--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hatıralarıyla İz Bırakanlar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

Bu hafta tanıtacağımız eserin adı; “Hatıralarıyla İz Bırakanlar”. Ötüken Neşriyattan çıkan kitabın yazarı Prof. Dr. İsmail Yakıt.

Bir toplumun sosyal, siyasal ve kültürel tarihi hatıralarda gizlidir ve gerçek tarih yazılacaksa hatıralardan yararlanılmalıdır.

Resmi tarih yazıcılığı bu yüzden çok zayıftır. Çünkü resmi tarih yazıcılarının işine hatıratlardaki hakikatler gelmez. Bu yüzden de resmi tarihimiz okunmaz ve sevilmez.

Bu topraklara dair sözü olanlar, vefası olanlar, ülkemizi ve insanımızı tanımak isteyenler, her fırsatta hatırat okumalıdırlar.

Mesela İsmail hocanın “Hatıralarıyla İz Bırakanlar” kitabında, anne ve baba tarafından seferberlik ve Çanakkale savaşlarıyla ilgili dedelerinin-amcalarının-akrabalarının hatıraları var ki, sadece o anılar tarih kitaplarına girse dahi ülkemizi ve milletimizi anlamak için yeter.

Malum biz sözlü kültür toplumuyuz. Yalnız hız ve haz çağında bu kültürü nasıl muhafaza ederiz bilemiyorum fakat hatıratlar bir şekilde belgelenmelidir.

İsmail Yakıt hoca sadece aile yakınlarını değil, talebeliğinden üniversite yöneticiliğine kadar geçen hayatında, toplumumuza anlatılması gereken hatıratları yazmış.

İsmail hocanın dediği gibi “Eğer tarih boyu biz de Batılılar gibi her şeyi yazarak gelecek nesillere aktarsaydık, bu konuda dünyanın en zengin kütüphaneleri her halde bizim kütüphanemiz olurdu”.

Evet, öyle olurdu. Mesela Cumhuriyet kurulduktan sonra CHP döneminde kütüphanelerimizdeki yüzbinlerce kitap trenlere doldurup, Bulgaristan’a ve Avrupa’ya gönderilmeseydi, çeşitli şekillerde yakılıp, satılıp, yok edilmeseydi, kim bilir ne hatıratlar ve tarih ortaya çıkardı.

Sözü İsmail Yakıt’a bırakalım:

“Tarihe yön veren, tarihi değiştiren, zaman içinde bazı hususlarda ezber bozan belgeler, bu güne kadar hep hatırat ve günlükler olmuştur.

Bunların yazılı birer belge halinde neşredilmesi, onları birinci elden kaynak haline getirir.

Tarihi, sosyal, kültürel iktisadi, antropolojik, folklorik, tipolojik, psikolojik vesaire bütün tahliller, bu belgeler üzerinden yapılır. Dolayısıyla araştırıcılar için değeri yüksek malzemelerdir”.

Hatıratların anlatılması ve yazılması için İsmail hoca insan hafızasını turşu küpüne benzetir ve şöyle der:

“İnsan hafızası turşu küpüne benzer. Turşu kurarken tabandan yerleştirilir kurulur. Yani ilk öğrendiklerimiz, duyduklarımız küpün dibinde olanlar gibidir.

En son öğrendiklerimiz ise küpün üstündekiler gibidir. Turşuyu tüketirken en üstten başladığımız gibi unuturken de unutmaya en sondan başlarız.

Haliyle en son öğrendiklerimizi en önce unuturuz. Bu husus geriye doğru yavaş yavaş devam eder. Atalarımızın dediği gibi hafıza-i beşer, nisyan ile maluldür”.

Ezcümle:

Türkiye’nin yakın tarihini ve özellikle 1960 ve sonrası yıllarda üniversitelerde yaşanan hadiselerin anlatıldığı eserde; belgesellere, sinema filmlerine ve televizyon dizilerine konu olacak öyle hakikatler var ki, yakın tarihin aydınlandığını görüyorsunuz.

Kitap hakkında: Ötüken Neşriyat 0312-251 03 50 Mail: [email protected]

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle