--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dil ve Edebiyat Derslerimiz

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
8

Dil ve edebiyat hususunda; kendisini bu coğrafyaya, bayrağa, vatana, millete, devlete ve dine mensup sayan hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir isimden söz etmek istiyorum.

“Türkçenin Sırları” kitabında dil ve edebiyatımız üzerine terler döken Nihat Sami Banarlı’nın, “Dil ve Edebiyat Derslerimiz” başlıklı yazısına geçmeden şu bilgiyi paylaşayım:

Bu kitap, Milli Eğitim Bakanlığı, Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığının 19 Ağustos 2004 tarihli 3126 sayılı genelgesinde, orta öğretim kurumlarında okunması tavsiye edilmiş.

Merak ediyorum acaba hiç okutuldu mu? Banarlı bu eserini 1940 yılında yazmış.

“Dil ve Edebiyat derslerimizden milletin şikâyetleri çoğalmaktadır. Bunun sebebi dil ve edebiyat derslerini birtakım sol ideolojilere alet eden öğretmenlerin belirmesidir.

Aslında Türk dili ve edebiyatı dersleri, çocuklarımıza milli dilin, Türk edebiyatının ve Türk edebiyatı tarihinin öğretilmesi içindir.

Bu dersler, milli şahsiyeti olan bir zevkin, böyle bir kültür ve tefekkürün gelişmesini sağlar. Bunu yaptığı ölçüde vazifesini de yapmış olur.

….. Büyük bir milletin, çok hain bir gidişle, topyekûn sola kaydırılmak istendiği bir devirde, Türkçe’nin bu aziz koruyucularını, Türkiye’nin yarını, şüphesiz minnetle anacaktır.

….. Şu son zamanlarda biraz sıkça duyup işittiğimize göre ise:

- Bir kısım dil ve edebiyat öğretmenleri de varmış ki bunlar, maalesef yaptıkları vazifenin mukaddesliğini idrakten uzak bırakılmışlar. Bize gelen şikâyetler şunlardır:

- Çocuklara uydurma kelimeleri hatta kelime uydurmayı (!) tavsiye ediyorlarmış!...

- ‘Aha’ gibi, Ermenice, ‘örneğin’ gibi Ermenice bozması kelimeleri kullanın, bunlar halkların(!) sözcükleridir diyorlarmış.

- Kompozisyon vazifelerini; analarından, babalarından öğrendikleri dille-kelimelerle yazan çocukların notlarını kırıyorlarmış.

- Türk edebiyatının tarih boyunca yetiştirdiği büyükleri ya bir kalemde geçiyor yahut onların aleyhinde bulunuyor, dilleri ve sanatlarıyla alay ediyorlarmış.

- Onlara göre, ‘Göktürk Kitabeleri’ birer barbarlık numunesi, Dede Korkut Hikâyeleri, baş kesme, kan dökme edebiyatı, Nevai ve Fuzuli Acem şairi, Baki ve Nedim Arapça söyleyenler, Namık Kemal ve Hamid artık okunamazlar; Akif softa, Yahya Kemal gerici.

Gerisini saymıyorum. Yalnız yanlış anlaşılmasın. Bu olanlar Bulgaristan’da, Romanya’da, Macaristan’da ve Türkistan gibi Rus esareti altında örselenen yerlerde değil, çok yakında, en yakında, Türkiye’nin içinde oluyormuş.

Bu yolda, ‘maksatlı’ ve ‘vazifeli’ kişilerin bütün bu yaptıkları ve yapacakları şeyler, önce Milli Eğitim Bakanlığımızın bunlara müsamaha etmeyecek kültür ve karakterdeki insanları vazife başına getirmesiyle önlenir; milli şuura sahip maarif elemanlarının gösterecekleri hassasiyetle yoluna girer”.

Ezcümle:

Merhum Banarlı’nın söyledikleri daha çok.

Bu kadarla yetinelim ve hâlâ dilimizin ve milli eğitimimizin bir türlü nasıl yerlileşemediği ve millileşemediği üzerine milli şuura sahip münevverleri, devlet erkânının dinlemesini dileyelim.

