“Öncelikle bu olay kabul edilemez bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin hiçbir meydanında, hiçbir sokağında ellerinde başka bayraklarla, paçavralarla yürümesi kabul edilemez. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir toprak talebinde bulunulup da burası Kürdistan'dır denerek, ellerde bayraklarla yürüyemezler. Almanya'nın Bavyera eyaletine Kürdistan diyecekler ve Kürdistan bayrağı sallayacaklar. Almanya buna asla müsaade etmez. Almanya'daki gösterilerde Kürdistan bayrakları vardı, onlar ses çıkarmadı deniyor, Ses çıkarmazlar çünkü onlardan bir toprak talebin yok. Oraya terör estirmiyorsun, bölücülük yapmıyorsun. Bu kabul edilemez bir durumdur. Aynı zamanda Celal Talabani'nin Diyarbakır'da okunan mesajı Türkiye'nin resmen iç işlerine karışma ve Türkiye'deki Kürt kökenli vatandaşları isyana teşvik etmektir, terörü destekleme mesajıdır. Buna nasıl müsaade edilir? Ellerinde hiçbir Türk bayrağı olmayan bu şahıslar hakkında niye işlem yapılmaz? Polisler bu Kürdistan paçavralarını nasıl katlayarak iade ederler? Bunu anlamak mümkün değil. Türkiye'de kanunlar neden işletilmez? Bunların nasıl bir dokunulmazlıkları vardır? Dört parça Kürdistan'dan bahsedilirken gözümüzün önünde ellerine Türk bayrağı almayanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne sadakatlerini bildirmeyenler, Türk bayrağına saygı göstermeyenler, Türk milletine saygı göstermeyenlerle kardeşlik olur. Bu nasıl bir süreçtir? Ben de terörsüz Türkiye'yi istiyorum. Terörü kim ister? Ama ben teröristin baş tacı yapıldığı, Türk bayrakları yerine Kürdistan paçavralarının dolaştırıldığı sokaklarında bir senap, yaşasın Kürdistan naralarının atıldığı bir Türkiye'yi istemiyorum. Böyle Türkiye, Türkiye'yi hiç kimse istemez. Bunun adı da terörsüz Türkiye olmaz. Terör örgütünün ele geçirdiği Türkiye olur. Bu kadar söyleyeyim yeter.