Bilirler ki Diyanet Milletimizin Kırmızı Çizgisidir
Bilirler ki Diyanet, milletimizin kırmızıçizgisidir! Bunun için saldırırlar. Bu yıl görevi Ankara ve onların güdümündeki bazı barolarla üstlendi.
Kendimi bildim bileli 50 yıldır oruç tutarım. Yarım asırdır Ramazan-ı Şerif aleyhinde ve Diyanet’le ilgili nice hezeyanlara şahitlik ettim.
Senelerdir malum medya başta olmak üzere, bunları destekleyen kesimler, daha Ramazan başlamadan ve boyunca, milletimizin burnundan getirdiler ve hiçbir dönem vazgeçmediler.
Bu çevreler, Ramazan ayı gelince garip bir döngüye giriyor ve akılları başlarından gidiyor, ne yapıp ettiklerini bilmeyen sarhoşlar gibi saldırıya geçiyorlar.
“Keşke” sözcüğünü kullanmak doğru değil fakat bazen gerekiyor. Keşke bu kimseler, bir Müslüman tanıyabilselerdi yahut dinimizin gereklerinden herhangi birini tanısalardı.
Keşke tanısalardı da ondan sonra ne edeceklerse etselerdi, ne söyleyeceklerse söyleselerdi, böyle ucuz kabadayılık yaparak, milletin nefretini üzerlerine almasalardı.
Neyse, bunlar gibi “ret zihniyetlilere” ne derseniz deyin, ön yargı ve peşin hükümlülüklerinden vazgeçmeyecekleri için kendinizi yormuş olursunuz.
………………..
Tüm dünyayı sarıp sarmalayan Çin virüsü sebebiyle kısıtlı bir Ramazan ayına girmişsek de ibadette zorlama olmadığı ve dinimiz kolaylık dini olduğu için olağanüstü şartlarda daha bir güzel Ramazan idrak edilmekte. Hamdolsun!
Ramazan ayının gereği yardımlaşma ve dayanışma tüm hızıyla sürmekte. İllerimizde, ilçelerimizde, köylerimizde hayırseverlerimiz ve derneklerimiz, Ramazan’ın bereketini coşkuyla dağıtmaktalar, paylaşmaktalar.
Bütün camilerimizde ezanlar okunmakta, salalar verilmekte, salavatlar getirilmekte. Çaresizlik ve ümitsizliğin olmadığı sergilenmekte!
Müslüman bir toplum ve ülke olarak olağanüstü şartlarda her zaman destan yazmasını bilmişizdir. Böyle bir zamanda dosta düşmana karşı destan yazmaya devam etmekteyiz.
Yine hamde sebep bir güzellik daha gördük ki, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş nezdinde dine ve diyanete karşı hezeyan üretenlere, devlet ve millet olarak gereken cevaplar verildi.
Böylece Ramazan-ı Şerife daha bir dinç ve daha bir birlik ve beraberlikle girilmiş oldu.
Yüzleri ve sözleri tanındığı zannedilen ama bu vesileyle tanınmadığı anlaşılan kişilerin iç dünyaları bellenmiş oldu. Şer hayır getirdi.
………………….
Esas bu çirkinlikten önemli bir ders çıkarmamız mümkün. Malum garabet, milli kültür inşamızda hâlâ eksikliğimizin olduğunu göstermektedir.
Milli kültür inşası beşikten mezara kadar yeniden ve daha güçlü şekilde, millet-devlet iş birliğiyle ele alınmalıdır.
Milli kültürümüz üzerinde yüzyıldır bir işgal var ve bu işgal arasından neyi kurtarırsak, onunla yetinip; “Bu da yeter” dediğimiz için hep bir tarafımız yara almakta.
Bu işgali aşamadığımız müddetçe ortaya hep böyle gariplikler çıkacaktır.
Ezcümle:
Diyanet İşleri Başkanımız nezdinde dinimize-diyanetimize gösterdiğimiz güçlü destek gibi milli hafızamızı yeniden canlandırmak için de göstermeliyiz.
Milli iradeyi tam teşekküllü hale getirmek mecburiyetindeyiz.







