Kurban: Tevhid ve teslimiyet
Kurban: Tevhid ve teslimiyet
ABDULLAH YILDIZ
Bayramımız mübarek olsun. Yarın “Kurban Bayramı” yani ‘Iydü’l-adhâ. Adhâ/Udhiyye: Allah’a yakınlaşmak için duhâ (kuşluk) vakti veya belli vakitte kesilen hayvan demektir. “Kurban” Allah’a yaklaşmak (kurb) için kesilir. “Kurban”; nüsük, zebiha, hedy, nahr kelimeleri ile de ifade edilir.
“Kurban”, hem Allah’a yaklaşma hem de “takvâ” bilincini kuşanma amacına yönelik bir ibadettir.
“Kurbanların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları; lakin O’na ulaşan yalnızca takvanızdır.” (Hacc 22/37)
“Kurban”; Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı birlemek yani “tevhîd” ve O’na “teslimiyet”tir. Bu yüzden Resulullah (s.a.), tevhîd ve teslimiyeti ifade eden: “Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim, Ben Allah’a şirk koşanlardan değilim.” (Enam 6/79); “Namazım, kurbanım/ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.” “O’nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslüman olanların ilkiyim.” (Enam 6/161-163) ayetlerini kurban keserken dua olarak okur; sonra da, “Ya Rabbi, bu kurban sendendir ve senin içindir” derdi. “Bismillahi Allahu ekber” diyerek de kurbanını keserdi.
Kurban “tevhîd” ve “tekbir”dir. Arafe günü sabah namazından, bayramın 4. günü ikindi namazına kadar, farz namazların bitiminde, selâmdan sonra “Allahu ekber, Allahu ekber. Lâ ilâhe ill’Allahu, v’Allahu ekber, Allahu ekber ve l’illahil-hamd” diyerek “teşrik tekbiri” getirmek vaciptir. Kurban keserken de bu tekbirler getirilir. Böylece Allah’ın büyüklüğü, Allah’tan başka ilâh olmadığı ve hamdin yalnızca Allah’a ait olduğu tekrarlanır da tekrarlanır. Bol bol tesbihât yapılır...
Özetle kurban; Allah’a kurbiyet ve teslîmiyet, O’nu tekbîr, tevhîd ve tesbîh etmek, O’na hamd ve senâ etmek, eti ve kanı değil takvâmızı O’na sunmaktır, “takvâ elbisesini” kuşanmaktır. İşte bütün bu zikirleri dillerinden düşürmeyen tüm Müslümanlar, birlik olurlar, hep birlikte, vahdet içinde kardeşliği yaşarlar.
Böylece bayramlar; Müslümanların birbirleri hakkındaki her türlü olumsuz düşünceyi, kırgınlığı ve küskünlüğü bir kenara bırakarak birbirleriyle kucaklaştıkları, kaynaştıkları, barıştıkları kutlu anlar olur.
Son yıllarda, emperyalist şeytanî güçlerin sinsi oyunları sonucu paramparça olan, birbirlerine düşman hale gelip iç çatışmalarla sarsılan Ümmet-i Muhammed, bu kutlu demleri fırsat bilerek, vahdet içinde birleşmeli ve kucaklaşmalıdır. İslâm dünyasında yaşanan bunca sıkıntıların benzerlerinin ülkemize de yaşatılmak istendiği ve tuzak üstüne tuzak, plân üstüne plân hazırlandığı bir süreçte biz de Kurban Bayramı’nı rabbanî ve rahmanî bir lütuf ve fırsat olarak görmeli, birbirimizle kardeşçe kucaklaşmalıyız. Aramıza ekilmek istenen fitne ve ayrılık tohumlarını yeşertmemek için “ümmet bilincini” yeniden kuşanmalı; bütün renkleri, dilleri ve çeşitleri ile tüm müminleri “kardeş” bilmeli, onlarla “birlik” olmalıyız.
“Müminler sadece kardeştir” (Hucurât 49/10). Müminlerin kardeşliği, sözde kalan bir ifade değil, bilakis fiilen yaşanması gereken bir hayat ilkesidir. Kardeş olmak; birbirini veli-dost edinmek, birbirine güvenmek, merhamet etmek, yardımlaşmak ve dayanışmaktır. Efendimiz, bu kardeşliği şöyle tanımlar: “Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkatte müminlerin misali, bir bedenin misalidir. Onun bir organı rahatsız olsa, diğer organları uykusuz ve hararette kalır.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)
“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yaygınlaştırın!” (Müslim, İmân 93; Ebû Dâvud, Edeb 142; Tirmizî, İsti’zân 1)
“Sizden biri, kendi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek imana eremez.” (Buhârî, İman 6; Müslim, İman 71; Nesâî, İman 19) buyuran Peygamberimiz, kendi nefsi için sevdiğini kardeşi için de severek hediyeleşmenin, Müslümanların kalplerini birbirlerine ısındıracağını beyan eder:
“Hediyeleşin, zira hediye, kalpteki kuşkuları giderir. Komşu kadın, komşusu kadından gelen (hediyeyi) hakir görmesin, bir koyun paçası parçası olsa bile.” (Tirmizî, Velâ ve’l-Hibe 6)
Haydi, Kurban Bayramı’nı fırsat bilerek birbirimizle selâmlaşalım, selâmı aramızda yaygınlaştıralım ki, vahdet ve kardeşliğimiz pekişsin. Hatırlayalım ki sahabeler, sadece selâm vermek için çarşıya çıkarlardı…
Haydi, kardeşlerimizin dertlerini kendi derdimiz bilelim; yardımlaşalım, hediyeleşelim, kucaklaşalım…
Tekrar bayramımız mübarek olsun!