--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Evet Demeden Önce

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
2

Bu haftaki kitabımız Yediveren Yayınlarından. Uzman Aile Terapisti Nazlı Özburun’un kaleme aldığı eserin adı; “Evet Demeden Önce”.

Nazlı Özburun hanımefendi, aile olmanın teşkilinden önce “Evet” demenin maddi manevi boyutlarını ele almış ve problemleriyle birlikte çözümlerini dile getirmiş.

Günümüzde evlilik ülke yönetmekten daha zor hale gelmiştir. Dünyayı idare edersiniz de bir evi idare edemeyebilirsiniz. 

Hepimiz çevremizde böyle nice örnekler görmekteyizdir. Burada ne kadınlarımızı ne erkeklerimizi suçluyor değiliz elbet. Çünkü insan tanınması imkânsız bir varlıktır.

Evlilik iki kişinin birbirine “evet” demesiyle bitmez ve sürmez. Ayrıca nice “evetlerin” gizli kalmış, baştan anlaşılmayan ve evlilikten sonra çıkan yönleri olmaktadır.

Evlilik, iki insanın birlikte aile kurmasından çok öte bir anlam taşımaktadır. Maalesef  “ev ve aile” kavramına tamamen dünyevi cepheden bakılmaktadır.

Bu sebeple evlilikler artık iki kişinin sınırlarıyla sınırlandırılmak isteniyor. Taraflar ailelerini dışlayarak hayata başlıyor ve tabii çürük bir ipe hülya dizilmiş olunuyor.

Bir de şu hususa değineyim de sözü ehline bırakalım:

Bugün evlilik üzerine ortalık uzmandan geçilmiyor. Kendi evliliklerini yürütemeyen yahut evliliği yürütmekten korkarak evlenmeyen veya toplumu tanımadan evliliği Batı kaynaklı eserlerden ezberleyerek, toplumu dönüştürmeye çalışan o kadar garip evlilik uzmanları ve programları var ki, bunlardan evlerimizi, ailelerimizi koruyalım.

Ayrıca yine günümüz evlilikleri bir “aile olmak” için değil, “ev kurmak” için değil, “evden kurtulmak” için yapılmaktadır ki, bu evliliklerin ömrü bir yılı geçmemektedir.

Kitabından söz edeceğimiz Uzman Aile Terapisti Nazlı Özburun’un hem anne hem uzman olarak, kurmaca reçetelerle değil, yaşanan ve yaşanmış reçeteler sunmaktadır.

Sözü uzatmayıp ehline bırakalım:

“Amacımız güzel niyetlerle çıkılan yolda iki kişinin sadece aşkla her türlü sorununun altından kalkabileceklerine duydukları inancın, kısa sürede hayal kırıklığına dönüşmesini önlemek.

Hepimiz biliyoruz ki evlilik, karar sürecinden itibaren sağlıklı bir şeklide, tarafların mutlu olarak devam edebilmeleri hayli zor bir alan olmaya devam ediyor.

Toplum olarak bunu pek ciddiye almıyoruz gibi görünsek de birinci yılı içinde biten evlilik oranları hiç de az değil.

Hatta tatlı hayallerle başlayan pek çok beraberliğin; eşyalar eskimeden, çekilen fotoğraflar tab ettirilmeden, tencerelerde bir kez olsun yemek pişirilmeden bittiğini söylersek abartmış olmayız.

Bu ülkede düğünlerini yaptığımız her üç çiftten birisi ilk bir yıl içinde sorun yaşamaya ve ilk beş yıl içinde boşanmaya gidiyor.

Bu kitap, kendi mütevazı hacmiyle evlilik öncesi ve sonrasında oluşabilecek sorunları tanımlayarak, onlara çözüm önerileri sunup, birçok insanın gereksiz acı çekmesini engellemeyi, yuvaları başlangıcında dağılmaktan korumayı hedefliyor. Bütün temennimiz bu!

Kitap hakkında: 

Yediveren Yayınları; 0212-506 13 84

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mustafa

6 Temmuz 2020 22:04

Tagut. Elmalılı Hamdi yazır meali veya kimden okursanız okuyun ama okuyun maide suresi 48 den 53e nisa suresi 59 dan 65e.nur suresi 47 den 53e.ahzab suresi 36 yı ve Tevbe suresi 31 okuyun 2/256 -Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir. 257 - Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri de tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar 16/36 - Andolsun ki biz her ümmete, "Allah'a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının." diye bir peygamber gönderdik. Allah, bu ümmetlerden bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hak olmuştur. Şimdi yer yüzünde bir gezip dolaşın da bakın ki, peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görün Zümer Sûresi 17 - Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da tam gönülle Allah'a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjdele kullarımı. 18 - O kullarımı ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır 4/60 - Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor. 4/76 - İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.

