RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI AVRUPA’YI DA ETKİLİYOR Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yalnızca iki ülkeyle sınırlı bir sorun olmadığını belirten Ceyhun, savaşın Avrupa’nın güvenliğini, ekonomisini ve siyasi dengelerini doğrudan etkilediğini dile getirdi. Savaşın uzamasının taraflar açısından ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Ceyhun, mevcut koşullarda cephedeki durumun kısa vadede değişmesinin zor olduğunu savundu. Rusya’nın işgal ettiği bölgelerdeki kontrolünü sürdürdüğünü belirten Ceyhun, savaşın uzamasının insan kayıplarını artırırken çözüm ihtimalini de zorlaştırdığını söyledi. Avrupa’nın Ukrayna’ya destek açıklamalarına rağmen savaşın insani ve ekonomik maliyetlerinin devam ettiğine dikkat çeken Ceyhun, diplomatik temasların yeniden güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Ceyhun, savaşın sona ermesi ve yeniden inşa sürecinin başlaması hâlinde yalnızca Ukrayna’nın değil, Avrupa ekonomilerinin ve Türkiye’nin de bundan yarar sağlayabileceğini ifade etti. Ukrayna’nın yeniden inşasının çok büyük bir ekonomik ve teknik kapasite gerektireceğini belirten Ceyhun, Türkiye’nin bu süreçte önemli bir rol üstlenebileceğini vurguladı. Türkiye’nin inşaat ve üretim kapasitesine dikkat çeken Ceyhun, Ukrayna’nın yeniden inşasının Türkiye gibi bu alanda tecrübeli ülkelerin katkısı olmadan yürütülmesinin zor olacağını dile getirdi. Ceyhun, savaşın sona ermesinin ekonomik iş birliği için yeni imkânlar oluşturabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ukrayna yeniden inşaada gerçekten Avrupa Birliği’nin bütün inşaat firmaları bir araya gelseler Türkiye’siz ve diğer başka Avrupa Birliği üyesi olmayan bu konuda becerikli ülkeler olmaksızın Ukrayna’yı yeniden inşa bile edemezler.” Ceyhun, Avrupa’nın Rusya’yı tamamen dışlayan bir yaklaşım yerine uluslararası gerçekleri gözeten, diplomatik çözümü önceleyen bir politika izlemesi gerektiğini savundu. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik müdahalesini ve işgal ettiği toprakları eleştirmenin uluslararası hukuk açısından önemini koruduğunu belirten Ceyhun, buna rağmen savaşın devam etmesinin ortaya çıkardığı sonuçların da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. ATEŞKES VURGUSU: “SİVİLLER GEREKSİZ YERE ÖLMEK ZORUNDA KALMAYACAKTI” Savaşın insani boyutuna da değinen Ceyhun, daha erken bir aşamada ateşkes sağlanabilmesi durumunda çok sayıda insanın hayatının kurtarılabileceğini söyledi. Ukrayna ve Rusya’daki sivillerin saldırılardan etkilenmesine dikkat çeken Ceyhun, savaşın uzamasının şehirlerdeki yaşamı, altyapıyı ve ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilediğini belirtti. Ceyhun, savaşın ilk dönemlerinde ateşkes sağlanmasının mümkün olabileceğini dile getirerek geçmişe dönük değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ukrayna savaşı çıktığından beri bir yıl sonra bir ateşkes yapılabilseydi o bir yıldan bugüne kadar dönemde ölen insanlar ölmeyecekti.” Ateşkesin sağlanması ve geçici bir çözümün korunması hâlinde Ukrayna’daki kentlerde yaşanan yıkımın ve sivil kayıpların azaltılabileceğini belirten Ceyhun, savaşın Rusya tarafındaki siviller ve ekonomi üzerinde de zarar meydana getirdiğini söyledi. Ceyhun’a göre, tarafların pozisyonlarını yalnızca askerî mücadele üzerinden değerlendirmek yerine diplomatik çözüm ihtimallerini de gündemde tutması gerekiyor. Savaşın uzamasıyla Avrupa’nın enerji maliyetlerinin yükseldiğini, vatandaşların ekonomik sıkıntılarının arttığını ve siyasi dengelerin değiştiğini belirten Ceyhun, çatışmanın sona ermesinin bölge açısından önemli sonuçlar doğuracağını kaydetti. AVRUPA’DA ENERJİ KRİZİ VE SİYASİ DENGELER Programda Avrupa’nın enerji ve akaryakıt sorunları da geniş yer buldu. Petrol ve yakıt tedarikinde yaşanan sıkıntıların yalnızca uluslararası çatışmalardan kaynaklanmadığını belirten Ceyhun, Avrupa’daki kuraklığın ve nehir taşımacılığında yaşanan aksaklıkların da tedarik süreçlerini etkileyebildiğini anlattı. Almanya’nın önemli havalimanlarından Frankfurt’ta yaşanan yakıt tedariki sorunlarına değinen Ceyhun, enerji krizinin farklı alanlarda birbirini etkileyen sonuçlar doğurduğunu söyledi. