İsrafsız bir Ramazan (2)
Dünkü yazımızda Mehmet Görmez hocamızın sohbetine yer vermiştik. Bugüne de devam edelim.
Hocamızın Ramazan ayı ve hayatın bütününde insanca yaşamak için tavsiyeleri şöyle:
Allah’ın mükerrem kıldığı insana değer verelim. Zayıflığımızı örttüğümüz kibir elbisesini çıkaralım. Acziyetimizin farkına varalım.
Varlığı maddeye, insanı bedene indirgemeyelim. Ruh ile savaşmaktan vazgeçelim. Feza ile savaşmaktan ve bu uğurda insanı köleleştirmekten vazgeçelim.
Bilgi ve bilim üretmeye devam edelim. Ancak bilgiyi akıldan ibaret görmeyelim. Bilimi kutsal bir dogma haline getirmeyelim. İnsanın ve tabiatın aleyhine kullanmayalım.
Siyaseti, kibir ve ihtirasla, güç tutkusuyla bir mülk hegemonyasına dönüştürmekten vazgeçelim. Ahlak, adalet ve merhametle insana hizmet yarışına dönüştürelim.
‘Doğu da Allah’ındır, Batı da Allah’ındır’. Dünyaya değer verelim ancak hayatın dünyadan ibaret olmadığına iman edelim.
Baki olanı fani olana feda etmeyelim. Âlem, dünya hayatından ibaret değildir. Dünya hayatı, sonsuz hayatımızın sadece ilk kapısıdır.
Burada önemli olan ebedî hayatımızı kazanacağımız yegâne yerin dünya olduğunu bilmektir. Cennet, tohumunu bu dünyada ektiğimiz bahçedir. Cehennem, ateşini bu dünyadan götürdüğümüz mekândır.
……………….
Yaşadıklarımız Müslümanlara da ibret diliyle çok şey söylüyor:
İslam’ın kadim coğrafyalarını ve medeniyetlerini harabeye çeviren savaşlardan vazgeçelim. Allah’ın dinini doğru anlayalım.
Vehimlerinizle ürettiğiniz yanlış din söylemlerini terk edelim. Ahiretin sonsuzluğunu anlatalım derken imar etmekle mükellef olduğunuz dünyayı aşağılamaktan vazgeçelim.
İnsanı tanrıya karşı konumlandıran üst insan tasarımlarını eleştirelim derken, insanı aşağılamaktan, insani olanla İslami olanı karşı karşıya getirmekten vazgeçelim.
Bilimi dogmalaştıran ideolojileri eleştirelim derken Allah’ın varlık âlemine yerleştirdiği kanunların tefsiri olan bilimi reddetmekten vazgeçip, doğru dürüst bilim üretelim.
Buyurun bu sefer insanlığı bir beladan ve bir vebadan biz kurtaralım. İlacı, aşıyı, şifayı biz bulalım. Ecrini, mükâfatını biz alalım. Bizim kitabımız, bir insana hayat vermeyi bütün insanlığa hayat vermek kadar değerli görür. (5/Mâide, 32).
Buyurun, bu sefer insanlığa biz hayat verelim. Yine bir başkası bulduktan sonra bize bu ilacı bulanın ahiretteki hâlini tartışmak düşmesin.
Bütün bu ibretler artık topyekûn insanlık ailesi olarak hiç kimseyi dışarıda bırakmayan yeni bir merhamet sözleşmesine ihtiyacımızın olduğunu bize gösteriyor”.
…………….
Evet, Mehmet Görmez hocamıza teşekkür ediyoruz. Bugün yaşadıklarımızı mahşer öncesi bir prova gibi görebiliriz.
Sanki kıyamet kopacak ve hepimiz olduğu yerde; “Şimdi ne olacak ve ne yapacağız” diye bekliyor haldeyiz.
Kıyamet koptuğunda insanların birbirinden nasıl kaçacağı ve kimsenin kimseye bir faydası olmayacağı anlatılır. Adeta o günlerin küçük bir numunesi yaşamaktayız.
Erenler der ki, “İnsanoğlu kendi musibetini kendi çağırır”. Musibetlerin tükendiği, merhamet ve rahmetin yağmur gibi yağdığı bir Ramazan geçirmemiz duasıyla.







