--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Necip Fazıl’a Rahmetle

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
5

Bugün Üstad Necip Fazıl’ın vefatının (25 Mayıs 1983) 37. seneyi devriyesi. Yarın da doğumunun (26 Mayıs 1904) 116. yılı. Rabbim rahmetiyle kuşatsın. Ruhu şerifi için el-Fatiha. 

“Bu dünya bir kuyu havasız çömlek/ Daralıyorum!
Kelime manayı boğan bir gömlek/ Paralıyorum!
ALLAH ismi varken lügat ne demek/ Karalıyorum!
Kapımı, buyursun diye o melek/ Aralıyorum”! Necip Fazıl. Aralık Kapı. 

……………… 

Yetmişdokuz yıllık hayatının özetini bu mısralarıyla noktaladı. O bir devdi. Yaşadığı devirde öyle ruh inkılapları yaptı ki, bugün o ruh sahipleri memleket-millet sevdasıyla, iç ve dış karanlık ruhlara karşı mücadele etmekte. 

Aradığı mecrayı bulduktan sonra hayatı bu vatan ve bu millet uğruna çile ve ıstırapla sürdü. Ömrü konferans salonları, gazete-dergi büroları ve adliye koridorlarında geçti. 

Son davasında, tüm beraat belgelerine rağmen, hiçbir dünya ülkesinin hukuk sisteminde yeri-yurdu olmayan bir şekilde mahkûm edildi. 

Suçu neydi? Son Osmanlı Padişahı Vahidüddin’i anlattığı yazı dizisi ve kitabıydı. Kitap 1968 yılında basılır basılmaz toplatıldı. Suç unsuruna rastlanmadığı bilirkişi raporuyla tespit edildi ve beraat etti. 

Tabi bu beraat, devlet-millet-din nefretçilerini mutsuz etmiş ki, beş yıl sonra 1973 yılında karar temyiz edilerek yeniden mahkûm oldu. 

Eser, 1976 yılında 3. baskısını yaptığında tekrar takibata uğradı ve nihayet malum kesimler istediklerini elde ederek, 1,5 yıl mahkûmiyetine hükmettiler. 

……………… 

Esasında bu dava bile başlı başına bir kitap olabilirdi. Yayınlandığı dönemde tüm karanlık odakların uykusunu kaçıran Cuma Dergisi’nin (2004 yılı) 120. sayısında bu husus enine boyuna dosya konusu yapılmıştı. 

Burada bir notu paylaşayım. 

Üstadın Vahidüddin eseri, Bugün Gazetesinde tefrika edilirken, Sultan Abdülaziz’in torunu Mahmut Şevket Efendi çok heyecanlanır ve Fransa’dan üstada mektup yazar. 

Yazıyı çok beğendiğini, nihayet hakikatleri yazan cesur bir yazarın çıktığını belirterek gazetenin nüshalarını ister. 

………………. 

Üstadı herkesin anlaması ve sevmesi beklenemez. Yalnız Vahidüddin’e vatan haini diyenler, acaba bu vatana, devlete, millete, bayrağa, dine ne kadar bağlılar”? 

O Vahidüddin ki, İtalya’ya sürgün giderken yol boyunca okuduğu Kur’an-ı Kerim’in altın muhafazasını; milletin malıdır diyerek gemi kaptanına verip geri göndermiştir. 

1976 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda envanter sayımı yapılırken, bu muhafaza dönemin TBMM komisyonu tarafından bulunmuştur. 

………………….. 

Ezcümle ehline havale: 

“Bazı insanlar ayaklarını ara sıra imkânsızın denizinde yıkadıkları içindir ki zaman zaman başları bulutlarla çarpışır. 

İçlerinde ilahi kıvılcımın tutuştuğunu hisseden gençler onu okusunlar. İyi şeyler ancak iyi şeylerden çıkar. Bir Necip Fazıl olmanın saadetine ne kadar muhtacım”. Ahmet Hamdi Tanpınar. 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

neysen önüne onu geçirirsin:

25 Mayıs 2020 17:00

İslama girdikten sonra(!) eski pis huylarına devam ederse; sonradan gorme imam hatipli kemalist ahmet hakan da onu örnek gösterip: 'ama, necip fazıl gibi alim ve evliya bir zatın da karısı açıktııı' diyerek müslümana ayar verir.

Şeref

25 Mayıs 2020 15:57

Rahmetli Mısıroğlu göre yaramaz adamdı. 

Yasemin

25 Mayıs 2020 14:30

ALLAH Rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

Mehmet Öztopuz

25 Mayıs 2020 11:33

Allah rahmet eylesin,cennetinde buluştursun bizleri.

aldatıldık, bari devam edilmesin

25 Mayıs 2020 04:47

abdülhakim arvasi efendi vasıtasıyla tasavvufa intisab etti diye reklam ettiler, küllüm yalanmış, reklammış. bir akıl, hâlâ aynı pompayı bir aşşağı bir yukarı kan ter içinde basmaya devam ediyor. şair olabilir; edebiyatçılar değerlendirsin anlamam, ama neredeyse mürşid yaptılar onu ki; insaaaff, el insaff!

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle