2013 yılı Türkiye'nin en hızlı büyüme sağladığı yıl oldu. Bunu gören lobi, önce gezi eylemlerini sonra ise 17-25 Aralık darbe girişimini başlattı. Ama başarılı olamadı.
Dünya krizdeydi ama Türkiye etkilenmiyordu... "Ekonomide kriz çıkacak" dediler, içeride ve dışarıda haberler yaptırdılar...
Buna rağmen gelen iyi rakamlara inanamadılar. Ekonomi patinaj yapmadıkça, yapsın diye manipülasyonları arttırdılar; olmadı...
Üstelik iktidar paradan para kazanma dönemini bitiriyordu. Dev projeler yükseliyordu ve tam 1,4 trilyon liranın faiz lobisine gitmesi engelleniyordu.
Böyle bir ortamda daha sert bir operasyon yapılmalıydı oyunlar kuruldu.
İçeriden ve dışarıdan destekler alındı. Düğmeye basıldı. 17 Aralık'ta bir darbeyle bu iyiye giden düzen yıkılmalı, sandıkla iktidardan indirilemeyenler önce gönüllerden sonra tarihten silinmeliydi..
Ülkeyi karıştırmak isteyenler, içeriden ve dışarıdan destek bulmakta zorlanmadılar... Çünkü para muslukları kesilmişti.
Türkiye tek başına iktidar döneminde en çok ekonomik istikrarla kazandı. AK Parti, en büyük mücadelesini faiz lobisine karşı verdi.
Amaç ise paradan para kazanma dönemini bitirip üretimi desteklemekti.
2002'de toplanan Her 100 TL'lik verginin 86 lirası faize giderken bu rakam 14 liraya geriledi.
Böylece, 1,4 trilyon liranın lobiye gitmesi engellendi. Faiz lobisinin tüm çabalarına rağmen Türkiye astronomik faizleri sadece tarih kitaplarında bıraktı. Koalisyon dönemlerinin yüzde 600'lü faiz oranları unutuldu.
Mayıs 2013, Türkiye tarihinin ekonomik anlamda en büyük atılımını yaptığı dönem oldu. 46 milyar dolarlık 3'üncü havalimanı, 22 milyar dolarlık nükleer santral, 2.5 milyar dolarlık 3'üncü köprü ihaleleri yapıldı.
Türkiye'nin kredi notu yükselirken, IMF'ye borç sıfırlandı. Borsa 93 bin seviyelerine yükseldi, en önemlisi de faiz yüzde 4.6 ile tarihinin en düşük seviyesine indi.
Son 10 yılda faiz lobisine ödenen miktar yaklaşık 700 milyar lira iken, 2002 öncesi şartların devam etmesi durumunda yaklaşık 1 trilyon 700 milyar Tl olacaktı.
Mayıs 2013'te bu tabloyu gören lobi, önce gezi parkı olaylarını başlattı, bundan sonuç alamayınca da Paralel Yapı ile birlikte, 17-25 Aralık darbe girişimlerini devreye soktu.
17 Aralık'ta 1,94 lira olan dolar 2,21 lira seviyesine çıktı. 94 binlere kadar çıkan borsa 67-68 binler seviyesine düştü. 17 Aralık-27 Aralık arasında halka açık şirketler toplam 49 milyar dolar değer kaybetti.
Türkiye'nin risk primi yüzde 38 arttı. Türkiye en az 140 milyar dolar kayba uğradı.
Eğer başarılı olsalardı, eğer azmettikleri gibi Başbakanı, 'dönemin başbakanı' yapabilselerdi, maliyet altından kalkılamaz olacaktı. "Hükümet gitsin de ne olursa olsun"du. Ama yine olmadı...
Türkiye'yi 2001'deki kriz yıllarına döndürmek istediler. Ancak etkileri olsa da ekonomideki istikrar ve güven ile operasyon başarılı olamadı.
17-25 Aralık'ın üzerinden 2 yıl geçti. Dünyanın krizden korktuğu bir dönemde güçlü siyasi istikrarla reformlarla AB çıpasıyla şimdi Türkiye için yeni bir hikaye yazma zamanı...