Aydın: Osmanlı, Ermenilerin ‘hayvanlarını’ bile korumuştu!
Yrd. Doç. Oğuzhan Aydın: “Müslüman ahaliden yaşlıları, kadınları, çocukları tandırlarda yaktılar. Biz ise onları hep himaye ettik. Hatta onlara Millet-i Sadıka bile dedik. Sadrazamlık makamını bile teslim ettik. Ermenilerin hayvanlarını korumak için bile yönetmelik yayınlandı” diyor.
İSMAİL UĞUR / ANKARA - Ermeni diasporası ve güdümündeki emperyalist devletler ile “Bir Kısım Medya” Türkiye’yi ahlâksızca “Soykırımcılıkla” suçlarken, AP’nin bütün araştırmacılara açık olduğu halde “açılmasını” istediği arşivlerde yer alan belgeler, Osmanlı’nın bırakın soykırım yapmayı, tehcir edilen Ermenilerin “hayvanlarının sağlığını” bile düşündüğünü, bunların sağlıklı olarak sevk edilmesi için her türlü tedbiri aldığını gözler önüne seriyor. Belgede, “İhtiyaç sahibi olan çiftçi ve meslek sahiplerine, uygun miktarda sermaye ya da alet ve edevat verilecektir” ifadeleri de dikkat çekiyor.
HİMAYE ETTİK, “İFTİRALARLA” KARŞILAŞTIK!
Belge hakkında değerlendirmede bulunan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi, Osmanlıca Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Aydın, Papa ve peşine takılan “Bir Kısım Medya”nın “soykırım” iddialarına tepki gösterdi ve şöyle devam etti: “Biz onlara en başta ‘Millet-i Sâdıka’ demişiz. Osmanlı’da sadrazamlığa kadar yükselen Ermeni kökenli vatandaşlarımız olmuş. Evlerimizi paylaşmışız, arazilerimizi paylaşmışız, hatta Anadolu Türkleri sınır boylarında vatanı beklerken, Ermeniler Osmanlı topraklarında askerlik yapmadan rahatça ticaretlerini yapıp ekonomilerini geliştirmişler ve bu sayede güçlenmişlerdir. Osmanlı, dağılmaya başlayınca, İngilizler ve Ruslar, Ermenileri kışkırtarak, onların ellerine silah vererek, erkeklerini savaşlarda kaybeden Anadolu kadınlarının, çocuklarının ve yaşlılarının üzerlerine yıllarca saldırmışlar, Anadolu Türklerini, camilere, tandırlara, toplayarak yakıp, toplu bir katliamı onlar gerçekleştirmiştir. Hatta, o günün âşıkları bu fecaati çeşitli şekillerde dile getirmişlerdir. Bir şâir bir dörtlüğünde şöyle demiştir: ‘Kars’ı vurup, Erzurum’u bastılar/ Gelinleri iki canlı kestiler/Çocukları kundaklarla astılar/ Yetiş imdadıma Üçüncü Ordu’ şeklindeki ifadeleriyle mazlum ve mağdur olan halkın duygularını terennüm etmiştir.
“MÜSLÜMANLARI TANDIRLIKLARDA, SAMANLIKLARDA YAKTILAR”
Yrd. Doç. Aydın şöyle devam etti:
“Başta Van ve Erzurum olmak üzere, birçok Doğu illeri ve ilçelerinde tandırlıklarda ve samanlıklarda yakılan Müslüman Türklerin cesetleri vardır ve belgeleri ile ortadadır. Bu kadar zulme rağmen, 1915 yılında Ermenilerin tehcir edilmesi kararından dolayı, Anadolu Müslümanları Ermenilere acımış, Ermeni çocuklarını ve yaşlılarını saklayarak tehcir edilmelerine engel olmuştur. Sonunda, o çocukları büyüterek, erkekse kızlarını vermiş, kız ise oğullarına alarak, onları tehcirden muhafaza etmişlerdir. Anadolu’nun birçok yerinde tehcirden muhafaza edilen çocuklar büyümüş ve Anadolu insanının arasına katılmışlardır. Bizim toplumumuz merhamet toplumudur. Hiçbir millete zulüm etmemiştir. Bilakis, ‘Beyaz Adam’ın zulmüne devamlı uğramıştır. Ben, dünya devletlerine seslenmek istiyorum: ‘Yüz sene evvel aslı astarı olmayan bir meseleye el atacaklarına, bugün başta Irak ve Suriye olmak üzere, döktükleri yüzbinlerce Müslümanın kanının hesabını versinler.”
İŞTE O BELGE!
İşte 10 Haziran 1915 tarihli ve (1/2, 109, 4, 361, 1445, 1-4) kayıtlı “Arşiv Belgesi”nin sadeleştirilmiş halinin bir bölümü:
Savaş hâli ve olağanüstü siyasî zorunluluklar dolayısıyla başka yerlere nakledilen Ermenilerin iskân ve iaşeleri ile diğer konular hakkında yönetmeliktir.
Madde 1: Nakli gerekli olanların sevklerinin sağlanması, yerel görevlilerin yönetimine aittir.
Madde 2: Nakledilen Ermeniler, taşınabilir bütün mallarını ve hayvanlarını beraberlerinde götürebilirler.
Madde 3: İskân yerlerine sevk edilen Ermenilerin yol boyunca can ve mallarının korunmasıyla, iaşe ve dinlenmelerinin sağlanmasından, gidiş yolları üzerinde bulunan yerel görevliler sorumludur. Bu konuda meydana gelecek gevşeklik ve ilgisizlikten sırasıyla bütün görevliler sorumludur.
Madde 4: Oluşturulan iskân yerlerine ulaşan Ermeniler duruma ve yere göre; ya mevcut köy ve kasabalarda ayrı ayrı inşa edilecek evlere ya da yerel idareciler tarafından belirlenecek yerlerde kurulacak köylere yerleştirileceklerdir. Köylerin, sağlık şartlarına uygun, tarıma ve gelişmeye uygun yerlerde kurulmasına özellikle dikkat edilecektir.
Madde 5: İskân bölgelerinde köy kurulmasına elverişli, boş, sahipsiz ve devlete ait arazi bulunmaması durumunda, devlet malı olan çiftlik ve köylerin iskân için tahsis edilmeleri uygundur. (....) 10 Haziran 1915.