Ayasofya ve Amentü
“Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın milletimizin ve İslam dünyasının birikmiş duygularına tercümanlık eden bu adımı, her şeyden önce derin bir saygı, güçlü bir güven ve sağlam bir aidiyet duygusunu yeniden inşa etmek potansiyeli taşımaktadır”. Mehmet Görmez DİB eski Başkanı.
Mehmet Görmez hocamızın da ifade ettiği gibi Ayasofya’nın seksendokuz yıl sonra ibadete açılması ve cami hüviyetine kavuşması, iman ehli aziz milletimizin amentüsünün gereği, ellerinden ve yüreklerinden gelen sürekli gayretlerinin neticesinde gerçekleşmiştir.
Bunları söyleyince şeytan gıdıkladı ve şu soruyu aklıma düşürdü. “Bu nasıl bir amentü sahiplenmesi ki, seksendokuz yıl da ancak netice alındı”. Söyleyelim.
Milletimizin amentüsü sağlamdır lakin imanının gereği; “vatanını, milletini, devletini, bayrağını, dinini” korumak-kollamak ve sahiplenme adına nice dertlere-acılara katlanan halkımız, amentüye tabi olduğu sanılan melek kostümlü şeytanların hileleri ve amentü düşmanlığı yapanların ihanetleriyle mücadele ederek, ancak Ayasofya emanetine sahip çıkabilmiştir.
•
Ayasofya’nın hürriyetine kavuşması için çaba harcayan, emek veren birisi olarak teşekkür edilmesi gerekenler var.
Hatırladığım kadarıyla 1970’lerin başından bu yana, Ayasofya adına var gücüyle mücadele eden Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan, 10 Temmuz 2020’de milletimizin ve devletimizin kararını ilan etti. Böylece seksendokuz yıllık esaret sona ermiş oldu.
Danıştay 10. Dairesinin üyelerine teşekkürler. Milletimizin adalete susamışlığını giderdiler ve devlet-millet bütünlüğünü perçinlediler.
Bir diğer teşekkür, Fatih’in dinimiz adına emanet ettiği bu kutlu ibadethaneye, 1967 öncesi ve sonrası yıllarda, hiç ara vermeden haklı davalarını savunan siyaset, düşünce ve fikir adamlarımızla birlikte, tüm ülke çapında sahip çıkan vefat etmiş veya yaşayan amentü sahibi her insanımızdan Allah razı olsun.
•
Varlık içinde yokluk çekmenin, çokluk için de yalnız kalmanın, güçlülük içerisinde güçsüz düşmenin, çareler içerisinde çaresiz bırakılmanın, yetimliğin, öksüzlüğün, dövülmenin, sövülmenin, ötelenmenin, dışlanmanın, sahibi olduğumuz değer yargılarımızın elimizden alınmasının ne demek olduğunu, ancak bu acıları çekenler bilir.
Ayasofya’nın özgürlüğüne kavuşması bir de bu çerçeveden ele alınmalıdır. Ülkemize ve milletimize aidiyet duygusu beslemeyenler için hiçbir şey ifade etmeyebilir ama zerre kadar imanı olanlar için çok şey ifade etmektedir.
•
Ezcümle:
Ayasofya’nın ibadete açılması, Kelime-i Şehadete inanan, iman eden ve gereğini yerine getiren her Müslümanın özlemiydi, beklentisiydi.
Bu beklentinin gerçekleşmesi kadar da normal bir durum olamazdı. Elbet bu halden rahatsız olan iç ve dış mihraklar olacaktır.
Biz devlet ve millet olarak bir bütün içerisinde nasıl emanetimize sahip çıkmış isek bu emanete hıyanet edenler de razı olmayacak ve görüldüğü gibi olmamaktadırlar.
Hamdolsun. Emanet ehil ellerdedir. Sahiplenelim ve bir daha elimizden çıkmasın.







