmemek için çevre hassasiyetinin üst düzeyde olması gerekmektedir. Osmanlı arşiv belgelerini incelediğimizde bu duyarlılığın çok yüksek düzeyde olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim. Zira çevrenin korunmasına yönelik farklı alanlara temas eden değişik dönemlere ait yüzlerce kayıt arşivimizde bulunmaktadır. Bu kayıtları 'çevre temizliği, su, hava ve görüntü kirliliği, kuraklık, avcılık ve ormanların muhafazası' gibi başlıklarda toplamak mümkün. Bu alanlarda devlet idaresi, yaşam kalitesinin ve ekosistemin korunması için tedbirler almış, idari düzenlemeler yapmıştır" diye konuştu.

Haliç'in temizliğine verilen özen belgelerde

Hava kirliliğine ve buna bağlı olarak toplum sağlığına gösterilen duyarlılığa dikkati çeken Ünal, şöyle devam etti:
"Buna örnek olarak, 1853 yılında Kuleli Hastanesi civarında bulunan kireç fırınlarında kömür kullanılması bölgede hava kirliğine sebep olmuştur. Bunun üzerine burada ve İstanbul'un diğer yerlerinde hava kalitesinin düşmemesi için kireç fırınlarında maden kömürü yerine çalı yakılması için ilgili yerlere Sadaretten emir yazıldığını görüyoruz. Yine 1856 tarihli Sadaretten Donanma Komutanlığına hitaben düzenlenen yazıda, limanların temiz tutulması ve gemilerin atıklarını denize boşaltmamaları istenmiştir. Bu halin devamı durumunda ise yeryüzünde emsaline az rastlanır güzellikte bulunan Haliç'in çok daha kötü bir duruma geleceği belirtilmiştir. Ortaya çıkan manzaranın devletin şanına uymayacağı izah edilmiştir. Bu yazıda, ayrıca Fatih Sultan Mehmet zamanında Eyüp, Sütlüce, Kağıthane, ve Alibeyköy'den çamur ve toprakların Haliç'e akmaması için burada ziraat yapılmaması hakkında bir nizamnamenin mevcut olduğundan da bahsedilmektedir."
Ünal, Devlet arşivlerinde muhafaza edilen belgeler arasında çevrenin temiz tutulması ve bu konuda gösterilecek hassasiyetlere işaret eden evrak sayısının da fazla olduğunu söyledi.

İnsanların iktisadi yaşam döngülerini iklim şartlarına göre ayarladığını dile getiren Ünal, "1887 tarihli bir belgede Adana'da yaşanan kuraklık hadisesinden dolayı rekoltenin çok az olduğu ve bazı çiftçilerin başka bölgelere göç ettikleri Dahiliye Nezaretinden Sadarete yazılmıştır. Devletin bu gibi durumlarda vergi düzenlemeleri ve 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Konya Ovası sulama projesi gibi düzenlemelere giderek, çiftçileri ve ekonomik döngüyü rahatlatacak hamleler yaptığını belgelerden görebiliyoruz" diye konuştu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23