• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

“Fethi Niçin Kutlamayalım?”

29 Mayıs 2022
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Her 29 Mayıs İstanbul’un fetih gününde duygulanır, hatıralarım canlanır, fethin sembolü Ayasofya’nın kapısına gelir ‘Ayasofya Müzesi’ levhasının kaldırılması için dualar ederdim bazen yalnız, bazen de arkadaşlarımızla. Yazması, ifadesi, anlatılması ve anlaşılması çok zor bir haleti ruhiye içinde bu yazı için oturduğumda, farklı bir gönül dostum merhum Halûk Dursun hocamızla olan hatıralarım canlanınca beraber koşuşturmalarımız, çeşitli yurtlara gidip konferanslar verdirtip sohbetler tertip etmemiz, çeşitli organizelerle istifade etmemiz, kalitesi, mütevaziliği yanında ilim ve fikir adamlığı tarafı ‘öğrenmek ve öğretmek’ ilkesini her zaman yaşayan hocamızın yazısıyla siz değerli okuyucularımla baş başa bırakmak istiyorum. 

Sahaya inmiş bir kültür tarihçisiydi. Belgesel gibi hazırladığı ‘Avrupa’da Türk İzleri’ ile Kudüs, İslâm ülkeleri, Afrika, Endülüs, Türk Düyası, vb. Tabii ‘Ayasofya Açılsın!’ mitinglerini, Üstatlar Necip Fazıl’ları, Sezai Karakoç’ları, Osman Yüksel Serdengeçtiler’in yazı ve konuşmalarının üzerimizdeki haklarını, “Rabbim hepimizi Cennetinde buluştursun” niyazımızıyla dua etmeyi de unutmadan. 

Şimdiye kadar açılması hayaliyle yaşadıklarımızı gerçekleştiren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a yapılanları da. Böyle büyük bir hizmeti, ‘fetih ruhu’nu canlı tutmasından nasipsizleri, niyet okur gibi ‘siyasi amaçla açıldığı’nı söyleyecek kadar başındakilerin uşaklığını yapanları da. 

Ayasofya’nın müdürü iken (müze diyemiyorum) ziyaret edip dertleşmiştik. Çektiği ızdırabı, çileyi, hasretini, duygularının satırlarını okurken bugünleri de düşünüp hepimiz ‘nefs muhasebesi’ yapalım. Hizmeti geçenlerin de muvaffakıyeti için de dua ederek… 

Fethi Niçin Kutlamayalım?

“Ne garip bir tecellidir ki, İstanbul’un fethinin üzerinden yıllar geçtikçe kutlama şenliklerinin dozu artıyor. Fetih nesli, fetih ruhu azaldıkça, şenlik nesli, şenlik ruhu çoğalıyor. Bu seneki fetih kutlamaları da ala-yı vala ile şatafat, çatapat, tezahürat ile geçiyor. Korkuyorum yakında densizin biri “fetih festivali” icad edecek! Şimdi durup düşünelim. Fethi kutlamaya kimin hakkı var, kimin hakkı yok, hakkı olanlar fethi hakkıyla nasıl kutlamalılar? Fethin sembolü, manası, kalbgâhı Ayasofya’dır. Ayasofya kapalı kaldıkça kalbimiz çalışmıyor demektir. Sultan Fatih’in fetihten muradı; Ayasofya’yı camiye tahvil ederek, hilali salibe galebe kılmaktır. Vakfiyesinde bunu anlayana açıkça beyan eder. Fetih nesli(!) Fatih’in vasiyetine uyan nesildir. Demek ki 29 Mayıs’ta cahiller, gâfiller, yahut festival, faşing meraklıları ile “oyunda oynaşta” olabilirler. “Ar sahipleri”, Fatih’in lisanını anlayanlar yani “hal sahiplerinin” (Ehl-i Hal) fetih günü Ayasofya önünde dua etmeleri, ağlamaları gerekir. Fatih’in İstanbul’da yaptırdığı ilk cami olan Rumelihisarı Ebul Feth Camii bugün antik tiyatro formunda konser mekanı olarak kullanılmaktadır. Hisarın girişinde, ortada Fatih’in talimatıyla bir cami-i şerif inşa edilmişti. 

Daha İstanbul alınmadan “ni’mel emir” ve “ni’mel ceyş” ilk namazlarını bu fetih camiinde kılmışlar, Fatih Sultan Mehmed, Çandarlı Halil, Zağnos, Saruca Paşa, Baltaoğlu Süleyman Paşa gibi ümera, Ulubatlı Hasan gibi Mücahid, Akşemseddin, Molla Gürani, Molla Vefa, Akbıyık, Karyağdı Baba, Şeyh Zeyrek gibi ulema ve Meşayih aynı secdede diz dize, omuz omuza saf tutmuşlardır. 

Şimdi o mübarek insanların secde ettikleri yerde çeşitli densizlikler yapılmakta. Yedikule Hisarı, İstanbul’un fethinden sonra Türklerin yaptırdığı ilk ve en önemli eserlerdendir. İçinde yine Fatih’in talimatıyla inşa ettirilen bir Ebul Feth Camii bulunmakta. Daha doğrusu bulunmaktaydı. O cami de bugün yıkılmış, yerinde yeller esmektedir. Fetih neslinin bundan da haberi yoktur ve ne garip bir tesadüftür ki o mekan da “Yedikule Halk Konserleri”nin mekanıdır. İstanbul’un fethi için ilk gayreti, hamiyeti ve cesareti gösteren Yıldırım Bayezid’in yaptırdığı Anadoluhisarı ve diğer adıyla “Güzelce Hisar” Göksu’nun kenarında, Boğaz’ın dudağında, iri bir mücevher gibi dururken önemli kısmı yıkılarak içinden yol geçirilmiş, önü işgal edilerek sağı solu yağmalanmış, yalılar kondurulmuş, camisi esas yerinden kaldırılarak uzaklara götürülmüştür. Namazgâhı ise göstermelik olarak durmakta fakat içini ot bürümekte, üzerinde bir tabela bile bulunmadığından gelip geçenler ne olduğunu anlayamamaktadırlar. Yıldırım Bayezid’in Otağtepe’de İstanbul’un fethinin gerçekleşmesi için palanlarını hazırlarken namaz kıldığı fetih namazgâhı kaybolmuş, kıble taşı kırılmış ve bir Açıkhava müzesi olması gereken Otağtepe villalaştırılmıştır. İstanbul’un birçok yerinde bulunan namazgâhların durumu da aynı vaziyettedir. Bizans surları milyarlarca lira ödenerek restore edildiği, Rumelihisarı’nda gerçekte hiç mevcut değilken, amfiteatr inşa edildiği halde yukarıda saydığım İslami noktaları nazar-ı itibara alan yoktur. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve kendi kendinize sorun; neyin fethi, ne için feth, neyin kutlaması, ne biçim kutlama? Hadi Ayasofya’yı açamadınız, hiç olmazsa Rumelihisarı Camii’ni ihya etmek de mi mümkün değil? Hadi camiyi ihya edemediniz hiç olmazsa o gece millet nasıl konser veriyorsa, sizin Kur’an’ı Kerim okumaya, Mevlid yapmaya, tekbirler, salavatlarla fethi anmaya bir maniniz mi vardı? Hiçbir şey yapılamıyorsa üstad Yahya Kemal’in yaptığı gibi surlar baştanbaşa gezilebilir, tarihin muhasebesi, halin ve istikbalin mütalaası yapılabilirdi. Yoksa bize göre surlara temsili yeniçeri saldırtmak, burçlara bayrak diktirmek, hele gemileri karadan yürütmek ve havaya fişekler atmak bunun yerini tutmaz.” 

(Halûk DURSUN İstanbul’da Yaşama Sanatı Kitabından)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Erkmen

"Letüftehanne'l Kostantıniyyete, ve le ni'mel emrü zâlike'l emr, ve le ni'mel ceyşü zâlike'l ceyş Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur! " Çağ açıp çağ kapatan, Büyük Komutan Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve 1923’de işgalcileri İstanbul’dan geldikleri gibi geri gönderen ezeli ve ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun. İstanbul’un Fethi’nin 569. yılı kutlu olsun..

meleknur

ATATÜRK HAVAALANINDA Kİ FETİH COŞKUSUNU EKRANLARDAN DİNLİYORUZ. REİSİBAŞKANBAHÇELİ YOLLARINIZ AÇIK OLSUN
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23