Mustafa

6 Temmuz 2020 22:04

Âyetleri duyunca kalbi titreyenler. Taha Sûresi 126 - Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der Tevbe Sûresi / 124.Bir sûre indirildiği zaman, o (münafık ola)nlardan bazısı: “Bu hanginizin imanını artırdı?” der. (Oysa, her inen sûre) iman edenlerin imanını artırmış (kuvvetlendirmiştir) ve onlar (her inen vahiyle sevinip) müjdeleşirler. Tevbe Sûresi / 125.Kalplerinde (şüphe, küfür, şirk ve münâfıklık gibi) bir hastalık bulunan kimselere gelince, (o sûreler) onların murdarlıkları üzerine murdarlığı (küfürleri üzerine küfrü) artırmış ve onlar kâfir olarak ölmüşlerdir.3 Hadîd Sûresi / 16. İman edenlerin Allah’ı anma ve hak olarak inen (Kur’an’)a karşı kalplerinin ürpermesi/saygıyla yumuşaması zamanı gelmedi mi? Bu âyette mü’minlere büyük bir uyarı vardır. (Mü’minler,) sakın bundan önce kendilerine kitap verilip de (onunla alakayı keserek) üzerlerinden uzun zaman geçmiş, kalpleri artık katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Çünkü onlardan çoğu (Allah’ın emrinden çıkmış) fâsık (olmuş)lardır. Âyet-i kerîmede yüce Allah, mü’minlere, kitaplarından uzaklaşan yahudiler ve hıristiyanlar gibi olmamalarını emir buyuruyor. Çünkü mü’minlerin Kur’an’la imanlarının kuvvetlenmesi, kalplerinin sükûn, hayatlarının huzur içinde olması gerekirken,2 bunun aksine Kur’an’dan, onun kültüründen, mânevî gıdasından ve hükümlerinden uzaklaşan kalp imanca zayıflar, katılaşır ve duygusuzlaşır. Böyle bir kalbe sahip olan insan Allah’a karşı sorumluluğunu unutur, maddeci ve menfaatperest olur. Menfaatini başkalarının zararlarına, hatta yok olmaları üzerine kurmakta kalbi huzursuz olmaz. Enfâl Sûresi / 2.(Gerçek anlamda) inananlar, ancak o kimselerdir ki Allah’ın adı anıldığı zaman yürekleri titrer, O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman, (bu) onların iman (nur)larını artırır (kuvvetlendirir). İmanın artması muhteva ve tafsil bakımından olurken, imanın kuvvetlenmesi takvâda ve ibadetleri ihlasla yerine getirmekte tezahür eder. Çünkü sâlih amelle/Allah’a itaatle iman artar, günahlarla zayıflar. Ve (her işlerinde) ancak Rablerine güvenirler.2 Ra'd Sûresi / 28. O (Allah’a yönele)nler, iman eden ve Allah’ı anmakla kalpleri huzura kavuşan kimselerdir. Şunu iyi bilin ki gönüller (ancak) Allah’ı anmakla huzura kavuşur. Allah’ı istiğfâr ve tevhid ile anmanın yanında en büyük zikir Kur’an’dır ki o da onu hem okumak hem de emirlerini hayata hâkim kılmakla olur. O zaman fikir, gönül ve hayat huzura erişir. Yoksa, gayesi gerçekleşmeyen zikirlerle kalp ve hayat huzursuzluktan kurtulamaz. Allah’ın zikrini kalbine, fikrine ve hayatına geçiremeyenler; dalları sulanan fakat köklerine su ulaşamayan ağaçlar gibi olurlar. Şu da hadîs-i şerîfle sabittir ki (özetle:) “Kim Allah’a itaat etmişse farz ibadetleri yerine getirmişse Allah’ı zikretmiş olur. Fakat haramlardan kaçınmayan kimse namazı, orucu, haccı, zekâtı çok olsa da Allah’ı zikretmemiş olur.” Ayrıca beslenme eksikliği, zehirli gıdalar ve mikropların vücut sağlığımızın düşmanı olup onu tahrip etmesi gibi, ibadetsizlik, Allah’ı zikretmemek ve günahlar da ruh sağlığını tahrip eder. Şeytan da bunu unutturmak için daha fazla oyun ve eğlenceye daldırır.4 Tâhâ Sûresi / 124. Bundan böyle kim zikrim (Kur’an ve hükümlerim)den yüz çevirirse (hevâsına/nefsine hoş gelene uyarsa) şüphesiz ki onun için dar bir geçim/sıkıntılı bir hayat vardır. Geçim darlığı; “Dünyada huzursuzluk, fakirlik korkusu, gönül darlığı ve psikolojik sıkıntı içinde bunalmak, âhirette de kabir darlığı ve kabir azabı içinde bulunmaktır.” Kim de Kur’an’ın hükümlerine uyarsa bunlardan korunmuş olur.3 Kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz (toplarız). Bu dünyada Kur’an ve hükümlerine karşı mânevî ve ruhânî körlük; âhirette fiilî bir körlük olacaktır. Tâhâ Sûresi / 125. “Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben hakikaten (dünyada) çok iyi gören kimse idim.” der.4 Tâhâ Sûresi / 126. (Allah) buyurdu ki: “Bu böyledir. Âyetlerimiz sana geldi de sen (okuyup görmedin, onun hükümleriyle amel etmeyi) unuttun. İşte bugün de sen böyle (görmez halde) bırakılacaksın.” Kur’an’sız hayat körlüktür. Kur’an’ı ilmen ve amelen terk edenlere, Allah şeytanı arkadaş kılar.1 Furkân Sûresi / 30. Peygamber de (şikâyetle): “Yâ Rabbi! Benim kavmim bu Kur’an’ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta men edip onu)5 terk ettiler.” dedi.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle