Ebe çok olunca çocuk ters gelirmiş
Bu atasözleri var ya; “cuk” diye oturur yeri gelince. Şimdi de öyle oturmuyor mu? Bir yılı aşkın toplantı üstüne toplantı, nutuk üstüne nutuk… Sonunda ortaya çıktı ki; meğer tarif ettikleri bir guguk!
Bunun için miydi bir yıllık demdeme?
Bu muydu bir yıllık hengâme?
Ebe çok olduğu için çocuk ters geldi işte, buyurun.
Masanın çevresinde iki grup başkan var: Birinciler Kemal Kılıçdaroğlu ki; hayatta hiçbir başarısı yok. Çalıştığı kurumu dibe indirmiş. Başkanı olduğu parti girdiği seçimlerde bir oy artıramamış.
Diğeri Meral Akşener… Şaibesi çok, başarısı yok bir başkan…
Gültekin Uysal… İsmi bu masanın kenarına oturunca duyuldu…
Bu iki partinin oy oranı yüksek…
Temel Karamollaoğlu Sivas Belediye Başkanlığı yaptı. Bir zamanlar efsane idi. Arkasında Refah Partisinin manevi desteği vardı. Yine de bugün o günkü özgül ağırlığını kullanıyor.
Ahmet Davutoğlu… Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yaptı… Oyu yok lakin özgül ağırlığı var.
Ali Babacan… Çeşitli bakanlıklar yaptı. Oyu yoksa da özgül ağırlığı var…
Masada olanlar oyu olanlarla özgül ağırlığı olanlar arasında müzakere ediliyor…
Uysal’ın ne ağırlığı var ne oyu. Sade cüssesi var.
Çocuk ters gelmesin de ne yapsın?
Mantıken Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde gitmesi gerekir çalışmaların. Lakin beyefendide liderlik yok…
Bari Akşener’in liderlik yapması gerekir; onda da liderlik yok ayrıca kendisine güven yok…
Karamollaoğlu’nun liderlik kabiliyeti var mı bilinmez ama onda da oy yok.
Babacan ve Davutoğlu’nun da oyu olmadığı gibi onlara da güven yok. Çünkü yıllarca kendilerine hayatta göremeyecekleri bir imkan ve fırsat vermiş olan partiye Brutus’luk yapmışlar…
Bir hengâmedir, bir demdemedir gidiyor.
Bu arada çocuk da ters gelmez mi?
Daha çocuğun başı henüz gelmedi ama gövdesi acâip!
Avrupa’nın aferinini almak, gösterecekleri aday başkan seçilirse onu icraatta kilitlemek, kazanılmış yüzlerce haktan rücu etmek… Başlanmış olan çoğu yatırımı durdurup içine bamya ekmek…
Tam bir tasfiye hükümeti kurmak…
Ey Avrupa! Biz silkeleye silkeleye iyice hıltadalım(güçten düşürelim), siz gelin tepesine çökün.
Bize aferin demeniz yeter de artar…
Boşuna mı aferin diyorsunuz? Boşuna mı bize destek veriyorsunuz?
Boşuna mı alkışlıyorsunuz?
Hele bir başaralım; diz bağı nişanı isteriz ha!!
Gazetelerinizde övgü üstüne övgü yazan makaleler isteriz ha!!
Tarih kitaplarında sayfa isteriz ha!!
Memleketin muhtelif şehirlerindeki meydanlara heykel isteriz ha!!
Okullarda, parklarda büstlerimizi sıralayan albümvari köşeler isteriz ha!!
İŞİN ASLI NE OLABİLİR?
Bu seçim altı parti liderinin siyasi hayatının sonu olabilir.
Ferruh Bozbeyli ne kadar anılıyor?
Turan Feyzioğlu’nu kim hatırlıyor?
Turgut Sunalp’i kim hatırlıyor?
Necdet Calp’ı kim hatırlıyor?
Altan Öymen’i, Aydın Güven Gürkan’ı, Murat Karayalçın’ı, Hikmet Çetin’i, Cevdet Selvi’yi?
Bunlar da öyle tarihin siyasi harabelerinde yerlerini alacaklar…
Çünkü, postülaları yanlış.
Bir yanda yirmi iki yıldır Türkiye’yi fikren, madden, iktisaden, sınâen, haricen inşa eden bir parti ve onun lideri var; diğer yanda, bütün bu oluşumları, kazanımları imha etmek isteyen bir oluşum…
Millet patatese, soğana bu başarıları değişecek kadar saf mı? Göreceğiz!
“Köprü yaptın ama köprüden geçti gelin, hastane yaptın ama hastane önünde incir ağacı, havaalanı yaptın ama havadaki turnalardan ne haber, doğalgaz buldun ama doğal olmayan gazlar ne olacak?!
İHA’lar yaptın, SİHA’lar yaptın ama hâlâ bizi alıp şöyle Satürn’e götürmedin?
Suriye’den bir sürü toprak kurtardın ama hâlâ Emevi Camisinde Cuma kılamadık?
Özgürlük dedin, hürriyet dedin lakin teröristlere basın kartı veremedin?”
Muhalefetin, Millet ittifakının şikayetleri, talepleri aynen de böyle… Karmakarışık… Ne başı tutuyor ne bacağı.
Ebe çok olduğu için çocuk ters geldi.
Başı henüz gelmedi ama geliyor gelmekte olan, çeliyor çelmekte olan…
Daha işin kurallarını hazırlarken böyle yıkıp dökenler yarın, maazallah, iş başına geldiklerinde ne olur?
Bir önemli karar alınacak ve Cumhurbaşkanı onaylayacak. Onaylarsa yürürlüğe girecek… Davutoğlu’nun partisi önünde, Babacan’ın partisi önünde, Saadet Partisi önünde yüz binler toplanıp “yuh’” çekerse o Cumhurbaşkanına onay verir mi Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu?
Peki, kararın acil onaylanması lazım. Dersen masanın ayaklarından bazıları onay vermedi. Ne olacak?
Şöyle mi olacak?
Cumhurbaşkanı; “Kim takar Yalova kaymakamını” diyerek onaylar mı, yoksa Agora Meyhanesine, Agop’un elinden şarap içmeye mi gider?
“Bir teselli ver” şarkısını da mırıldanarak!..
Vesselam.