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın Avrupa’da yaşayan vatandaşların bütçelerine doğrudan yansıdığını belirten Ceyhun, ekonomik sıkıntıların siyasi tercihleri de etkilediğini ifade etti. Ceyhun, enerji maliyetlerinin yükselmesi ve ekonomik sorunların derinleşmesiyle birlikte Avrupa’daki popülist siyasi hareketlerin güç kazandığını savundu. Almanya, Avusturya ve Fransa’daki siyasi gelişmelere işaret eden Ceyhun, Avrupa’da geleneksel siyasi dengelerin değiştiğini ve merkez partilerin eski ağırlıklarını kaybettiğini dile getirdi. Avrupa’nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde, Türkiye’nin de bu değişimi yakından takip etmesi gerektiğini belirten Ceyhun, Avrupa ülkelerindeki yeni siyasi aktörlerle iletişim kanallarının açık tutulmasının önemini vurguladı. Ceyhun, Avrupa’daki siyasi değişimin Türkiye açısından da dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Dünya bakın geçmişten bildiğimiz, bizlerin gençlik ve olgun yaşlarımızda içinde yaşadığımız dünya ve bildiğimiz klasik dünya sistemi artık yok” ifadelerini kullandı. Avrupa’daki yeni siyasi güç dengelerinin dış politikaya yansımalarının önümüzdeki yıllarda daha belirgin hâle gelebileceğini kaydeden Ceyhun, Türkiye’nin analiz ve planlamalarını bu değişimi hesaba katarak yapması gerektiğini söyledi. “TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİSİNDE DOĞRU ZAMANDA GELECEĞE YATIRIM YAPTI” Programda Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişimi ve Türk savunma ürünlerinin Avrupa pazarındaki potansiyeli de değerlendirildi. Türkiye’nin özellikle insansız hava araçları, insansız sistemler ve zırhlı araçlar alanındaki üretim kapasitesine dikkat çeken Ceyhun, Avrupa ülkelerinin Türk savunma sanayisini yakından takip ettiğini ifade etti. Ceyhun, Doğu Avrupa’da Türk savunma ürünlerine yönelik ilginin arttığını, bazı ülkelerin Türk zırhlı araçlarını satın aldığını ve insansız hava araçlarına büyük ilgi gösterdiğini söyledi. Fransa ve Almanya gibi kendi savunma sanayisi bulunan ülkeler açısından Türkiye’nin aynı zamanda ciddi bir rakip hâline geldiğini belirten Ceyhun, savunma harcamalarında maliyet ve verimlilik arayışının önem kazandığını dile getirdi. Modern savaşlarda kullanılan araçların ve askerî stratejilerin değiştiğini ifade eden Ceyhun, özellikle insansız hava araçlarının savaş alanındaki rolünün giderek büyüdüğünü kaydetti. Çok sayıda insansız hava aracının birlikte kullanıldığı saldırıların hava savunma sistemleri üzerinde ciddi baskı oluşturabildiğine dikkat çeken Ceyhun, bu değişimin ülkelerin savunma planlamalarını da dönüştürdüğünü söyledi. Türkiye’nin savunma sanayisine zamanında yatırım yapmasının önemli bir avantaj sağladığını belirten Ceyhun, Avrupa ülkelerinin de daha etkili ve ekonomik çözümlere yönelme ihtiyacıyla Türk üretimlerine ilgi gösterebileceğini ifade etti. Ceyhun, Türkiye’nin savunma sanayisindeki konumunu şu sözlerle değerlendirdi: “Biz doğru zamanda geleceğe yatırım yapmış bir ülke olarak savunma sanayinin pazarında da dünya çapındaki pazarında da şu an çok güçlü bir şekilde varız.” Türk savunma sanayisinin uluslararası pazardaki etkinliğinin artabileceğini belirten Ceyhun, Avrupa Birliği ülkelerinin maliyet etkinliği ve NATO içindeki