Batının gözünde Osmanlıyız
Dün Cemil Meriç’in eserlerinden söz etmiştim. Esas paylaşmam gereken bir hatıra vardı ki bugüne bıraktım.
Batılıların gözünde hâlâ Osmanlı oluşumuzu yine Cemil Meriç’in dünyasından anlatmadan önce babasıyla ilgili yaşanmış vakıayı paylaşmak isterim.
Cemil Meriç Hatay doğumlu olsa da ailesi Dimetoka’dan göç etmiştir.
Dimetoka, Yunanistan sınırları içerisinde, Edirne’ye 40, Uzunköprü’ye 20 km uzaklıkta, 1981 nüfus sayımına göre 10.000 nüfuslu bir şehirdir.
Kısaca Dimetoka’nın tarihine uğrak vuralım:
Dimetoka 1361 yılında Hacı İlbey tarafından fethedilir. 1912 yılında da elimizden çıkar. 551 yıl Devlet-i Aliye’nin ilim merkezi olarak vazife görür.
I. Murad, Yıldırım Bayezid oğlu Musa Çelebi ve II. Murad oğlu Fatih Sultan Mehmet, belli sürelerde burada ikamet ederler.
Fatih Sultan Mehmet’in oğlu II. Bayezid’in doğum yeri de burasıdır. II. Bayezid, oğlu I. Selim’e yönetimi bıraktıktan sonra doğduğu şehre dönmek üzere yola çıksa da Çorlu yakınlarında vefat eder.
Vefatı üzerine naaşı İstanbul’a getirilerek bugün adıyla anılan Bayezid Camii’nin külliyesi içerisindeki kabrine defnedilir.
Avrupalıların gözünde halen neden Osmanlı’yız sorusuna, Dimetoka bile yeterli cevaptır. Cemil Meriç’in ataları da bu ilim merkezinin önemli simalarındandır.
Hatırat şöyle:
Cemil Bey’in babası merhum Mahmud Niyazi Bey, Hatay Reyhanlı’da hâkimdir ve çok sevilen, güvenilen birisidir.
Vazifede olduğu bir sırada rüşvet teklif edilir. Kendisi için böyle bir teklifi zül addederek derhal adliyeyi terk edip evine döner ve aynanın karşısına geçerek:
-“Demek ki, bu çehrede rüşvet teklif edilecek bir hal vardır” deyip, hemen istifa eder. Böyle bir erdemli davranış üzerine yorum yapmak laf kalabalığı olur. Geçelim.
•
Söze devam için başa dönelim.
Ne yaparsak yapalım, ne edersek edelim, neyimizi ne kadar inkâr edersek edelim, Batılıların gözünde biz Osmanlı’yız ve hep öyle kalacağız demiştik.
Buyurun gerisini Cemil Meriç’in ifadelerinden takip edelim:
“Bütün Kur’anları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalıların gözünde Osmanlıyız. Osmanlı, yani İslam, yani Avrupalılara göre tehlikeli bir yığın düşman.
Avrupa, maddeciliğine rağmen Hıristiyan’dır; sağcısıyla, solcusuyla Hıristiyan. Hıristiyan için tek düşman biziz. Yani Haçlı ordularını bozgundan bozguna uğratan korkunç ve esrarlı kuvvet!
Zavallı Türk aydını… Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu. Düşmanın putlarını takdis eder, hayranlıklarını benimser.
Kısaca; gönülleri çağdışı kalmaya razı olmayan garp-perest aydınlarımız, Yunan’dan fazla Yunancı kesilirler.
Avrupalı dostları hasta adamın mirasını bölüşmek için sabırsızlanıyormuş onlara ne! Dava: Ne pahasına olursa olsun, Osmanlı’yı yıkmak”.
•
Ezcümle:
Görüldüğü gibi Batı cephesinde değişen bir şey yok. O günkülerin bugünkü nesilleri de aynı zihniyetle dıştan-içten ve soldan-sağdan halen düşmanlıklarına devam etmekteler.







