• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

Cumhuriyet dönemi anayasaları

27 Şubat 2017
A


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

Teşkilat-ı Esasiye” yani ilk Batı tarzı anayasamız delinmedik yeri kalmamasına rağmen, 1924’e kadar yürürlükte kaldı…

Bu arada devlet dönüşmüş, 1923’te “Cumhuriyet” ilân edilmişti. Ama anayasasında yazılı olan hükme göre, “Devletin dini” hâlâ da “Din-i İslâm”dı…

1924’de tekrar bir anayasa hazırlandı: “Devletin dini, Din-i İslâmdır” hükmüne yine dokunulmadı. 

Bu hüküm 1928’de anayasadan çıkarıldı. Artık “Devletin dini, Din-i İslâm” değildi. Gerekçe de tuhaftı: “Zaten Müslüman olan bir milletin, kendi Müslümanlığından kuşkulanmış gibi, bunu anayasasına yazmasına gerek yok”.

Nüfus kâğıtlarına neden yazılıyordu, o zaman?..

Bu mantığa göre, “Zaten Türk olan bir milletin anayasasına ‘Türk’ olduğunu yazmasına da gerek yok” mu? Her yüksek tepeye bayrak asmaya, her meydana heykel dikmeye ne gerek var o zaman?

Geçelim…

“Devletin dini, Din-i İslâmdır” maddesi 1928’de anayasadan çıkarıldı. Onun yerine laikliği koymak için ise tam dokuz sene beklendi: İyice “demlensin” de kolay hazmedilsin diye mi, bilemem.

Bunu da geçelim…

O boşluk 06 Şubat 1937’ye kadar kaldı. Bu tarihte toplanan TBMM, 3115 sayılı kanunu kabul etti ve “laiklik” Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na girdi. Böylece, “Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Lâik, İnkılâpçı” oldu.

Biliyorsunuz bunlar, CHP’nin altı okunda simgelenen ilkelerdir. Kim iktidara gelirse gelsin, CHP’nin ilkeleri iktidardadır. Bu durumda, CHP’nin anayasa değişikliğine “evet” demesini bekleyebilir misiniz? 

1924 Anayasası nasıl mı hazırlandı?..

Önce Batıcı fikirleriyle tanınan, Cumhuriyet Gazetesi sahibi İzmir milletvekili Yunus Nadi (18 Ekim 1920’de Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle Türkiye Komünist Partisi’ni kurmuştur) başkanlığında “Kanun-i Esasi Encümeni” denilen bir komisyon kuruldu.

“Bize özgü bir anayasa” yapılabilirdi, ama komisyon kolayına kaçtı, Polonya (Lehistan) Anayasası’nı Fransızca çevirisinden tercüme ederek “ilgili makama” sundular.

Anayasa Komisyonu sözcüsü Celal Nuri Bey, “Kuvvetler birliği esasına önem verildiğini ve Fransa ile Lehistan anayasalarının incelendiğini, Türklüğün yapısına en uygun olduğu için Lehistan (Poyonya) anayasasının örnek alındığını” söylüyor. 

Bu yüzden bir hayli eleştiri alıyor. Anayasa görüşmeleri sırasında söz alan Malatya meb’usu (milletvekili) Reşit Efendi: “Bu anayasanın Lehistan halkına göre hazırlanmış bir anayasa olduğunu, kanunların yapılmasında Avrupa devletlerinin taklit edilmemesini, aynen alınmamasını” söylüyor.

Saruhan meb’usu Abidin Bey, yeni anayasanın 1908 anayasasından daha az hürriyetçi olduğunu savunuyor. 

Adliye Vekili (Adalet Bakanı), aynı zamanda da İzmit milletvekili Mahmut Esat Bey, “Reisicumhurun yetkileri sınırsız, bu anayasa milletkimiyetini yansıtmıyor” diye bağırıyor, ama kulağı fena halde çekilince, hızla bu görüşlerinden vazgeçip, yeni anayasayı hararetle savunmaya başlıyor.

Mersin meb’usu Niyazi Bey: “Devletimizin adı ‘Türkiye’ değil, ‘Türk ili’ olsun!” teklifinde bulunuyor.

Niğde meb’usu Ebubekir Hâzım Bey: “Anayasaya Tek adam iradesi hâkim, millet iradesini değil bir kişinin iradesini yansıtıyor” diyerek, yeni bir anayasa tasarısı hazırlanmasını” istiyor, fakat oy birliği ile reddediliyor. (TBMM Celse Zabıtları Cilt 2 (3 Mart-2  Nisan 1920 ve TBMM Encümen Ruznamesi 1924). 

Anayasalarımızın kısa hikâyesi böyle dostlar… 

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23