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bâkî, Fuzûlî, Nedim, Hüdâyî, Nâbî veya Şeyh Gâlib'i hangimiz ne kadar tanıyoruz?!...

3 Temmuz 2020 14:56

Kadîm Türk Şiiri'ne yani dîvân sâhibi şâirlerin şiirlerine ki Fuzûlî, Bâkî, Zâtî, Nâbî, Hüdâyî, Şehy Gâlib ve Yahyâ Kemâl Beyatlı gibi büyük üstâdların zihin dünyâlarına eserleri vâsıtasıyla daha fazla girmeğe çalışıp son derece yararlanmak elzemdir. Yoksa, yakında yabancılardan Türkçe öğrenmek mecbûriyetinde kalabiliriz!?...

Vahdet .M.G

3 Temmuz 2020 12:52

Selamun aleykum Hüseyin abi sizler sanat ve yönetmenlikten gelen mülayim abisiniz Yeni Akit gazetemizi ilk yayın yılında şehrimiz ilçeydi.1996 il oldu Adananın ve Abdurrahman Dilipak abiyle hemşehriyiz….Ünversitede Türk Dili ve edebiyatı bölümü karasevdalısıydım Allah aşkına bunu okuyun ve duyun…Boğaziçi İngiliz Dili Ve Edebiyatını bile kazanırdım….Bu Türk Dili ve Edebiyatı… tamam öz dilimiz…onun uğruna 5 yıl Ösym iki basamaklıydı .matematik fobisininde kurbanıyım ..tercihlerimi yalnızca Türk Dili Ve Edebiyatı seçtim. (ortaokuldan beri yazarda olmak istiyordum..kütüphaneye mekik dokuyordum hatta kütüphane müdürü bir gün dedi:’Mehmet kütüphaneyi bu kadar seven biri olarak matematiğin nasıl zayıf olabilir.’’demişti….1990…91-92-93-94-95…….o zaman - 67 Türkçe- 75 sosyal bilimler- sorular soruluyordu ben matematiğe bakmaktan ,yapamamaktan,zaman kaybından korktum ….saygılarımla

