İnsan ve Dünyası
Bu haftaki eserimiz Türk Edebiyatı Vakfı Yayınlarından çıkan “İnsan ve Dünyası” isimli eser. Yazarı ise Ahmet Kabaklı!
Kabaklı hocanın yaklaşık 60 yıllık yazı hayatında, insan ve dünyasına ait çeşitli yazılarından oluşan kitap, sanki bugünlere dikkat çekercesine yazılmış bir eser.
Söz insanın gözüne bakarak söylense de onu işe yarar hale getirecek olan kulaktır. Kulak söze itibar etmezse, söz boşluğa düşer. Boşluğa söz düşürmemelidir.
Kabaklı hoca yazı hayatında boşluğa düşecek sözden kaçınmış bir mütefekkirimizdir. Bu sebeple de kendisine “Şeyhülmuharririn” unvanı verilmiş ve muharrir geleneğinin son temsilcilerindendir.
Sözünün sahibi ve edebi derinliği olan ve su gibi akan yazıları, bugün bile büyük bir zevk ve heyecanla okunmalıdır. “İnsan ve Dünya” isimli eserindeki yazıları da öyledir.
Ahmet Kabaklı’nın çeşitli tarihlerde kaleme aldığı birbirinden kıymetli yazılarının derlemesiyle meydana gelen bu kitap; “siyaset, ahlak, medeniyet ve tarih” gibi konulara nasıl yaklaşılması, bu konuları ele alırken nasıl bir dil zevkiyle hareket edilmesi, hangi kıvrak zihin oyunlarıyla gerçeği aramamız gerektiği konusunda bir anahtar görevi üstlenmektedir.
¥
Günümüzden 40 yıl öncesindeki bir tespitini aktaralım Kabaklı hocanın. “Para ile insan olunacağını zanneden kafaları ıslah edip insanlığımızı kurtarmalıyız”.
Bu satırları okuduğumuzda sadece zaman diliminin ve coğrafyanın değiştiğini, insanın insana zulmünün hiçbir dönemde değişmediğini görmekteyiz.
Kabaklı hoca bunları söylerken elbet yazılarının değişmez üslubu olan “kendi toplumuna yabancı Batı şakşakçısı sahte aydınları eleştirmekte ve paraya kul olduklarını” söyleyerek, memleketin başına musallat olmaktan bıkmadıklarını anlatır.
Sözü bu noktada Kabaklı hocaya bırakalım. Adeta bugünlere seslenir gibi.
“Yüce Rabbim, bu dünyayı hâlâ batırmamaya, dağları üstümüze çökertmemeye, bütün yarattıklarını Okyanuslarda boğmamaya eğer kararlı ise, muhakkak ki, yeşilini de, ormanını da, çiçeklerini de, sularını da, havasını da bir gün kurtaracaktır.
Çünkü onlarsız olmaz. Onların hepsi O’nu zikretmekte, hepsi O’nun güzelliği aşkıyla yaşamakta, O’nu dua ile anmaktadır”.
¥
Evet, insanın insandan çok, insan için yaratılmış tüm canlıların, “insan gibi insana” ihtiyacı vardır.
Galiba gün gibi açık olan hakikat, Çin virüsü sebebiyle anlaşılmıştır diye umulmaktadır.
Bu hususta epeyce beylik laflar söylenmekte ve işitilmektedir. Yukarıda da hatırlatıldığı gibi söz kulaktan girerek insan idrakindeki yerini almalıdır.
Bilindiği gibi “insan ihya eden varlıktır, ihanet eden değil” denilir. Çin virüsü ihanete bir cevap gibi geldi sanki. Umulur ki, cidden ders alırız.
¥
Ezcümle:
İnsan, fıtratından gelen temiz ruhunu kirletmesin ve zalimliğe teslim etmesin. Böyleleri için kötülüklerin ve zalimliklerin sahası pek geniştir.
Şu zor günlerimizde özellikle siyasi arenada bunları görmekte ve tanımaktayız. Asla unutmamalıyız!
Kitap hakkında: 0212- 526 16 15 [email protected]