standartlaşma gibi nedenlerle Türkiye’nin üretimlerine yönelebileceğini kaydetti. AZERBAYCAN’DAKİ BAŞÖRTÜSÜ KARARINA ELEŞTİRİ Yayının son bölümünde, Azerbaycan’da okullardaki kıyafet yönetmeliği ve başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin tartışmalar gündeme geldi. Ceyhun, başörtüsü yasağına karşı olduğunu belirterek Türkiye’nin geçmişte yaşadığı uygulamaların toplumsal etkilerine dikkat çekti. Kılık kıyafet üzerinden yasakçı politikalar geliştirilmesini doğru bulmadığını ifade eden Ceyhun, insanların eğitim hayatlarının bu tür uygulamalar nedeniyle olumsuz etkilenmemesi gerektiğini söyledi. Eşinin geçmişte üniversite eğitimi sırasında peruk takmak zorunda kaldığını anlatan Ceyhun, başörtüsü yasaklarının insanların hafızasında acı hatıralar bıraktığını dile getirdi. Ceyhun, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle ortaya koydu: “Başörtü yasağıyla kimse hiçbir şey elde edemez. Sadece yanlış.” Azerbaycan’daki kararı da bu çerçevede değerlendiren Ceyhun, başörtülü öğrencilerin okula alınmamasına ilişkin uygulamayı doğru bulmadığını açıkça ifade etti. Bununla birlikte, Azerbaycan’ın iç politika ve güvenlik kaygılarının da doğru analiz edilmesi gerektiğini belirten Ceyhun, kararın arkasındaki olası nedenleri anlamaya çalıştığını söyledi. Azerbaycan’ın İran’la ilişkilerinin ve bölgesel güvenlik kaygılarının tartışmada etkili olabileceğini değerlendiren Ceyhun, meselenin yalnızca çocukların başörtüsüyle ilgili olmayabileceğine, yönetimin bazı iç politika kaygıları taşıyor olabileceğine ilişkin kişisel gözlemini paylaştı. Ancak bu kaygıların eğitim ve çocuklar üzerinden yürütülecek yasaklarla giderilmesini doğru bulmadığını vurguladı. Ceyhun, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı tecrübelerin Azerbaycan için yol gösterici olabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Gönül isterdi ki bizim Türkiye deneyimlerimizden yararlansınlar.” Türkiye’nin hem başörtüsü tartışmalarından hem de güvenlik alanında yaşadığı sorunlardan önemli deneyimler edindiğini belirten Ceyhun, Azerbaycan’ın kaygıları varsa bunları okul çocukları ve eğitim sistemi dışında farklı yöntemlerle ele alabileceğini söyledi. Ceyhun, söz konusu yaklaşımını şöyle sürdürdü: “Kaygıları varsa, bunu okul çocukları ve eğitim sistemi üzerinden değil belki çok daha farklı alanlarda önleme ve tedbir alma yolunda başarılı olabilir.” Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yakın ilişkilere de değinen Ceyhun, iki ülkenin birbirlerinin tecrübelerinden yararlanmasının önemine işaret etti. Eğitim hakkını etkileyen uygulamalar yerine güvenlik kaygılarına yönelik farklı çözümler geliştirilmesi gerektiğini belirten Ceyhun, çocukların eğitim hayatlarının siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiğini savundu. DİPLOMASİ VE TECRÜBE AKTARIMI VURGUSU Programın sonunda Türk dış politikasının kurumsal kapasitesine ve diplomasi tecrübesinin önemine değinen Ceyhun, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapan diplomatların birikimine dikkat çekti. Büyükelçilik yaptığı dönemde edindiği tecrübeler ile Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği politikaları alanındaki çalışmalarının kendisine önemli bir perspektif kazandırdığını belirten Ceyhun, uluslararası ilişkiler alanında farklı deneyimlere sahip kişilerin katkısının değerli olduğunu söyledi. Ceyhun, Türkiye’nin diplomatik birikiminin yanı sıra Avrupa’da siyasi ve diplomatik süreçlerin içinde görev almış kişilerin deneyimlerinden de yararlanılması gerektiğini ifade etti. Farklı ülkelerde değişen siyasi dengelerin yakından takip edilmesinin, gelecekte ortaya çıkabilecek yeni koşullara hazırlıklı olmak bakımından önem taşıdığını kaydetti.