Algı yönetmenlerinin ustası şeytandır
Eğer hakiki şeytan kendisinin bu kadar başarısız olacağını bilseydi, eminim en başta Âdem (a.s.)’e karşı durmaz, yanında yer alırdı.
Çünkü şeytanlaşmış insanlar, hakiki şeytanın bin yıl da yapacağını, bir dakikada icra edebilmekteler. Bu halin en çok görüldüğü yer de sosyal medyadır.
Sosyal medya; aldanmanın ve aldatmanın merkezi olsa da esas dünyalıklarını put edinmiş malum medyanın her türlüsünde “aldanma ve aldatma” savrulması yaşanmaktadır.
Dizilerden, tartışmalara, sözde sosyal içerikli program ve reklamlara kadar insanlar sürekli bir aldatma sarmalı içerisinde bocalamaktadır.
Aldatanların sonu mutlak aldanarak gelmiştir. Günü geldiğinde yapılan her ihanet ve kötülük sahibinin başına gelecektir.
•
Algı yönetmenleri, ruhlarını teslim ettikleri şeytanlıkları neticesinde ne yaptıklarını bilirler. Haram kazanmayı ve beslenmeyi kendilerine şiar edinmişlerdir.
Esas hiçbir sorgulama-araştırma yapmadan bunlara aldananlar; akıllarını, düşüncelerini, fikirlerini, kulaklarını, gözlerini nasıl hibe etmekteler anlamak imkânsızdır.
Algı yönetimi ve manipülasyon meselesinde anlaşılması zor hususlardan birisi de şudur:
Aldatanları ve aldananları ortaya çıkaran dürüst, namuslu, haysiyetli yayıncıların, akademisyenlerin, televizyonların, habercilerin uyarılarına rağmen, maalesef aldananlar, kendilerini aldatanları koruma altına almalarıdır.
Bu hal hiç anlaşılır gibi değil. Aldatıldıklarını söyleyenleri reddetmekteler. Galiba yenilgiye ve kandırılmışlığa tahammül edemediklerinden olsa gerektir.
Yoksa aklı başında kim kendisine uzatılan hakkaniyetli bir uyarıyı reddeder?
•
Bugüne kadar yaşanan algı ve manipülasyonlar göstermiştir ki, aldatılanların sonları hep dramatik olmuş; hayal kırıklığı, öfke ve pişmanlıktan başka ellerine bir şey geçmemiştir.
Algı ve manipülasyon tuzağına düşenler, düştükleri tuzağı iş işten geçtikten sonra fark etmiş fakat kendi rızalarıyla, kendi adımlarıyla, kendi seçimleriyle düşmüşlerdir.
İnsan olmamız hasebiyle üzerimize düşen öncelikli ve asla ötelenmemesi gereken vazifemiz; hayatın hangi safhasında olursa olsun, doğru ile yalanı ayırt edebilmek olmalıdır.
Hayatımızı düzenli şekilde yaşayabilmek için; “aldatılmamak-yalanı-yalancıları bilmek” ve tercihlerimizi doğrudan yana yaparak, iyi insanlarla birlikte olmak değil midir?
İnananlar ve inandıklarını iman esası haline getirenler şöyle derler:
-“İnsanoğlu dünyaya belli bir istikamet üzere gelmiştir. Dünya ile ahiretin dengesini kurmakla vazifelidir.
O vakit, insanlığı hüsrana sürükleyecek her türlü manipülasyon ve algıya karşı direnç göstermek, iman etme yükümlülüğümüzün gereği olmalıdır.
•
Ezcümle:
Eğer bir kimse günü birlik yaşamayı tercih edip, ömrünü har vurup harman savuruyorsa, yarın ne yapacağını bilmiyorsa, ömrünü algı yönetmenleri ve manipülatörlere teslim etmiş demektir.
Böylelerinin; kendisi, ailesi, ülkesi ve milleti için bir ideali, düşüncesi, planı, programı yoksa algı yönetmenleri ve manipülatörler onlar adına planlarını yapmaktadır.
Maalesef bugün sosyal medyadaki durum budur! Algı yönetmen ve manipülatörlerin planlarının kurbanı olan insanlarımız, ömürlerini bunlara hibe ederek yaşamaktadırlar.







