Aklımızla Sınanmak
Yaratılış gayesine ve Yaratıcısına inanan aklıselim sahibi her insanımız, doğumundan ölümüne kadar; “aklını nerede, nasıl, neden ve kim için” kullanacağını bilir.
Bu hakikatle hareket eden kimseler, akıllarıyla sınanacağı büyük güne göre hazırlıklarını amele dönüştürüp ömürlerini tamamlarlar.
Her zerrenin sorulacağına inananlar, kendilerini disiplin altına alırlar. Disiplinin kuralları bellidir.
Aklını, mantığını, düşüncesini, sözünü, gözünü, bedenini, inancını, zararlı cereyan ve kişilerden korumaktır.
……………
Akıllı kimselerin ortak özelliği, kendilerine nereden ve kimlerden zarar geleceğini bilmeleridir. Bile bile bu zararı görmezden gelmenin ise akıl zayıflığı olduğunu da bilirler.
Bir insanın, bir toplumun, bir milletin aklıyla oynamak, akıllarını çelmek, başka akıllara esir etmek, o milletin inanç değerlerinin içini boşaltmakla mümkün olur.
Bugün ülkemiz ve milletimiz üzerindeki oyunun aktörleri bu işi yapmaktadır.
Siyasi olarak muhalefet başta olmak üzere, bu kanadı destekleyen iç ve dış tüm karanlık odaklar, milletimizin aklıyla alay etmekte ve sınamaktadır.
Bu ve benzeri musibetlere karşı millet-devlet bütünlüğümüzün sağlanabilmesi için nefsimizi aklımızın arkasına atıp, “amentümüzün gereklerini” yerine getirmemiz şart.
………………
Yerkürede amentü sahibi olduğu halde amentüsünü kaybeden toplumlar, kendilerini mahveden devletlerin, milletlerin esareti ve sömürgesi altında yaşar ve yaşamaktadırlar.
Bugün dünyada olup bitenlere bakılırsa, bu fotoğraf net olarak görülebilir. Devlet olarak içte ve dışta verdiğimiz mücadeleyi, aklıselim şekilde değerlendiren her amentü sahibi insanımız, neyin ne olduğunu pek âlâ görebilir.
Bu hususta İhsan Fazlıoğlu’nun önemli bir tespiti vardır. Şöyle der:
“Bir kişi, bir millet, bir kültür, kendi anlam-değer dünyasını, bundan dolayı da anlamlandırma yeteneğini kaybetmeye başlarsa, kendi vicdanı önünde küçük düşer”.
Vicdan, kişinin ruhunun ve bedeninin bekçisidir. Bekçisi olmayan ruhları gasp etmek, yönetmek ve yönlendirmek kolaydır.
…………….
Vicdanları önünde küçük düşenler için yine İhsan Fazlıoğlu’na müracaat edelim:
“Bu kompleksin en önemli göstergesi, özgüvenini kaybetmek; sahip olduğu dini, ilmi, siyasi, ahlaki ve tarihi tüm değerlerden önce şüpheye düşmek, sonra uzaklaşmak, nihayetinde terk etmektir”.
Maalesef bugünler, böyle ciddi hezeyanlarla dolu günler.
Düne kadar davasında, inancında, samimi olduğu görülen ama küçük-büyük menfaatler karşısında birden cephe değiştirip, akıl almaz haller içerisine giren kimselerin hezeyanlarını izlemekteyiz.
Akıllarını başkalarının sınamasına müsaade eden ve onların akıl oyunlarıyla oyalanan kişi yahut kişiler, düne kadar sahip çıktıkları değerlerini bugün aşağılayabilmekteler.
Böyle bir zaafın hiçbir akılla izahı mümkün değildir. Kişinin düne kadar sahiplendiği mensubiyetini aşağılaması veya reddetmesi, öncelikle kendini aşağılamasıdır.
…………………..
Ezcümle:
İman edenler bir istikamet üzere yaratılmıştır. İstikameti olmayan yahut istikameti terk eden kimselerin akılları, maalesef yabancı akıllarla işgal edilmiştir. Bu akıllarla yola gidilmez.







