• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
5
Yeniakit Publisher
15 yıl sonra Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı: 2012'de ne oldu?

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Giriş Tarihi:

15 yıl sonra Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı: 2012'de ne oldu?

Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, 15 yıl sonra yeniden açılan Kaşif Kozinoğlu dosyasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

#1
Foto - 15 yıl sonra Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı: 2012'de ne oldu?

Yazıcı, soruşturmanın yalnızca ölüm olayına değil, 2012 yılında verilen takipsizlik kararına, o dönemde görev yapan kurum ve yetkililere ve dosyanın o tarihten bugüne uzanan bütün adli sürecine kadar genişletilmesi gerektiğini söyledi. Yazıcı, dosyanın yeniden açılmasını sağlayan Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e teşekkür ederek, “Yıllar sonra bu dosyanın yeniden açılması, geçmişte cevapsız kalan soruların hukuk içinde araştırılması açısından son derece önemli bir adımdır. Devlet, kamu vicdanında soru işareti bırakan hiçbir dosyayı zaman aşımına uğramış bir sır olarak görmemelidir” dedi.

#2
Foto - 15 yıl sonra Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı: 2012'de ne oldu?

“Kozinoğlu sıradan bir isim değildi” Kaşif Kozinoğlu’nun Türk Silahlı Kuvvetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı bünyesinde uzun yıllar görev yaptığını belirten Yazıcı, Kozinoğlu’nun Asya, Afganistan ve Bosna-Hersek gibi kritik bölgelerde Türkiye adına önemli görevler üstlendiğine dikkat çekti. Kozinoğlu’nun 2011 yılında Odatv soruşturması kapsamında tutuklandığını ve Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybettiğini hatırlatan Yazıcı, şöyle konuştu: “Kaşif Kozinoğlu sıradan bir isim değildi. Devletin istihbarat ve güvenlik alanında uzun yıllar görev yapmış, kritik bölgelerde Türkiye adına sorumluluk üstlenmiş bir isimdi. Dolayısıyla ölümünü yalnızca bir cezaevi vakası olarak değerlendirmek eksik olur. Tutuklanma süreci, cezaevindeki koşulları, ölümünden önce yaşananlar ve sonrasında yürütülen soruşturmanın tamamı birlikte değerlendirilmelidir.”

#3
Foto - 15 yıl sonra Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı: 2012'de ne oldu?

Kozinoğlu’nun 12 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’nde rahatsızlandığı, hastaneye sevk edildiği ve hastaneye ulaştığında hayatını kaybettiğinin tespit edildiği; 2012’de verilen takipsizlik kararının ise 26 Ağustos 2026’da kaldırılarak soruşturmanın yeniden başlatıldığı açıklandı. Yeni soruşturma kapsamında olay tarihinde cezaevinde görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatıldığı ve 10 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. “2012’de kim, hangi delille karar verdi?” 2012 yılında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığını hatırlatan Yazıcı, bugün aynı dosyanın yeniden açılmasının, 2012’deki soruşturmanın da bütün yönleriyle yeniden değerlendirilmesini zorunlu hale getirdiğini söyledi. Yazıcı şu soruları gündeme taşıdı: “2012’de yeterli görülen soruşturma, 2026’da neden yeniden açıldı? Takipsizlik kararını veren dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören hangi delillere dayanarak karar verdi? Adli Tıp raporu nasıl değerlendirildi?

#4
Foto - 15 yıl sonra Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı: 2012'de ne oldu?

Olay günü cezaevinde görev yapan personelin ifadeleri nasıl değerlendirildi? Kamera kayıtları, sağlık belgeleri ve diğer deliller bugün yeniden incelendiğinde 2012’deki değerlendirmeyle arasında bir fark ortaya çıkıyor mu? Kozinoğlu ailesinin itirazını reddeden Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’nin o tarihteki heyeti kimlerden oluşuyordu ve itiraz hangi gerekçeyle reddedildi?” Kozinoğlu ailesinin 2012’de takipsizlik kararına itiraz ettiği ve itirazın Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilerek kararın kesinleştiği dönemin haber kayıtlarında yer alıyor. “Asıl sorulardan biri de şu: O günün sorumluları bugün nerede?” Yazıcı, soruşturmanın yalnızca olay günü cezaevinde bulunan kişilerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek dikkat çeken bir soru yöneltti: “Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünde doğrudan veya dolaylı sorumluluğu bulunduğu iddia edilebilecek ve bugün devletin önemli makamlarında görev yapan kişiler var mı? Varsa, bu kişiler hakkında da hukuk çerçevesinde herhangi bir soruşturma veya inceleme yapılacak mı?” Yazıcı, bu sorunun bir suçlama olarak değil, 15 yıl sonra yeniden açılan bir dosyanın doğal olarak cevaplaması gereken sorulardan biri olduğunu vurguladı. “Bugün önemli görevlerde bulunan herkes hakkında herhangi bir peşin hüküm kurulamaz. Ancak soruşturma geçmişe uzanıyorsa, makamına ve konumuna bakılmaksızın olayla bağlantısı bulunan herkesin rolü hukuk önünde değerlendirilmelidir. Devletin adaleti makamla değişmez.” “2012’de görev yapanlar yeniden dinlenmeli” 2012 yılında görev yapan kamu görevlilerinin hukuki çerçevede yeniden dinlenmesini isteyen Yazıcı, şöyle devam etti: “Bizim çağrımız suçlama değil, yeniden incelemedir. Aradan geçen 15 yıl, dosyanın hiçbir unsurunun dokunulmaz kabul edilmemesi için yeterli bir sebeptir. O dönemde görev yapanların bildikleri, gördükleri, yaptıkları işlemler ve verdikleri kararlar yeniden değerlendirilmelidir.” Yazıcı, 2012 yılında Adalet Bakanlığı görevinde bulunan dönemin Adalet Bakanının süreçle ilgili açıklamalarının ve Bakanlığın dosyaya ilişkin kurumsal yaklaşımının da incelenmesi gerektiğini belirtti. “FETÖ, devletimizin karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden biridir” FETÖ’nün bu dosyanın araştırılmasında göz ardı edilmemesi gereken önemli bir başlık olduğunu ifade eden Yazıcı, FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu vurguladı. Yazıcı şöyle konuştu: “FETÖ, devletimizin içerisine sızarak yıllarca örgütlü bir yapı kurmuş, devlet kurumlarının imkânlarını kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışmış bir terör örgütüdür. 15 Temmuz hain darbe girişimi, bu yapının milletimiz ve devletimiz açısından ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu açıkça göstermiştir. Bu nedenle FETÖ’nün geçmişte devlet kurumlarında görev yapan mensupları, kurduğu ilişkiler ve etkili olduğu düşünülen süreçler son derece dikkatli şekilde takip edilmelidir. Özellikle istihbarat, yargı, emniyet ve cezaevi gibi devletin kritik kurumlarında yaşanan olaylar incelenirken FETÖ bağlantısı ihtimali varsa, bunun üzerine kararlılıkla gidilmelidir. Milletimiz şunu çok iyi bilmelidir: FETÖ meselesi geçmişte kalmış bir mesele değildir. Devletin kurumlarına yönelik her türlü sızma ve örgütlenme girişimine karşı uyanık olmak, devletimizin ve milletimizin güvenliği açısından bir zorunluluktur.” Bugünkü soruşturmada 11 cezaevi görevlisi hakkında işlem başlatıldığı, 10 kişinin gözaltına alındığı ve bir kişinin yurt dışında FETÖ firarisi olarak bulunduğunun açıklandığı da kamuoyuna yansıdı. Bu nedenle soruşturmanın, elde edilen yeni bulgular doğrultusunda bütün bağlantılarıyla ele alınması önem taşıyor. “Devlet hafızasında karanlıkta kalan dosya bırakılmamalıdır” Yazıcı, Kozinoğlu dosyasının aynı zamanda Türkiye’nin devlet hafızası açısından da önemli olduğunu belirterek: “Devlet adına görev yapmış bir istihbarat mensubunun ölümü söz konusuysa, devletin hafızası da bu dosyanın bir parçasıdır. Aradan yıllar geçmiş olabilir. Ancak yılların geçmesi, soruların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Tam tersine, bugün elde bulunan yeni bilgi ve belgeler ışığında geçmişin yeniden değerlendirilmesi gerekir.” dedi. “15 yıl sonra bütün taşlar yeniden yerine konulmalı” Yazıcı, Kozinoğlu dosyasının yeniden açılmasının önemli bir fırsat olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “2012’de kim soruşturdu, hangi deliller değerlendirildi, Adli Tıp raporu nasıl hazırlandı, kim karar verdi, itiraz neden reddedildi ve bugün bu dosya neden yeniden açıldı? Bunların tamamı cevaplandırılmalıdır. Daha da önemlisi; o gün yaşananların bugün hâlâ bir uzantısı varsa, bu uzantı nereye kadar gidiyor ortaya çıkarılmalıdır. Olayla bağlantısı bulunan kişilerin bugün hangi makamda olduğuna bakılmaksızın, hukukun gerektirdiği inceleme yapılmalıdır. Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü gerçekten doğal bir ölümse, bunun bütün delilleriyle ortaya konulması milletimizin vicdanını rahatlatacaktır. Eğer soruşturmanın eksik kalan bir tarafı varsa, o eksiklik de ortaya çıkarılmalıdır. Bizim meselemiz birilerini peşinen suçlamak değil; 15 yıldır cevapsız kalan soruların cevabını bulmaktır. Devletin görevi gerçeği aramaktır. Gerçek kimin işine yarar, kimin makamını sarsar diye bakılmaz. Adalet makamla, rütbeyle, geçmişle veya güçle değişmez. Ve bugün sorulması gereken soru artık çok daha açıktır: 2012’DE KAŞİF KOZİNOĞLU DOSYASINDA NE OLDU? VE O GÜNÜN KARANLIKTA KALAN BİR BAĞLANTISI BUGÜNE UZANIYOR MU? Turgay YAZICI Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23