Direnerek dirilenler: Ashab-ı Kehf
Direnerek dirilenler: Ashab-ı Kehf
ABDULLAH YILDIZ
Bir grup okuyucum geçen ay “Direnişten Dirilişe” adlı kitabımızı okuyup kritik etmişler. Tebrikler… Kitapta, dünya tarihindeki zulme başkaldırı örneklerinden üçünü öne çıkarmamız dikkatlerini çekmiş: Roma zulmüne karşı kıyam edip mağaraya sığınan Ashab-ı Kehf, Ateş hendeklerine atılan sebatkâr müminler: Ashab-ı Uhdûd, Şi’b-i Ebî Talip’te üç yıl müşrik ambargosuna direnen Resulullah ve ashabı.
Ashab-ı Kehf’in direniş ve diriliş kıssasının anlatıldığı Kehf suresinin 10-16. ayetleri mealen şöyle:
“Hani o genç yiğitler mağaraya sığınıp: “Rabbimiz bize katından bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla!” diye yalvarmışlardı.
“Bunun üzerine biz de onları sığındıkları o mağarada yıllarca sürecek derin bir uykuya daldırdık.”
“Sonra iki fırkadan (Ashâb-ı Kehf ve düşmanlarından) hangisinin bekledikleri gayeyi daha iyi hesap etmiş olduğunu ortaya çıkarmak için onları tekrar uyandırdık.”
“Şimdi biz, onların başından geçen ibretli kıssayı bütün gerçekliğiyle sana anlatacağız: Hiç şüphesiz onlar Rablerine iman etmiş genç yiğitlerdi; biz de onların imanlarını artırdık.”
“Kalplerine tam kuvvet ve metanet verdik de (zalim krala karşı) kıyam ettiklerinde şöyle dediler: “Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’tır. Biz O’ndan başkasını ilâh kabul edip tapmayız. Böyle bir şey yaparsak, yemin olsun ki gerçek dışı, pek saçma bir iddiada bulunmuş oluruz.”
“Şu bizim halkımız ise tuttular, Allah’tan başka ilâhlar edindiler. Onların ilâh olduklarına dair açık bir delil getirselerdi ya! Allah adına yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?”
“(İçlerinden biri:) “Madem ki siz onları ve onların Allah’tan başka taptıklarını terk ettiniz, o halde mağaraya sığının ki Rabbiniz üzerinize rahmetini yaysın, işinizde size kolaylık ihsan etsin.”
Genç okuyucularım, Ashabı Kehf kıssasını öne çıkarmamızı üç sebebe bağlamışlar: 1-Onlar zulme karşı sessiz kalmayan bir direniş örnekliğidir. 2-Mağaraya sığınmak, zulüm diyarından kaçış gibi görünse de bir avuç müminin Roma’nın şirk düzenine hayır diyerek; güçsüzken bile bir dik duruş sergileyebilmeleridir. 3-Direniş meydan savaşından ibaret değildir; mağaraya çekilip özünü korumak da bir direniş biçimidir.
Gençlerden oluşan Ashabı Kehf’in muhteşem direnişi, bugünkü gençler için pek çok mesajlar taşır:
İlki: Uyku ve uyanış gerçekliği: Ashabı Kehf, yüzyıllar süren uykudan/direnişten sonra uyanıp-dirildiler.
Bu noktada Ashab-ı Kehf; zulüm karşısında yılmayanlar, özlerini koruyanlar, sonra dirilenler olarak muhteşem bir örneklik teşkil eder: Ders şudur: Biz de onlar gibi davranabilirsek dirilişimiz gerçekleşir.
Ashabı Kehf’in direnişinden süzülen üç ilke şudur: 1-Hemen sonuç beklemediler. 2-Özlerini korudular. 3-Sabır ve sebatın sonunda dirildiler. Direnişin anahtarı; sonuç değil, rıza odağıdır. Direnişçi yorulur ama ya zaferle ya da şehadetle taçlanacak imanını asla kaybetmez.
İşte bu, inkıtaa uğramayan uzun soluklu bir direniş ve Hakkı savunarak sabit kadem bekleyiştir.
Kitapta, Malcolm X’in örnek sabrına, direnişine ve dirilişine de yer verilmesini genç okuyucularımız şöyle değerlendiriyorlar: Malcolm X bedenini haramdan, zihnini ırkçılıktan arındıran bir irade adamı; dipteyken okuyarak arınan, sonra da ümmete ve bütün insanlığa ışık olarak şehadete koşan bir yiğitti.
Sonuç hükümleri: Hiçbir güzel netice, hiçbir mutlu son cehdsiz, çabasız, zahmetsiz elde edilemez. Baskı ve engellerle karşılaşmayan, düşmanı olmayan bir hak dava, bir hak yolcusu düşünülemez. Zulüm düzenleri ilelebet daim ve kaim olamaz. Ancak hiçbir egemen güç de kendiliğinden yok olup gitmez. Bu çağın İbrahim’lerini ve Musa’larını ortaya çıkarıp organize bir karşı koyuş gerçekleştirmeden çağdaş Firavunları ve Nemrutları da onların kurdukları zulüm düzenlerini de ortadan kaldıramayız.
Tavsiye: Üstat Ebû’l-A‘lâ el-Mevdûdî “Kur’ân’a göre Dört Terim”, Şehid Seyyid Kutub “Yoldaki İşaretler» isimli eserleri başta olmak üzere bütün eserlerinde dinamik ve devrimci bir perspektif çizerek, nasıl dalga dalga tüm İslam dünyasını etkileyip zihinlerin değişmesine vesile olmuşlarsa, günümüzün Müslüman öncüleri de, onları “terör kaynağı” ilan edenlere inat, bu tür direnişçi-diriltici eserleri gündemlerine alarak tekrar tekrar okumalı, okutmalı ve topyekûn dirilişimize zemin hazırlamalıdırlar. Vesselam.