Rahmana ve Nefislerine Tabi Olanlar
Ülkemden iki insan örneği.
Birincisi; Rahmana tabi olan kısım. Yani Müslüman halkımız.
İkincisi; azınlık ama karanlık ve acımasız oldukları için sesleri çıkan ve bu sesleri her türlü araçla yayarak büyükmüş gibi gösterilen nefislerine tabi kısım.
Memleketimden iki insan manzarası.
Bir camiye gidenler, yani alnı “secdeliler.”
Bir de bunlara düşman olarak, adına “gezi parkı” dedikleri eylemlerde terör estirenler.
Camiye gidenleri de gezi parkı teröristlerini de bilmeyen ve tanımayan kalmadığı için üzerinde durmanın bir anlamı yok. Geçelim.
………………..
İlk teravihin eda edildiği gün olan Pazartesi akşamüzeri, bizim mahallenin camisinin civarındaydım.
Yaşı 70 ila 80 arasında olduğunu tahmin ettiğim, elindeki bastona rağmen yürümekte oldukça zorlanan ihtiyar bir hanımefendi yanıma yaklaşıp sordu;
-“Evladım hanımlar namaz kılmak için bu camiye hangi kapıdan giriyorlar” dedi ve cevap vermeme fırsat bırakmadan neden sorduğunu izaha başladı.
-“Biz bu mahalleye yeni taşındık, mezarlığın orada oturuyoruz. Akşam teravih namazına geleceğim ama yolu ve camiyi öğrenmek için gündüzden çıkayım da gece yolumu şaşırmayayım diye geldim, bu yüzden hanımlar hangi kapıdan girer diye sordum.”
Hangi kapıdan girmesi gerektiğini söyledim. Teşekkür ederek evine doğru yol aldı. Teyze giderken aklımdan şunlar geçti.
“Rahman’a tabi olmak için gündüzden cami yolu arayan bir hanımın çocuğu, gezi parkına çıkıp, ekmeğini yediği, suyunu içtiği, her türlü sosyal ihtiyacını giderdiği bir devlete ve millete ihanet eder mi?”
Herhalde etmez. Camiye giden bir kadının çocuğu camiye gider, en azından gitmese de gezi parkına çıkıp, terör estirmez. Sağ kulağına ezan, sol kulağına kaamet okunmuştur.
………………….
Yatsı ezanı okunduğunda o teyzeyi görebilir miyim diye caddeye bakındım ama göremedim. Minareler ışıl ışıldı, ezanlar coşku ve heyecanla başlamıştı.
İnsanlar gruplar halinde camiye gidiyorlardı. Her apartmandan onlarca insan çıkıyordu. Bizim cami yine dolmuş ve sokaklara taşmıştı.
Şimdiye kadar pek rastlamadığım bir şeyi tespit ettim bu sefer. Cemaatten kime baktıysam, yüzünde bir özgüven vardı.
Yani adet gereği veya “gitmesek ayıp olur” diye camiye gelinmemişti. Bilinçli bir geliş ve bilinçli bir namaz eda edildi. Çok hoştu.
Namazdan sonra yüksekçe bir yerden camiden çıkanları izledim. Yaşlısıyla, genciyle, çocuklarıyla sanki bir misafirlikten hediyelerini de alarak gidiyorlar gibiydi.
Herkesin yüzünde bir sükûnet, güven ve samimiyet vardı. İşte bu insanlar Müslümandı.
Bunların önüne maddi olarak ne sererseniz serin, gezi parkına çıkarıp, bir çöpe bile zarar verdiremezsiniz.
Çünkü onlar Rahman’a tabidirler. Nefislerine değil.
Rabbim nefislerine tabi olanlardan milletimizi korusun.