Vahdet .M.G

3 Temmuz 2020 12:30

Selamun aleykum Hüseyin abi sizler sanat ve yönetmenlikten gelen mülayim abisiniz Yeni Akit gazetemizi ilk yayın yılında şehrimiz ilçeydi.1996 il oldu Adananın ve Abdurrahman Dilipak abiyle hemşehriyiz….Ünversitede Türk Dili ve edebiyatı bölümü karasevdalısıydım Allah aşkına bunu okuyun ve duyun…Boğaziçi İngiliz Dili Ve Edebiyatını bile kazanırdım….Bu Türk Dili ve Edebiyatı… tamam öz dilimiz…onun uğruna 5 yıl Ösym iki basamaklıydı .matematik fobisininde kurbanıyım ..tercihlerimi yalnızca Türk Dili Ve Edebiyatı seçtim. (ortaokuldan beri yazarda olmak istiyordum..kütüphaneye mekik dokuyordum hatta kütüphane müdürü bir gün dedi:’Mehmet kütüphaneyi bu kadar seven biri olarak matematiğin nasıl zayıf olabilir.’’demişti….1990…91-92-93-94-95…….o zaman - 67 Türkçe- 75 sosyal bilimler- sorular soruluyordu ben matematiğe bakmaktan ,yapamamaktan,zaman kaybından korktum …ayrıca Türk dili Edebiyatını sınavda iyi net yapan ama sırf üniversiteye kendini atmaya çaılışanlarında kurbanıyız çünkü onlar Türk Dili Edebiyatını sevdiklerinden değil orta okuldayken sözlüğü ezberlemiştim..Sözlük gerçekten Türk dilimizin bir mavi dünyası…Türk Dili Ve Edebiyatını kazanamadım….okulda rehberlik bölümü yoktu….yabancı dile çok yatkındım….bizim Osmaniye şehrinden o zamanlar Yugoslavyadan gelen tırlar tesislerde durur onlarla Türkçe konuşurduk meğer soydaşlarımızmış….yaşım 12 …Avrupaya giden gurbetciler gıcır gıcır otolarla gelirdi yabancı dile sempatim ve bilgim okulda İmam hatip orta ve lisede zirvedeydi bunu zamanında kullanamadım ,okulda rehberlikçide yoktu sağ olsunlar öğretmenler sadece üniversiteden bahsederlerdi..öğrencileri yeteneği olanı yönlendirmezlerdi..yönledirmeleri sadece şu meşum düşünceyle olurdu okulda tüm derslerde başarılı hep takdir alan okulun ilk beşinde olanı yönlendirir hatta şu sözü söylerlerdi. (Müdürde dahil okulumuzu dereceye sokacak ÖSYMde söylenirlerdi)ösym soru kitaplarına çalışanlar inanın 1000 içinde bile değillerdi ne kadar takdir alsalarda Bu travma düşünce o zaman ki düz liselerdede böyleydi.(genel kültürde önemli,) şimdi AÖF Türk Dilini Okuyorum yine sınavla kazandım (matematik yoktu)..Türk Dil kurmunu Cumhurbaşkanımıza şikayet ediyorum..cumhriyetin ilk yılarınada tekin alp kohendi…..bir ilimizde öğretmen ve ve bir sitede Edebiyat eleştirmeniyim Fransızcadan-italyancadan –latinceden-ispanyolcadan-ingilizceden kelimeleri n telaffuzunu uydurarak dilimize monte etmişler,ediyorlar..kitaplığımda sadece Latince sözlük yok Avrupanın –Birleşmiş Milletlerin ilk 10 sırasındaki dillerin sözlüğü kitaplığımda ve A dan Z ye kadar okuyorum bu sözlükleri….600 yüz yıllık kültür katliamı..af buyurun medya şaun o görevi yapıyor kartel adlı gazeteler –dergiler bu katliamı devam ettiriyor….masa –motto-filo-silo-drone daha sayamıyıcağımız kelimeler…. Kelimeler…fransada dili koruma japonyada hakeza koruma müessesi var…Türk dil kurumu mango kelimesini ele alalım .tanımda byük sözlükte Hint kirazı diyor..evet yanlış duymadınız..bu meyva şeftali ve Trabzon hurmasının ilk olgunlaşma zmanının tadında kirazla tad ve şekil olarak ilgisi yok,bu meyvaya Yeni şeftali ve yeni hurma …Rambutana kedi gözü diyor ona yeni kestane (şekil yününden kabuğu Bursa kestanesi gibi)dost kardeş ülkede sadece yetişen indonezyada yeşil taş armuta benzeyen meyvaya (solak) Avakadoya (Amerikan armudu)tanımlaması yapıyor….bu meyvalara yeni sıfatını getirerek ,tad ve şekil yönünden benzerlik gösteren meyva sebzeye evet (Yeni )sıfatı )getirilip Kelime türetilir 150 yıldır örnek aldığımız batı bu özellikleri düşünerek yapıyor İngilizler –Ananasa –bitkisi çama benzediği için tercümesi çamelması pineapple diyor.çarkıfelek meyvasına tutku , passion diyor kokusu çok etkili tadıda biz güzel kelime bulmuşuz çarkıfelek …Kısacası Yabancı dili seçseydim zamanında Boğaziçini kazanırdım…Şuan öğretmenlik yaptığım şehirde bir öğrenci Boğaziçi Türk Dilini kazanıp okumuş Amerikada yüksek lisans yapmış SEATTLE şehrinde BİLGATES in Microsoft şirketinde çalışıyor..bizim gibi dini bütün bir arkadaş 1991 yılında 130 net ,,Sözel –Sosyal bilimler- Türkçe-122 net .. 8 matematik net yaptı..İstanbul Hukuk kazandı yönlediren olmadığı için bu arkadaş Tarih- Türk Dili ,diğer bölümleri Boğaziçi üniversitesinde kazanabilirdi (ve avukatlığı kazandığı için bin pişman)..Amerikada iyi bir üniversitede yüksek lisans yapabilirdi…ülkemizim kanayan yarası bu kanayan yara kelimesini malumunuz Gorbaçov söylemişti ve kelime bizim Türkçemize deyim olarak girdi….saygılarımla

Lisân giderse insân da gider!...

