Bu topraklar iyilerin ve iyiliklerin vatanıdır
“Eğer Türk ve İslam tarihinin son 900 yıllık tarihini çizen tek bir insan göstermek mümkün olsaydı, hiç şüphesiz bu isim Alparslan olurdu”. Erol Güngör.
Çin virüsü sebebiyle yaşadıklarımız ve millet-devlet bütünleşmemiz göstermiştir ki, kendi varoluş değerlerimize yeniden yapışmamız; tarihimizle, kültürümüzle, dilimizle, dinimizle ve milli değerlerimizle daha güçlü tanışmamız, kaynaşmamız gerekmektedir.
Bu hakikate neden ihtiyacımız olduğunu, içimizdeki Haçlı ruhlu devlet ve millet düşmanları açıkça göstermekte ve Çin virüsüne karşı yapılan başarılı mücadeleye ateş püskürmektedirler.
Nasıl bir zihniyettir ki, aynı coğrafyada, aynı devletin çatısı altında çalışan, barınan yaşayan kimseler, böylesine acımasız düşman olmaktalar? Anlamak imkânsız!
Türkiye olarak seksen yıldır şarampolden çıkamamamızın sebebi, işte bu zihniyet sahipleridir. Bizi biz yapan değerlerimizi hercümerç etmek istediklerindendir.
Sanki millet olarak yüzyıllardır bu coğrafyada; kimliksiz, kişiliksiz, tarihsiz, dilsiz, dinsiz, devletsiz, bayraksız vatansız yaşıyormuşuz gibi.
İkibin yıllık devlet geleneğimiz ve 14 asırlık medeniyetimizle vatan edindiğimiz topraklarda onlarca ırktan, dilden, dinden insanlarla barış içerisinde yaşadık.
Çünkü bu topraklar, Kelime-i Şehadetin şartınca, iyiliklerin ve iyilerin vatan edindiği topraklardır. Allah’ın yardımıyla, kötülerin kaybettiği, iyilerin ve iyiliklerin kazandığı Cennet coğrafyamızda yine iyiler ve iyilikler kazanacaktır.
………………
İrfan ehli bir büyüğümüz şöyle buyurur:
“İki kişinin çıkardığı fitneyi şeytan bile çıkaramaz. En büyük keramet; yorgunluk ve bezginlik hissetmeden, Allah’ın mahlûkatına hizmet etmektir”.
İşte Cumhurbaşkanımız Erdoğan başta olmak üzere, mayasındaki helalliğin-iyiliğin gereği, devletimize ve milletimize hizmeti vazife bilen insanlarımız bu inançla çalışmaktadır.
Vatan edindiğimiz topraklarımızda “güven, istikrar ve barış” içerisinde yaşamanın elbet bir bedeli vardır ve olmalıdır. Uzak-yakın tarihimiz boyunca nice bedeller ödedik.
Anadolu ismini, toprağımız ve insanımızla birlikte parçalamak isteyen yerli ve yabancı tüm şer cephelerine karşı mücadele etmekteyiz.
……………….
Anadolu ruhunu öldürmek isteyenlere, Sezai Karakoç’un şu ifadelerini hatırlatalım:
- “Ey Anadolu! Ruhumuzun toprağı! Hiçbir sihir seni ebediyen bağlayamadı. Her şeytani büyü, sonunda ilahi neşterle çözüldü.
Ey Anadolu! Her zaman, beklenmedik anda, nefs müdafaasının kahraman çocuklarını çıkardın. Ey Anadolu! Büyük sürprizini artık göster.
Gönlü, kafası ve ruhu kara insanlara manevi tokadını indir. Artık onlar, belki de Anadolu’nun bir daha dirilmeyeceğini sanıyorlar. Onlar, zafere ulaştıklarına inanıyorlar.
Ey Anadolu! Henüz rövanşın başlamadığını onu başlatarak göster”.
………………
Anadolu ruhunu bir de Osman Yüksel Serdengeçti’den takip edelim:
“İmanlı milletimiz ilhamını; Allah, millet, vatan sevgisinden alır. Bu memlekete ve bu millete, bitmiş tükenmiş müstehase haline gelmiş adamlardan, İttihat ve Terakki artıklarından hayır gelmeyeceğine inanmıştır”.
Ezcümle Hz. Ali efendimizden:
“Namuslu insanın korkaklığından, namussuz insanın cüretinden Allah’a sığınırım”.







