Darbe isteği histerikli ruh halidir
Histeri kavramının kapsamı bir hayli geniş ama kısaca; “ani, sinirsel, nevrotik (kaygı, huzursuzluk, nefret vb.) hastalık hali olarak tarif edilir.
Siyasetteki bu tip hastalar, kendi ruh sağlıklarının bozukluğundan habersizdirler. İçindeki yaşadıkları topluma sürekli fitne salarak, kendilerine oy vermeyenleri düşman ilan edip, şiddete dayalı siyaset izlerler.
Böyle rahatsızların insani olması gereken tüm duyguları, yaşadıkları anın durumuna göre değişir ve nerede ne söyleyeceklerini bilmeden sadece küfrederek, hakaret ederek siyaset yaptıklarını zannederler. Kışkırtıcılıkları karakterleri olmuştur.
Kendisine suflenen her şeye inanarak hemen ilan edip, kendilerini çok güçlüymüş gibi gösterip, tatmin olduklarını sanır ve bu açlıklarını asla gideremezler.
•
İster sol, ister mümin ile münafıklık arasında kalmış ve “Araf’tan” kurtulamayan sağ kesimden olsun, darbe ile iş başına geleceklerine inananların ruh hali budur. Darbecilere bakan herkes görebilir.
Rabbim böyle kimselerden önce aklı başındaki aile üyelerini, çevresindekileri ve milletimizle birlikte tüm dünya insanlığını korusun.
Bunların tedavisi ve aşısı şimdiye kadar bulunamadı, bundan sonra da bulunması imkânsızdır.
Çünkü Cenab-ı Allah’ın kendi ruhundan insan ruhuna üflediği ruha ihanet ettiklerinden, hesaplarını ancak Allah görecektir.
İlahi adalete inanmak gibi bir dertleri de yoktur. Zaten ebedi âleme ve hesap gününe inanan bir kimsenin, şiddetle iş başına gelmek gibi bir gayesi olabilir mi?
Hakk’tan ve halktan alamadıkları ve nasiplendirilmedikleri güçlerini, Haçlı Batı’da arayan siyasetçiler, içinde yaşadıkları “millete, devlete, vatana, bayrağa, dine ve dile” karşı düşmanlıklarını ancak darbe histerisiyle ifade eder ve nasıl bir acizlik sergilediklerini göremezler. Hastalıklarının başka boyutudur. Geçelim.
•
Biz millet olarak irfan toplumuyuzdur. Menderes, Özal ve Erbakan’dan sonra Cumhurbaşkanımız Erdoğan, irfan milleti oluşumuzun ferasetiyle iş başına gelmiştir.
Devlet ve millet olarak, Cumhuriyet tarihi boyunca nice aşağılık darbeler yaşadık. Peki, hangisi irfan sahibi milletimizden onay aldı? Hiçbiri!
Bu hakikatte mi görülemez? Darbecilerin ve destekçilerinin ne devlet nezdinde ne millet nezdinde zerre kadar haysiyeti yoktur.
Hadi sol kesimin ülkemize ve milletimize bakışı ortada. Onlar anlamıyor veya anlamak istemiyor ve ısrarla reddediyorlar.
Peki, bunların arkasından giden, Batı’dan ve sol kesimden umut devşirirken şarampole yuvarlanan sağ cenahtaki umutsuz vakalara ne demeli. Geçelim.
•
Ezcümle:
Histerikli siyasetçilere hiçbir gerçeği anlatamazsınız. Hiç olmazsa bunları dinleyen, okuyan akıl sahiplerine şu gerçeği duyuralım. Tabi sözümüz yine bu ülkeyi sahiplenenleredir!
Anadolu’nun fethinden itibaren, milletimizin asırlardır savaşta, barışta ve her meselede müracaat kaynağı dinimiz olmuştur.
Bu irfan toplumu oluşumuzun gereğidir. Bu irfanı hiçbir darbe yıkamaz. Yıkamadı da. Bu arada hatırlatalım. Askerimiz ve polisimiz, millet-devlet bütünleşmesinin muhafızıdır.