3 Temmuz 2020 11:26

Bir ân önce 1920'li yılların yüksek İstanbul Türkçesi esâs alınmağa başlanmalıdır. Ders kitâbları da bu lisân seviyesine göre yeniden ele alınıp yazılmalıdır. Bir lisân, bir insandır. Anadilimiz giderse -Allâh korusun!- anavatan Türkiye de gider!?

Hayrettin Hatunoğlu

3 Temmuz 2020 11:05

Ben 64 yaşında 2021 yılı başında emekli edilecek 40 yıllık hizmeti olan bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Mesleğe başladığım 1980'li yıllarda öğretmenliğin zevkine vararak çalıştım. 1990 yıllarda meslekte bozulmalar 2000 yıllarda çürüme başladı. Benim Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğini seçmede kitabı 1970 yıllarda okutulan rahmetli Nihat Sami Banarlı ve Edebiyat öğretmenlerimin etkisi çok oldu. Şimdi Türk Dili ve Edebiyatı kitaplarını bir görseniz öğrenciler bu dersten nefret etsinler diye hazırlanmış sanki. Hele bedava olunca kitabı hazırlayanlar da o kitabı kullanan öğrenciler de ne emek ne değer vermiş.Oysa ki öğrencilere vatanı, milleti, dili, dini ve milli kültürü sevmenin yolu edebiyattan geçiyor. Edebiyat insanın iç dünyasındaki güzelliklerin hayata yansıması. İnsan ruhunu bezemenin tek aracı. Hayatın acımasız kurallarından sıkılıp bunaldığımız zaman sığınıp mutlu olduğumuz tek sığınak. Anlayacağınız edebiyat edep yönünü yitirdi. Ben edebiyat öğretmenlerimin şahsıda ve dilinde kibarlığı, zerafeti kıyafetlerinde şıklığı, değerlendirmelerinde adaleti gördüm ve bu branşa ve mesleğe aşık oldum. Şimdi bu meslek boş kalmamak, para kazanmak için yapılan bir meslek ve branş haline geldi. Bu hale gelmesinde şu anda görev yapan öğretmenlerin ve okutulan sözde ders kitaplarının etkisi çok büyük.

Ömer

3 Temmuz 2020 10:48

Sadece çarşıları avm leri gezip Türkçemin ne hale geldiği görülür . İnan’ın Londra’dan bir farkı yok . Arapça yazılardan rahatsız olanlar buna neden ses çıkarmıyorlar , mutlaka istisna hariç yabancı kelime kullanımı yasaklanmalı . Türkçe korunmalı .

Mustafa

3 Temmuz 2020 08:42

Sosyal medya kapansın Allah ve Resûlüne çok hakaret ediliyor çok. Kendini hakaretten korumaya çalıştığımız kadar Allah ve Rasulünü korusak hakaret ettirmesek bu sorun ortaya çıkmazdı.

Mustafa

3 Temmuz 2020 08:39

Gözümüzde mertek varken başkasında hata bulmak.! İnsan bilmeyerek mi hakaret ediyor. Yoksa bilerek mi ? HER İKİ KİŞİDEN BİRİNİN TEMSİL EDİLDİĞİ MECLİSE HAKARET EDENLER ASLINDA KENDİNE HAKARET EDİYOR. MECLİS, ABD LI MİLLETLE DOLDURULMADI BU VATANIN YETİŞTİRDİĞİ İNSANLAR. DÖRT KİŞİLİK BİR ORTAMDA HER HAKARET O ORTAMDAKİ İKİ KİŞİYİ İFŞA ETMEKTİR. İKİ KİŞİDEN BİRİ YANLIŞTA ÖNÇE KENDİMİZİ DÜZELTELİM NEKADAR DÜRÜST OLURSAK OKADAR DÜZELİRİZ.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle