• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Ahmet Maranki
Prof. Dr. Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI

“Arka taş-yaren-suhulet”, necip Türk milletinin aslî ihtiyacı uhuvvet!

18 Şubat 2022
A


Prof. Dr. Ahmet Maranki İletişim: [email protected]

“Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adavete sebebiyet veren tarafgirlik ve inad ve hased; hakikatça ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir. Şu hakikatın gayet çok vücuhundan altı vechini beyan ederiz:

Hakikat nazarında zulümdür. Hem hikmet nazarında dahi zulümdür. Adalet-i mahzayı ihtiva eden En’am 164, İsra 15, Fatır 178 ve Zümer 7. âyetlere binaen ve hürmeten zulümdür. Hayat-ı şahsiye nazarında dahi zulümdür. Hayat-ı içtimaiyece, inad ve tarafgirlik, gayet muzır olduğunu beyan eder.

Ehadîs-i şerifede gelmiş ki: Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları, İslâm’ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nev’-i beşer,i herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır.

Hayat-ı maneviye ve sıhhat-ı ubudiyet, adavet ve inad ile sarsılır.

Hırs, sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir ve mahrumiyet ve sefaleti getirir. Hırs, sebeb-i mahrumiyettir; tevekkül ve kanaat ise, vesile-i rahmettir.”

Yukarıda hususiyetle zikrettiğimiz Bediüzzaman’ın, “uhuvvet şuuru”nun istikamete tebdil kılınan tebliğ ve irşâda vesile sözünü hatırlatalım: “Hâl-i ahvâlinizle izhar olmazsanız, o fikre duhulât olmaz..!” Yani, dilinizde olan kalbinize inmezse; kalbinizden de ruhunuza tekâbül edip tekâmülünüze vesile olacak şekilde “hayat-ı içtimaiyenize-fiiliyatınıza” yansımazsa, yaptıklarınızın bir hükmü-kıymeti harbiyesi yoktur..!

SİZ BİLMEZSİNİZ; “O” BİLİR..!!!

İsra 44’te yüce Mevlâmız buyuruyor ki; “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu övüp tesbih etmesin..!” Yaratılmış her canlı gibi “her bir ve hep bir” nesne-zerre dahi, O’nu “kendi has ve lâtif” diliyle zikrederken; bu “çığırından-istikametinden çıkmış insan”a ne oluyor..??!! Bir kere daha, evvelâ kendi nefsimizden başlayıp tekerrüren tefekkür edelim..! Gördüklerimiz, duyduklarımız, şahit olduklarımız, bildiklerimizin izhârı-yansımasının ötesinde sebepler ve sonuçlar mı var..?! Hayatımızın, üstelik istisnasız her noktasında şekva ederken, gözden kaçırdığımız, hatta ‘pek çok’ husus mu var..?! Acaba yaşadıklarımız, yaşattıklarımızın-fiiliyatımızın neticesi mi..?! 

KİM DOST, KİM DÜŞMAN..?!

“Dost-veli istersen, Allah yeter..!” Nisâ 45

“Sizden olmayanları dost edinmeyin!” Âl-i İmrân 118

“Yahudiler ve Hıristiyanlar birbirlerinin dostudur. Onları dost edinmeyin. Kim onları dost tutarsa, o da onlardandır!” Maide:51

Câbir (r.a.) rivayet ediyor. Efendimiz as buyurdular ki: “Allah, eski dostluğu devam ettirmeyi sever. Öyle ise onu devam ettirin.” Camiussağir 1874

“Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin!” Ebu Davud, Edeb, 16; Tirmizi, Zühd, 45

Âyet-i celîleler ve Efendimiz’in hadislerinde, âyan beyan zikredilen dostluk ölçüsünü ibretle tefekkür edelim! Zira; “Dost; acı söyleyen değildir. Acıyı tatlı söyleyebilendir” diyen Mevlâna itidâliyle, katırları ürkütmeden, kimseyi, hiçbir yeri kırmayıp dökmeden ama Anadolu kıtası büyüklüğündeki taşı da makûl ve usturuplu şekilde gediğine koyarak tebliğimizi yapalım! İrşâdı da, tekâmülü de; her şeyin mâliki, nefsimiz yed-i kudretinde olan Allah Tealâ ve Tekaddesin keremine havale edelim.

“ANADOLU İRFANI”, HER MEŞAKKÂTİN 

ÜSTESİNDEN GELİR!

Biz, “kötü gün dostu”yuz! “Kırk yıllık” dostuz! “Âhiret kardeşi”yiz! Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımızı; bütün bu büyük letafetin gölgesinde, bu büyük medeniyet tasavvurunun muhaciyesinde idrâk edelim artık! “Ne olursan ol, yine gel!” tavsiye ve nasihetiyle, bir kez daha, yeniden ve yeniden “uçuruma giden istikamet”imizi, “zararın neresinden dönülse kârdır!” diyerek hayra döndürelim!

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!” hükmünü, her daim aklımızda tutalım! Tabii ki, umudumuzu diri tutuyoruz! Zira, Ölüm ve ihtiyarlıktan başka her derdin devası vardır ve kâinat şifahanesinde, kâinatın yaratıcısı tarafından lütfedilmiştir! Bize düşen, her nev’i çözümü arayıp bulmaktır. “En hayırlınız, insanlara en faydalı işler görenlerinizdir!” hadisinin nuru ve teşvikiyle zaten ettiğimiz kavlî dualarımızı fiilî dualarla meczedelim! Yaratılış gâye ve gâilemize en uygun ve güzel şekilde ve şuurda yaşamaya azamî seviyede gayret gösterelim ki huzur ve mutluluğa ulaşalım! Allah’ın verdiği ömür uzamasa da kalan ömür; tehlike ve musibetlerden daha uzak yaşanabilir!

NİYAZIMIZ, CUMALAR HÜRMETİNE 

KABUL OLSUN İNŞALLAH!

Ya Rabbi! Lütf-u kereminle, başta devletimizin başındaki yöneticilerimiz olmak üzere bütün muttakiler ve bizlere, “şeytan aklının, dünyayı karanlıklara gark ettiği” bu zor günlerde, dünyevi ve uhrevi saadetimizi kazandıracak; dünya mazlumlarının umudu bu necip millete ve seçtigimiz yöneticilerimize “içimizdeki köleler eliyle planlanıp uygulanan binbir desise ve tahakküm” den haberdâr olup tedbir almayı nasip eyle!!! Hakk’ın hatırını âli tutan yöneticiler  ve onlara da liyakatli, ehliyetli yol arkadaşları nasip eyle! Âmin. 

WhatsApp İhbar Hattı: 530 200 00 96

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

+++

Türkçe konuş hocam anlamıyorum birşey.

Timur

.. ziyareti insaallah hayirlara vesile olur!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23