• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
8
Yeniakit Publisher
Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil

Sakarya Gaz Sahası’nda keşfedilen doğalgazın jeolojijkökeni belli oldu. TTK Etüt Plan-Proje Tesis Daire Başkanlığı Eski Aramalar Şube Müdürü Ali Baltaş konuyla ilgili detayları açıkladı.

#1
Foto - Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil

İmza Gazetesi'nde yer alan habere göre, TTK Etüt Plan-Proje Tesis Daire Başkanlığı Eski Aramalar Şube Müdürü Ali Baltaş, Sakarya Gaz Sahası’nda keşfedilen gazın bölgedeki kömür damarlarıyla ilgisi olmadığını, gazın Tuna Nehri’nin deniz içi deltasıyla bağlantılı olduğunu belirtti.

#2
Foto - Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Etüt Plan-Proje Tesis Daire Başkanlığı Eski Aramalar Şube Müdürü Ali Baltaş, Karadeniz'de Sakarya Gaz Sahasında yapılan doğal gaz keşfi ile Zonguldak havzasındaki taşkömürü damarları arasında herhangi bir ilişki olup olmadığına yönelik kamuoyunda merak edilen soruya bilimsel ve teknik açıklık getirdi.

#3
Foto - Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil

Sakarya Gaz Sahası, Batı Karadeniz açıklarında, Romanya-Türkiye sınırına yakın bir konumda yer alıyor. Bu bölge, Türkiye'nin Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) içinde ve Zonguldak’ın Filyos ilçesinin yaklaşık 170 kilometre açığında, deniz tabanından 2.100 metre derinlikte bulunuyor. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), burada yürüttüğü hidrokarbon arama faaliyetleri kapsamında Göktepe-3 kuyusunda yeni bir gaz keşfi gerçekleştirdi.

#4
Foto - Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil

Ali Baltaş’ın açıklamalarına göre, kömür ile doğal gazın oluşum ortamları birbirinden oldukça farklı. Kömür, karasal bitki artıklarının kırıntılı kayaçlarla birlikte gömülmesi ve zaman içinde ısı ile basınca maruz kalması sonucu oluşurken; doğal gaz ise denizel ortamda biriken organik maddelerin ana kayaç içinde olgunlaşmasıyla meydana geliyor. Gaz, bu ana kayadan gözenekli hazne kayaçlara geçerek burada hapsoluyor. Bu nedenle doğal gazın çoğunluğu, geçirimsiz kayaçlarla çevrili bu hazne kayaçlardan üretiliyor.

#5
Foto - Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil

Baltaş’a göre, Sakarya Gaz Sahasında keşfedilen doğal gazın, Zonguldak kömür damarlarıyla doğrudan bir ilişkisi bulunmuyor. Bunun yerine bu gaz, tarihsel olarak Tuna Nehri deltasının Karadeniz içinde ülkemizin sınırları içinde kalan bölümünde yer alıyor. Gazın bulunduğu ilk kuyunun “Tuna-1” adını almasının nedeni de bu jeolojik bağlantıdan kaynaklanıyor. Bu tip deniz içi deltalar, doğal gazın bulunabileceği önemli hazne kayaç potansiyeline sahip bölgeler arasında yer alıyor.

#6
Foto - Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil

Ali Baltaş, açıklamasında Mısır’daki Zohr gaz sahası ile İsrail açıklarındaki Leviathan gaz sahasını örnek gösterdi. Her iki sahada da deniz içindeki deltaların getirdiği kumtaşları içinde doğal gaz rezervlerine ulaşılmıştı. Türkiye’de ise Sakarya, Filyos, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh gibi nehirlerin Karadeniz’e döküldüğü alanlar da benzer potansiyellere sahip olabilir.

#7
Foto - Türkiye'nin keşfettiği doğalgazın kökeni belli oldu: Kömür damarlarıyla ilgili değil

Bir bölgede doğal gaz bulunup bulunmadığını anlamak için önce jeofizik yöntemlerle potansiyel alanlar belirleniyor. Daha sonra sondaj çalışmaları yapılıyor ve akış testleri ile gazın üretilebilirliği ölçülüyor. Ekonomik değer taşıyan rezervlerin tespit edilmesinden sonra ise üretim kuyuları açılıyor ve gaz, boru hatları aracılığıyla karaya ulaştırılıyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bilimsel olarak

Tarihin milyonlarca yılı içinde Karadeniz'in diğer denizlerle irtibatının kapanması ve açılması dönemlerinde tatlı ve tuzlu sular halinde olan değişimler sonucu, bu değişimlere dayanamayan canlıların yok olması ile oluşan ve su yüzeyinin 50 M. ne kadar yükselen yanıcı hidrojen sülfürün ana kayaçlara çökelmesi olabilir.

dfg

dehasın bu tespitin jeoloji tarihinde bir çığır açacak....
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23