--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kıtlık Devrinin Otları Şimdi Şifa İçin Yeniliyor

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
1

Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,

Hele boz dumanlar çekilsin de gör.

Her haftası bayram, her günü düğün,

Hele yaylalara çıkılsın da gör.

 

Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;

Kağnılar yollarda, yoncalar dizde...

Saydıklarım damla değil denizde,

Hele bir ekinler ekilsin de gör.

 

Görmedin sen bizim mavi suları,

Karlar eriyince kırar yuları...

Köpük olur beyaz, sel olur sarı;

Hele taştan taşa dökülsün de gör.

 

Sen bizim köyleri görmedin ki hiç,

Yolları toz, çamur, evleri kerpiç.

O kirli kabukta, o en temiz iç;

Hele bir yakından bakılsın da gör.

 

Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı,

Sevgiyi bulasın, yakına gel ki...

Kalıplar gerçeği göstermez belki.

Gönül perdeleri sökülsün de gör. Anadolu Sevgisi. Abdurrahim Karakoç.

………………….

Abdurrahim ağabeyin şiirleri üstüne söz düzemem. Her mısraına kitap yazılacak olsa, sanırım sonu gelmez.

Dünkü yazımda iki aydır Anadolu’nun bir kasabasında bulunduğumdan söz etmiştim.

Yazının başlığındaki “kıtlık devrinde yenilen otların şimdi şifalı otlar olarak arandığını ve yenildiğini” anlatmalıyım.

Öyle otlar ki, kimsenin tekelinde olmayan, kimsenin sınırları belli bahçesinde, bağında, tarlasında yetişmeyen yahut özel olarak yetiştirilmeyen “Hüdayı Nabit” bitkiler.

Hüdayı Nabit’in ne demektir: “Ekilmeden kendiliğinden biten, sahipsiz, kendi kendine yetişen bitkiler”.

Kıtlık zamanlarını bilirsiniz. Malum zihniyetin bereketsizliği yüzünden yıllarca memleketimizin ve milletimizin ne çektiğini bu toprakların yerlisi her insanımız duymuştur.

İşte bugün bahsedeceğim üç ot, o yıllarda insanlarımızın imdadına yetişmiş. Üç ayrı yemeği yapılarak üç öğün yenilebilecek otlar imiş.

Bir tanesi çok meşhurdur. “Isırgan otu”. Özellikle harabe yerlerde, yol kenarlarında, bağ-bahçe etraflarında yetişir.

Isırganı toplamak zordur, dokunulduğunda yanma ve kaşıntı yapar. Fakat kıymetini bilenler dikenine katlanırlar. Ben de ilmini öğrenerek topladım. Lezzet ve şifası muhteşem!

İkinci ot ise özellikle kayın ormanlarıyla birlikte yine dağlarda, bayırlarda yetişir. Onun da iki adı var. “Yağlı Hekim Otu” veya “Hekim Otu” diye bilinmekte.

Bu otun da üç çeşit yemeği yapılmaktaymış. Sabah kavurması (bulunursa yumurtalı), öğleye (varsa) bulgurla pişirilmesi, akşama çorbası yapılırmış.

Üçüncü otun adı ise “Kaldirik”. Bu bitki de yine her yerde yetişmekteymiş. Bağları, asmaları kuruyan köylerde ayrıca dolması da yapılırmış. Diğer nimetler gibi Kaldiriğin de üç ayrı yemeği yapılmaktaymış.

………………

Ezcümle:

Bu millet öyle büyük bir millet ki, en büyük şahidi tarihimizdir. Yeter ki, içimizdeki hınzırlar, devlete ve millete ihanet etmesinler.

Gerçi etseler de bugüne kadar görüldüğü gibi vakti geldiğinde milletimizden her zaman cevaplarını almışlar ve ayakta kalmışızdır. Bundan sonra kalacağız inşaallah.

Unutulmamalı ki, “Her ihanet, sahibine mutlaka bedel ödetir”.  

 

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yasemin

22 Mayıs 2020 18:54

Teşekkür ederiz rahatlatan güzel bir Yazı. ALLAH razı olsun

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle