--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kırsal Kalkınma ve Arazi Tahsisleri

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
5

Dünyayı yaşanır kılmak için hayatın odak noktasına savurganlığı değil, tasarrufu yerleştirmek gerek. Çünkü hiçbir kaynak sınırsız değildir.

Bu hakikatle hareket ettiğine inandığımız Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatıyla hükümetimiz kırsal kalkınma çerçevesinde tarım ve orman arazilerini ekonomiye katmak üzere hibeler ve kiralamalar yapmaktadır.

Bir karış toprağın bir ağacın kıymetinin bilinmesi ve sahiplenilmesi gereken bir coğrafyaya sahibiz ve korumakla mükellefiz.

Yaşadığı toprakları vatan bilen namuslu her insanımız, kıyıda köşede lüzumsuz gibi duran taşına bile sahip çıkar ve heba etmez.

Devletimiz bu hususta vatanımızın her köşesinde, üretmek isteyen tüm çiftçilerimize her türlü kolaylığı sağlamakta ve güzel neticeler alınmaktadır.

Geçenlerde hatırlatmıştım. “El kadar toprağın olsun, tek üzerinde diken bitsin” diye. Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla her karış toprağımızın değerlendirilmesi büyük bir sevinçle karşılanmaktadır.

Hazineye ait atıl durumdaki tarım ve orman arazilerinin çiftçilerimize kiralanması, binlerce ailenin geçim kaynağı olmakta ve yüzleri gülmektedir.

Bu hal, istikrarın-huzurun-güvenin adıdır. Böylesine güzelliğin arkasından hoş olmayan bir tablo çizmek doğru olur mu bilmiyorum ama iyiliğe, güzelliğe, hakikate kapı aralamak için galiba yazmak lazım gelir.

…………….

Şimdi aynanın bir de diğer yüzüne bakalım. Anadolu’yu gezerken genelde şöyle şikâyetlerle karşılaşırsınız. 

Devletimizin iyi niyetini, kendi kötü emellerine kurban edenlerden sıkça söz edilir.

Köylülerimize kiralanması gereken tarım arazileriyle orman arazilerinin, köylülere kiralanmasının, oralarda mukim olmayan kişi yahut kişiler tarafından engellendiği söylenir.

İncelenip araştırıldığında köylülerimizin haksız olmadıkları görülecektir.

Devletimizle milletimizin kucaklaşmasının önünde engel olanları tespit etmek elbet devletimizin vazifesidir ve bunu yapacak güçtedir.

Mesela tarım ve orman arazilerinin köylümüze kiralanması veya tahsis edilmesinin şartları, resmi gazetede yayınlanarak belirtilmiştir.

İlgili bakanlıklar bu kararnameye göre hareket etmek durumundadır. Eğer anlatılanlar doğruysa, bu kararlar nasıl aşılmakta ya da tabiri caiz ise kitabına uydurulmaktadır bilemem. 

Şikâyet etmek yerine araştırıp sormuyor musunuz denildiğinde de; “Araştırıp soruşturuyoruz ama net cevap alabileceğimiz makamlara ulaşamıyoruz” denilmekte.

Burası artık eski Türkiye değil ama gözünü dünya hırsı bürümüşler eski. Cumhuriyetin kuruluşundan beri devletin sırtından inmeyen keneler var.

Hâlbuki ne kadar mal-mülk sahibi olsalar, boyları kadar toprağa yatmaktalar.

………………

Bir başka rastlanan şikâyetlerde şu:

Tarım Bakanlığının çiftçilerimize verdiği hibelerin yerli yerince kullanılmadığı, yüzlerce dönüm arazisi olan şahısların hibe aldığını ama arazilerini ekip biçmediği, devletten aldığı hibelerle geçindikleri ve mal mülk sahibi oldukları yönünde.

Ezcümle:

Farz edelim ki, bunların hiçbirisi doğru değil. O vakit Devlet Denetleme Kurulu, Tarım ve İçişleri Bakanlığı müfettişleri teftiş yaparak bizleri “yalancılıkla” suçlayabilirler. 

Umarız ilgili bakanlıklar meseleyi ciddiye alır ve müfettişler araziye çıkar.

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ferhat

30 Temmuz 2020 16:51

Devletlülerimiz. 1 tarlanın 100 sahibi varsa ne düşünürsünüz. Ceddimden miras 92 adet tarlam var. 1/32, 1/8,..... Bir bölü bilmem kaç oranlarında hisselerinde hakkım var. Ama kötü niyetli akrabalarım yüzünden elle tutulur bir tarımsal faaliyette bulunulamıyor. Mevcut kanunlara göre bu akrabalarım anlaşması gerek arazilerin birleşmesi için. Ama muhatabım kötü niyetli. Babamın sağlığında yapamadığını, bu insanları bir araya getirmeyi, benim yapmam mümkün değil. Gün geçtikçe de bu daha çıkmaza gidiyor. Mirasçı sayısı katlanarak artıyor.

Recep

29 Temmuz 2020 12:27

Bana göre denetim hem ilçe hem il hemde genel müdürlük/bakanlıkça ayrı ayrı yapılmalı

Turan

29 Temmuz 2020 12:23

Devletinizin iyi niyeti derken bir ornekde de ben anlatayım. 1980 li yıllar devlet yer göster ahır masrafını ödeyin diyor inekleri al parasını ödeyim diyor ama uyanık vatandaş yer gösteriyor yakın ilçeye gidip kırık defolu tuğlalar alıp ahir yapıyor sonrada gidip komşulardan 4 inek bulup getirip ahıra bağlıyor devlete de ver parasını diyor denetici gittikten sonra inekler sahiplerine iade ediliyor derken vatandaş devletten aldığı para ile sıfır serçe tofaş otomobil alıyor. Akabinde şikayet ihbar olunca devlet şahsın elinden arabayı da alıyor. Tabi batı illerinde 1980 li yıllarda ihbar müessesesi işliyor ama ülkenin başka bölgelerinde o kadarda işlemiyordu 80 arı kovanı yada 80 baş keçi koyun olan birinin arıları veya keci veya koyunlarını aldım deyip bir çok köylünün devleti dolandırdığını duyuyorduk. Rahmetli özal 'ın iyi niyetli teşviklerini çokça suistimal ediyordu iyi niyetli olmayan yurttaşlarımız.

Yener

29 Temmuz 2020 12:07

Yeni tanıştığım birisi derki büyük şehirlere çok yakın köylerdeki boş alanlara bir miktar arı kovanı koyarsan sık sık da gidip geliyorsan o sahipsiz boş orman içi/ kıyısı yerleri sahiplenebiliyorsun ilerde toplu konut alanı da olursa diye rantabil çöreklenebiliyorsun diyor

Mahir Güven

29 Temmuz 2020 07:30

Denetleme Kurulunun görevini yaptığı söylenemez, sadece kendini kurtarmak için formaliteleri yerine getiriyor olmalı. Şahsen devlete ve kurumlarına zerre kadar güvenmem. Her şey evrakta mükemmel, gerçekte ise çoğunlukla dalavere!

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle