Kötülerin Kötülüklerinin Önüne Geçmek İçin
Denilir ki, “Kötülüğü dört yüz, iyiliği dört kişi yayar”. Diğer bir ifadeyle “Kötülüğü ve kötüleri dört yüz, iyiliği ve iyileri ise dört kişi konuşur”.
Hepimiz bulunduğumuz ortamlarda bu durumun yüzlerce örneğini yaşamaktayız ve böyle olduğunu bildiğimiz halde nedense pek üzerinde durmayız.
Örneğin tüm dünya insanlığı, adı bilinen ama çözülemeyen Covid 19 salgını sebebiyle bir imtihan vermekte, sınavdan geçmektedir. Bu imtihanı en başarılı şekilde veren ise devletimizdir.
Millet-devlet olarak köklerimizdeki inanç odaklı değer hükümlerimizin gereği, insan merkezli bir medeniyete sahip olmamız hasebiyle, diğer dünya memleketlerine-milletlerine göre oldukça iyi durumdayızdır.
Bir irfan toplumu olarak en zor zamanlarımızda bile asla iyilik yapmaktan ve iyilerle birlikte olmaktan vazgeçmeden; paylaşmamızı-dayanışmamızı-birliğimizi-beraberliğimizi muhafaza edip, muhannete muhtaç olmadan ayakta kalmayı bildiğimiz gibi yine hem kendi hem dünya insanlığına bir iyilik destanı yazmaktayız.
Bütün bu hakikatlere rağmen, yine de içimizdeki kötülerin kötülükleri ile dışarıdan ithal ettikleri kötülerin kötülükleri, iyilerin ve iyiliklerin önüne geçmekte ve bir de onlarla uğraşmaktayızdır.
•
Covid 19 salgını münasebetiyle, Cumhurbaşkanımız Erdoğan başkanlığında devlet-millet bütünlüğümüzün sergilediği büyük mücadele, iyilerin iyilikleri sayesinde başarılı olmayı sürdürmektedir.
Gelin görün ki tüm bu başarılar, kötülerin kötülükleri sebebiyle gölgelenmekte ve adeta iyilere, iyiliklere karşı mücadele edilmektedir.
Sosyal medya denilen gayya kuyusunda elbet iyiler ve iyilikler de yer almaktadır ama kötülerin ve kötülüklerin yayılması, Covid 19 salgınından daha hızlı yayılmaktadır.
İşin garibi, Covid 19’un aşısı bulunsa bile bunların hastalıklarının aşısı bulunacak gibi değil. Geçelim.
Elbet sözlerimiz vicdan sahibi insanlarımızadır. “Vicdanı olanın imanı olur” der eskiler. “İnsafı olanın iz’anı olur, mayası iyiliklerle yoğrulmuştur” diye de ilave ederler.
Kötüleri ve kötülüklerini bir tarafa bırakarak, iyilerin iyiliklerini yayma adına, duyurma adına, vicdan sahiplerine birkaç hususu hatırlatıp paylaşalım.
•
Cumhurbaşkanlığı makamından, devletimiz en küçük birimine kadar ve millet-devlet bütünlüğünün temeli olan resmi-sivil hayırsever kuruluşlarımızın şefkat elinin ulaşmadığı insanımız kalmamıştır.
Şükretmesini bilmeyenlerin yahut şükrü şirkleriyle reddedenlerin bu durumu görmesi ve kabullenmesi tabii ki mümkün değildir, çünkü şirkin kimyası inkârla yoğrulmuştur.
Devletimizin şefkat elinin sadece kendi halkımıza değil, muhtaç olan dünya insanlığına dair nereden nereye, kimlerden kimlere kadar ulaştığını görmek için devlet birimlerimizin, vilayetlerimizin, ilçelerimizin, derneklerimizin-vakıflarımızın ve iyilikten-iyilerden yana olan belediyelerin internet sitelerindeki faaliyetlere bakmak yeterli olacaktır.
Çok geniş çaplı araştırmalara yapmaya gerek yoktur. İyileri ve iyilikleri görmek için bu mecralar yeterli olacaktır.
Ezcümle:
Vicdan ve iz’an sahibi medya kuruluşlarının sahipleri ve çalışanları, sadece buradaki iyilikleri haber yapsalar, belki bir nebze kötülerin kötülüklerinin önüne geçebilirler.







