--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gâvura Kızıp Oruç Bozulmaz

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

Bilirsiniz ünlü atasözlerimizdendir ve ne zaman söylendiği bilinmemektedir ama yaklaşık sanırım bin yıllık bir ifadedir.

Daha gerilere gidecek olursak 14 asır öncesine, İslam’ın ilk yayılış dönemine kadar da uzayabilir.

O günün ve bugünün inkârcılarını en iyi temsil eden kişi Ebu Cehil’dir. Ebu Cehil, Peygamberimizin ve İslam dininin Hak olduğunu pekâlâ bilmekteydi.

Rivayete göre denilir ki;

“Bir gün Ebu Cehil, Efendimiz (s.a.v.)’i mescide giderken yolda görür ve edepsiz şekilde önüne çıkarak şunları söyler:

- (Hitaba dikkat) “Ey Abdullah’ın oğlu! Biliyorum sen Hak Peygambersin, İslam’da Hak dindir. Lakin malım, mülküm, mevkiim ve Mekke’nin kadınları, sana tabi olmamı ve Müslüman olmamı engellemektedir”.

……………….

Malum bütün Peygamberlerimizin en büyük imtihanı şirk ve isyan takımıyla olmuştur. Yani bunların ardı arkası ve nesilleri bitecek gibi değil anlaşılan.

O yılların da bugünün de şirretlerinin ortak özellikleri; din düşmanlığı, dolayısıyla Müslüman karşıtlığı olduğu meydandadır.

Din adına düşmanlık için iğneyle kuyu kazarcasına çalışmaktalar. Kime ve neye inanıyorlarsa, ona hizmet için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar.

Demek ki, Hak-Batıl mücadelesi hiç bitmeyecek. Neyse biz Hak tarafına bakalım.

Hamdolsun irfan toplumu bir milletiz, Çin virüsü sebebiyle kısıtlı imkânlara rağmen, Ramazan-ı Şerifin “infak, sadaka, fitre, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma” emrini harfiyen yerine getirmenin sevincini yaşamaktayız.

Şükür büyük bir milletiz. İşte bu özelliğimiz hem içerideki hem dışarıdaki dine ve Müslümanlığa muhalif olan kesimleri çok huzursuz etmekte.

Bu rahatsızlıklarını milletin yüzüne karşı yapamayınca ya Cumhurbaşkanımız Erdoğan veya hükümetimiz üzerinden dile getirmekte ve oluk oluk şerlerini akıtmaktalar.

Dedik ya biz irfan toplumuyuz, bunlara hak ettikleri cevap verilmekle birlikte, imani ve insani vazifelerimizi aksatmadan yerine getirmekteyiz.

Vilayetlerimizde, ilçelerimizde, beldelerimizde, hayırsever vakıf ve derneklerimizin hepsi, en ücra köylere kadar ülkemiz içinde, Suriye’de, Filistin’de, Balkanlar’da ve gönül coğrafyalarımızda, harıl harıl Ramazan-ı Şerifin üzerimize yüklediği emanetin gereğini yerine getirmekteler.

Sadece bu hal bile, Hakk’ın Hak olduğunu, Batılın şer olduğunu göstermektedir.

……………….

“Hak” tarafı için bu dünya fanidir, esas olan ahiret ve ebedi âlemdir. “Batıl” tarafı için ise esas olan bu dünyadır.

“Hak” tarafı bu dünyayı ahiretin tarlası olarak görüp, inancının gereğini icra ederken, “Batıl” taraf ise ahireti reddederek dünyaya tapınmaktadır.

Sözün burasında Ömer Hayyam’ın şu dörtlüğünü ezcümle yapalım:

“Gözünde dünyayı ne kadar süsleseler de,

Akıllı insanların yanaşmadığı şeye, yanaşma sen de!

Senin gibi pek çok gidenler ve gelenler olmuştur,

Nasibini almaya bak, çünkü alıp götürecekler seni de”.

Ömer Hayyam’ın da dediği gibi kimse bu âlemde kalıcı değil, herkes yapıp ettikleriyle göçecektir. 

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle