İsrafsız Bir Ramazan -1-
Söze hayırlı ve bereketli bir Ramazan duasıyla başlayalım.
“İsrafsız Bir Ramazan” denilince, umarım Ramazan israf ayı imiş gibi bir mana çıkmaz.
İsraftan kasıt, gösterişli iftar sofralarının kurulmayacağı, otel ve restoranlarda iftar ısmarlanmayacağı için “israfsız bir Ramazan” denilmiştir.
Ramazan-ı Şerifin taşıdığı manayı yüklenmek kaydıyla elbette Ramazan ayı bereket ayıdır. Bu yıl garip bir Ramazan ve Bayram geçireceğiz.
Ramazan ayının israfları elbette sadece maddi değil, esas manevi israflarımız maddi israflarımızdan daha çoktur. Malum Ramazan-ı Şerifin ifası, manevi boyutuyla önemlidir.
………………
Burada sözü, Diyanet İşleri eski Başkanı ve şimdi İslam Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamıza bırakmak istiyorum. Söz ehlinin:
“Kur’an’da ‘ibret’ diye bir kelime var. Dokuz yerde geçen ‘ibret’, sadece bir kelime veya kavram değil, bir anlama yöntemidir.
İnsanlık ailesinin yaşadığı büyük hâdiseleri akıl, idrak ve basiretle doğru değerlendirmenin yoludur.
İbret, maddeden manaya, rüya ve hayal âleminden hakikatlerin dünyasına geçmek, boyut değiştirmektir.
İbret, hem varlık hem sünnetullah üzerinde insanlığın tarihinde yaşadığı acı tecrübeleri ortak akılla tefekkür ederek basiretle dersler çıkarmaktır.
İbret, sessiz ve sözsüz ilahî bir vaizdir. Derunumuzdaki duygu ve düşüncelerin sessiz ifadesi olduğu için Arapçada gözyaşının diğer bir adı ibrettir.
Pek çok yerde tarihî kıssa ve hâdiseden sonra Kur’an; ‘Bunda akıl ve idrak sahipleri için ibret vardır’, (12/Yûsuf, 111) derken bu kastedilir.
Başka bir ayette ise bütün müminlere;‘Ey basiret sahipleri, bunlardan ibret alın’ buyurulmuştur. (59/Haşr, 2) Buna göre akıl, tefekkür ve basiret olmadan ibret olmaz.
İnsanlık olarak tam da büyük ibretler alabileceğimiz bir zamandan geçiyoruz. Kendimiz üzerinde, varlığın gayesi, yaratılışın hikmeti, dünya ve insanlığın gidişatı üzerinde düşünme zamanıdır.
………………..
Bugün yaşadıklarımızı sadece Çin’de ortaya çıkan ve bütün dünyayı saran bir salgın olarak okursak ibret almamış oluruz.
İbretle okuduğumuz zaman yaşadıklarımız bize ve bütün insanlığa şunları haykırıyor:
Ey insanoğlu! Gelin bu tabiatın sahibi ve maliki imiş gibi davranmaktan, hoyratça kullanmaktan vazgeçin. Tabiata hâkim olma, bozma ve ifsat etme yarışını bırakın.
Yeryüzünü ifsat etmeyin. Islah adı altında bozmayın. Tabiat size emanettir. Emanete ihanet etmeyin.
Siz aynı toprağın, aynı suyun çocuklarısınız. Aynı havayı teneffüs ediyorsunuz. Allah’ın size verdiği nimetleri sayamazsınız.
Bir açgözlülük uğruna soluduğunuz havayı kirletmekten vazgeçin. Toprağı bozmayın, suyu kirletmeyin. Helal ve temiz olanı yiyin. Habis ve kötü olandan kaçının.
Tabiat Müslümandır. ‘Yerde ve gökte olan her şey, Yaratıcıya teslim olmuştur’! (3/Âl-i İmrân, 83). Tabiatın safiyetini bozmayın, teslimiyetine karışmayın.”
………………..
Mehmet Görmez hocamızın annesi vefat etmiştir. Ruhu için el-Fatiha.







