--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milli Tarih Yazmanın Zamanıdır

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
2

Biliyorsunuz iki tür tarihimiz vardır.

Birincisi 1923’ten sonra resmi ideolojinin yazdırdığı tarih, ikincisi gayriresmi yazılan tarih.

Resmi ideolojinin 93 yıldır okuttuğu tarihi, gayriresmi yazılan tarih, tüm yalanlarıyla ortaya koymuştur.

Resmi ideolojinin tarihi, toplumumuzu bir arada tutan ana maya dini ve milli değerlerden kopuk yazdırıldığı için bir tek resmi alanlarda işe yaramaktadır.

Bu noktada Nuri Pakdil’in “Batı Notları’ndan” şu satırları kaydedelim:

“1923’ten beri Türkiye’de uygulanan eğitime benzer, tarihsel değerlerden kopuk, insanı kendi özüne yabancılaştıran bir eğitim biçimine, anlayışına başka bir ülkede rastlanılmadı sanırım”.

Evet, bir milleti millet yapan kuvvet tarihidir. Bugün içeriden ve dışarıdan tüm taarruzlara rağmen, millet olarak devletimize sahip çıkabiliyorsak, bunu okullarımızda “ÖĞRETİLMEYEN” hakiki tarihimize borçluyuz.

Yine Nuri Pakdil’in ifadesiyle; Tarihimizde son yüzyıl çok önemli bir kesittir. Çözülemeyen ipliğe, yeni yeni kördüğümler, hep bu son yüzyılda atılmıştır”. Geçelim.

Muhterem Reis Bey, Kıymetli Cumhurbaşkanımız, lütfen artık bu kördüğümler çözülsün ve devletimiz de milletimiz de hakiki tarihine kavuşsun.

Soldan ve sağdan tüm şer güçlerin engellemelerine rağmen, Allah’ın izniyle ve sizin önderliğinizde, millet-devlet olarak 2023’e şahlanan bir Türkiye olarak gireceğiz.

Yeni Türkiye’nin yeni yüzü yerli ve milli kalkınma olacaktır ve bu kalkınmanın önemli ayağını da devletimizin-milletimizin kendi tarihiyle buluşması teşkil edecektir.

Dünyanın en genç devletinden en köklü devletine kadar hepsinin tarihi vardır ve ülkelerin tarihi, şahısların değil, milletin ortak kaderi-tarihidir.

Milli Mücadelenin resmi tarihi, eksikliklerle ve taraflı yazılmış bir tarihtir. Ve Milli Mücadele tarihi şahıslara yüklenerek milletin dışlandığı bir tarihtir.

Hiç olmazsa 2023’e doğru bir tarihle girelim. Yabancı ülkelerin tarihini bildiğimiz kadar kendi devletimizin, milletimizin tarihini bilmiyoruz.

İşin daha da vahimi, resmi ideolojinin tarihini yazanlar, okuyanlar, öğrenenler ve öğretenler de bu tarihin bir sürü yalan ve yanlışlarla dolu olduğunu bildiği halde kimse ses çıkarmıyor, daha doğrusu çıkaramıyor.

Dünyada bizim kadar kendi medeniyetinden, tarihinden, kültüründen böylesine uzaklaştırılan halklar nadir bulunur.

Ayrıca maalesef yine böylesine kendi tarihinden-kültüründen kopartılan bir eğitim sistemi de yoktur.

Resmi ideolojiye dayalı tarihimiz “Batıcılık” üzerine yazdırılmıştır. Haliyle bu tarih nice nesillerimizi ülkemizden, toplumumuzdan uzaklaştırmış, koparmıştır.

Ezcümle:

Bu hususta en canlı örnek dün haberlerde vardı.

Bırakın ülkemizi, vekil seçildiği şehrine böylesine yabancı bir vekil olabilir mi?

CHP adlı örgütün üyelerinden birisi, TBMM’de Ayasofya’nın müze olarak kalmasını hatta Sultanahmet Camii’nin de müze olmasını isterken, 9 Ekim 1924 tarihinden bu yana müze olarak hizmet veren Topkapı Sarayı’nın müze olduğunu bilmiyordu.

Ne olur artık gülmeyelim ağlanacak halimize.

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Necati

12 Haziran 2020 23:58

Hadi oradan,,

Bir Öğretmen

12 Haziran 2020 06:40

Bir lisede tarih öğretmeniyim. Öğrencilerime resmi tarih yalanlarını gerçekmiş gibi anlatmaktan utanıyorum.Yeter artık! Araştıran sorgulayan öğrencilerim yutmuyor bu yaveleri! Zor durumlarda kalıyorum ders anlatırken ama içimden de böyle öğrencilerin olmasından dolayı çok seviniyorum.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle