'ŞEHİR HEPİMİZE AİT' - İlknur Bektaş, "İstiklal Caddesi'nin tarihi yapısı, cepheleri, pasajları... Çiçek Pasajı hikayeleriyle bilinir bütün şehir. Şehri yaşatan hikayeleridir, mağazalar değil. Binanın estetiğine uygun bir anlayış benimsenmeli. Sıradan bir reklam yüzeyi olarak kullanamazsınız tarihi yapıları, aynı zamanda kentin ortak görüntüsü ve görünümün bir parçasıdır. Biz burada görüntü kirliliği yaşıyoruz. Yapının oranları, kemerleri, sütunları, malzemesi, bezemeleri cephesindeki mimari ritminin korunması gerekiyor. Koruma yalnızca binayı yıkılmaktan korumak değildir. Burada asıl sorun büyük bir ürün reklamıyla, resimlerle gelişigüzel sağda solda bir sürü dükkanda cephenin önüne geçmesi. Biz Çiçek Pasajı’nı bildiğimiz o güzel estetik bina yapısını yakalayamıyoruz çünkü önünden geçtiğimizde bir sürü markanın kendini teşhir etmek için binanın önüne geçen reklam algısıyla karşılaşıyoruz. Evet onlar hedefine ulaşmış oluyorlar ama kent kendinden uzaklaşmış oluyor" ifadelerini kullandı. Bektaş, "Şimdi İstiklal Caddesi’nde büyük şehrin ve Beyoğlu Belediyesi'nin hakları ve sorumlulukları var. Anıtlar Kurulu’nun Beyoğlu Belediyesi'nin de Büyük şehrin birtakım ruhsatları izinleri ve istedikleri yerler belki vardır. Tekrar gözden geçirilebilir gözden kaçmış olabilir. Bizim kurumlara tekrar bu sorumluluklarını hatırlatmamız da gerekiyor vatandaş olarak çünkü şehir hepimize ait" diye konuştu.