En kıymetli hazinemiz
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yârim kara topraktır.
Yukarıdaki ve sondaki dörtlük, Âşık Veysel’in “Kara Toprak” şiirinden.
Her topluma ve her insana göre çeşitli kıymetli hazineleri vardır. Fakat hiçbir varlıkla ölçülemeyecek yegâne hazine topraktır. Her canlı toprağa muhtaçtır.
Korona virüsünün insanoğluna en çok öğrettiği ve tembihlediği esas ikaz; “Toprağa dönün ve saygı duyun” mesajı olmuştur.
Teknolojinin, makinenin, silahın, paranın, makamın, mevkiinin vesaire hiçbir gücün, gücünün yetmediği gözle görülmeyen mikroptan, bütün dünya kurtulma savaşı vermektedir.
Devletler ve milletler bu savaşı ne zaman kazanır, nasıl kazanır bilmeyiz ama insanın muhtaç olduğu ve olacağı en büyük kurtuluş kapısı ve hazinesi toprağa dönüş olacaktır.
Bu mücadelenin olumsuz sonuçlarını, topraklarını işleyen devletler kısa sürede iyileştirebilir ve en azından ulusal ekonomilerini kendilerine yetecek düzeye çıkarabilirler.
Yine bu anlamda en şanslı ülkelerden birisi biziz. Biz zaten toprak milletiyiz. “Topraktan geldik, toprağa döneceğiz” felsefesi, toprağa olan bağımızı gösterir.
¥
Mevsim, bir metrekare toprakla bile buluşma ve yeniden anlaşma mevsimidir. Anadolu’nun dört bir yanında, evimizin bahçeleri dâhil toprağa ekim yapma vaktidir.
Yıllardır topraklarımızdan kaçak yaşadık, Avrupa ile bir olacağız, onlara benzeyeceğiz diye toprağın üzerine istediğini değil, istemediklerini diktik veya tahrip ettik.
Bir başka tahribimiz de; “dünyaya tapıcılık yüzünden”, hiç kimsenin sırtlayıp götüremediği binlerce dönüm arazinin ekilememesi ve işlenememesidir. Nimete nankörlüktür.
Diğer dünya devletlerini bilmem fakat bizim ülkemizde topraklarımız miras anlaşmazlıkları nedeniyle ciddi bir ihanete uğramaktadır. Mirasçıların dünya hırsları nedeniyle Adliyelerde yüzbinlerce miras dosyası beklemektedir.
Bunun dışında köylerimizde ve kasabalarımızda nüfusun büyük çoğunluğu, 55-80 yaş arasındadır. Bu nüfusun çocukları ise şehirlerde yaşamaktadır.
Haliyle yaşlı nüfus tek başına toprağı işleyemediği gibi ortağına veya icara vererek yiyeceği kadar üretim yapmakla yetinmektedir.
Bugüne kadar köydekiler de şehirdekiler de rahat etmiş olabilir ama bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı aşikârdır.
Toprağa dönüş hızla başlamalıdır. İşlenmeyen toprakların başına varıp, adeta özür dilercesine yeniden buluşma vaktidir.
Bu hususta devletimiz mutlaka birtakım çözümler üretmektedir veya planlama yapmaktadır ama “Biz bize yeteriz” ifadesinin altının doldurulması için Tarım-Orman Bakanlığının, bütün memleket sathında ivedi bir tarım seferberliğini girişmesi şarttır.
¥
Ezcümle:
Toprağı dışlayarak ne kadar zengin olursak olalım, ne kadar ihtiyaç duymazsak duymayalım, toprağı ne kadar ötelersek öteleyelim, eninde sonunda toprak bizi kendisine çekecektir. Son durağa varmadan kıymetini bilelim.
Dileğin varsa iste Allah’tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan
Benim sadık yârim kara topraktır.







