Yale Üniversitesi’nin yaptığı araştırma, pankreas kanserinde yağın türü ve kalitesinin miktarından daha önemli olabileceğini gösterdi. Çalışmaya göre oleik asit tümör büyümesini hızlandırırken, omega-3 yağ asitleri hastalığın ilerlemesini yaklaşık yarı yarıya yavaşlatabiliyor.
ABD’de Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, pankreas kanserinde beslenmede tüketilen yağın miktarından ziyade türünün kritik rol oynayabileceğini ortaya koydu. Bulgular, bazı yağların tümör büyümesini hızlandırabileceğini, bazılarının ise hastalığın gelişimini önemli ölçüde yavaşlatabileceğini gösterdi.
OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ TÜMÖR GELİŞİMİNİ YARI YARIYA AZALTIYOR
Araştırmada, zeytinyağı ve çeşitli gıdalarda bulunan oleik asidin pankreas kanseri gelişimini hızlandırabileceğine dair bulgular elde edildi. Çalışmada, bu yağ türünün özellikle genetik olarak hastalığa yatkın farelerde tümör büyümesini artırdığı gözlemlendi.
Çeşitli hayvansal be bitkisel yağlarda doğal olarak bulunan bir yağ asidi olan oleik asit, zeytinyağı, fındık yağı ve ayçiçek yağlarında bulunur.
Hayvansal yağlarda da bol miktarda bulunan oleik asit, tavuk ve hindi yağlarının yüzde 37 ila 56'sını oluşturuyor.
Kalp sağlığını destekler, cilde nem verir, sabun sanayisinin temel hammaddelerinden biridir.
Buna karşın balık yağında bulunan omega-3 yağ asitlerinin, hastalığın ilerlemesini belirgin şekilde yavaşlattığı ve bazı durumlarda tümör gelişimini yarı yarıya azalttığı tespit edildi.
YAĞ TÜRÜ, HASTALIK SÜRECİNİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR
Araştırmacılar, yağ asitlerinin hücre zarında oluşturduğu farklı etkilerin, kanser hücrelerinin oksidatif hasara karşı direncini değiştirdiğini belirtti. Buna göre doymamış yağ türleri, hücrelerin ölüm mekanizmasını etkileyerek hastalık sürecini doğrudan etkileyebiliyor.
Çalışma henüz insanlarda doğrulanmış değil. Ancak obezite, kronik pankreatit, ileri yaş diyabeti veya genetik risk taşıyan bireylerde beslenme faktörlerinin daha önemli olabileceği değerlendiriliyor.
Araştırmacılar, gelecekte yağ asidi dengesinin pankreas kanseri riskini belirlemede bir biyobelirteç olarak kullanılabileceğini de inceliyor.