Tropik iklim yapısına uyum sağlamış bir bitki türü olan muz, düşük sıcaklık koşullarına karşı oldukça hassas bir bünyeye sahip bulunuyor. Evlerde kullanılan standart buzdolaplarının iç sıcaklık değerleri genellikle 4 derece civarında sabit tutuluyor. Oysa bilimsel veriler, bu meyvenin formunu koruyabilmesi adına ideal saklama koşullarının 14 ile 16 derece aralığında bulunması gerektiğini net bir şekilde kanıtlıyor. Aradaki 10 derecelik bu ciddi fark, meyvenin dış kabuğunda yer alan narin hücre zarlarının fiziksel olarak tahrip olmasına yol açıyor. Soğuk havanın etkisiyle esnekliğini ve direncini kaybeden hücre zarları parçalandığında, normalde birbirinden ayrı duran enzimler ve fenolik maddeler birbirine karışıyor. Bu durum, serbest kalan bileşenlerin oksijenle doğrudan ve agresif bir biçimde temas etmesini sağlayarak kararma sürecini tetikliyor. Muz buzdolabına konulduğunda soğuk havayla ilk yüzleşen kısım doğal olarak dış kabuk yüzeyi oluyor. Hücre tahribatı ilk olarak bu dış katmanda başladığı için kararma belirtileri son derece hızlı bir şekilde gözle görülür hale geliyor. Yüzeydeki mikroskobik hasarlar arttıkça kahverengi pigmentlerin sentezi yoğunlaşıyor ve birkaç gün içerisinde meyvenin tüm dış yüzeyi siyah ile kahverengi arasında bir renge bürünüyor. Meyvenin dış görünüşünü ve canlı sarı tonunu daha uzun süre tutabilmek için soğuk zincir yerine doğru ortam koşullarını oluşturmak gerekiyor. Nem oranı düşük, doğrudan güneş ışığı almayan ve oda sıcaklığına yakın serin alanlar muz muhafazası için en ideal meknlar olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin bu detaya dikkat etmesi, gıda israfının önüne geçerken meyvenin besin değerini ve görselliğini maksimum seviyede korumasına yardımcı oluyor.