Bir mahcubiyetten bir mahcubiyete
Eh be Süleyman Bey!
Pazar gecesi iki saat, sadece ülkemize değil, dünyaya nefes tutturdunuz.
Elbet nefes tutanlar içerisinde istifaya sevinenler, bayram edenler, hatta “Ben dediydim” diyen Nemrudi taifesinden kimseler de vardı.
Eh be Süleyman Bey!
Bir mahcubiyeti gidereyim derken, son nefesinize kadar bağrınızdan, yüreğinizden, kalbinizden söküp atamayacağınız büyük bir mahcubiyetin ve yükün altına girdiniz.
Ne olacak şimdi? Bu yükü, güveni nasıl taşıyacaksınız bilemem fakat bu “güven emaneti”, Allah sağlıklı ömür versin, yaşadığınız müddetçe sizi hep bir adım geriden ve önden takip edeceği gibi ders niteliğinde yıllarca konuşulacak ve yazılacaktır.
Eh be Süleyman Bey!
Devlet-millet bütünlüğü içerisinde günlerdir alınan tedbirlere toplumun yüzde doksan dokuzu katılmıştı ve katılıyor. Dünyada bir numarayız.
Büyükşehirlerdeki sokağa çıkma yasağında küçük bir azınlığın sokağa çıkması ve ihtiyaç duymadıkları şeylere saldırması an itibariyle zaten magazinleşmişti.
Şimdiye kadar devletine-milletine sadık hiç kimsenin sokağa çıkıp, hırs ve tamahlarını sergiledikleri görülmüş müydü? Görülmemişti!
Ne kadar önlem alırsanız alın, nasıl önlem alırsanız alın, malum güruh ve benzerlerini bala batırıp yağa yatırsaydınız da yine yapacaklarından vazgeçmeyeceklerdi.
Sosyal medya denilen şeytan gayyasının nereden ve kimler tarafından yönetildiğini hepimizden daha iyi bilmektesiniz.
Twitter denilen ihanet şebekesi millet ve devlet düşmanlığını her fırsatta körüklemeye devam etmekte ve her fırsatta söylemektesiniz.
Neyse ki, mahcubiyetiniz anlaşıldı ama aşırı bulundu. Alın işte, aşırı mahcubiyet başınıza daha büyük bir mahcubiyet yükü getirdi. Oh oldu! Geçelim.
•
Süleyman Bey’e olan güven ve sevginin temeli, elbet Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’a olan güvenin-sevginin tezahürüdür.
O sevdiği için sevmiş ve soylu milletimiz de bağrına basmıştır.
Sayın Soylu bunu çok iyi bildiği için önce Cumhurbaşkanımıza, sonra aziz milletimize karşı mahcup olduğunu hissetmiş ve gayet insani bir davranışta bulunmuştur.
Milletimizin çok büyük ekseriyeti de bu hareketi yerinde bulmuş ama istifanın da kabul edilmesini kabul edilir bulmamıştır.
Başka memleketleri bilmem fakat bizim memlekette siyaset üstü değerler vardır. İnanılan-sevilen siyasetçiler, bu üst değerler ölçüsünde güvenilir-sevilir.
Siyaset üstü değerleri tekrarda fayda vardır.
“Vatan, bayrak, devlet, millet ve bunların tabanını, çatısını oluşturan dinimizdir”. Bundan öte hiçbir değerin kıymeti yoktur.
Devlet-millet bütünlüğü ancak bu değerlerle sağlanabilir. Yalnız şu ayrıntıyı da hatırdan çıkarmamalı.
Amentüsü sağlam milletimiz, üst değerleri siyasete alet edenleri, hatta bu üst değerlere düşman olanlara yamalık vazifesi görenleri de siyaset çöplüğüne atmıştır-atacaktır.
•
Ezcümle:
Sayın Soylu! Bu kadar sevgi ve güven yüklü kul hakkıyla nasıl rahat edeceksiniz? Önce Reis’ten sonra milletimizden bol bol helallik almak zorundasınız vesselam.







