Yargı kararını hazmedemediler: “mutlak butlan” sonrası marjinal sol cephede panik!
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda delege iradesinin menfaat ve rüşvetle sakatlandığını tescilleyerek verdiği “mutlak butlan” kararı, CHP içinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Yargının hukuksuzluklara karşı verdiği bu tarihi karar, CHP’ye her fırsatta “koltuk değneği” olan marjinal sol gruplarda ise büyük bir panik ve hazımsızlığa neden oldu.
CHP içindeki şaibeli yapıya ve “kurultaydaki para pazarlıklarına” gözlerini kapatan bu yapılar, mahkemenin verdiği kararı “darbe” olarak nitelendirerek safsatalara sığındı. Yargının hak yerini bulsun diye aldığı karara en sert ve anlamsız tepkiler, her zaman olduğu gibi marjinal sol cepheden geldi. İşte o grupların skandal açıklamaları:
- TKP: Mahkeme kararını “yargı müdahalesi” olarak niteleyen TKP, kendi tabanlarını konsolide etmek için CHP’nin iç işlerine yönelik bu hukuki tespiti reddettiğini, iktidarın partileri dizayn etmeye çalıştığını öne sürerek hukuksuzluğu savunmaya kalktı.
- TİP: “Karşı devrim” söylemiyle sokağa davet çıkaran TİP, yargı kararını tanımayacağını ilan ederek, kurultaydaki şaibeleri görmezden geldi ve mahkeme kararıyla görevlendirilecek yönetimi “Saray kuklası” ilan edecek kadar ileri gitti.
- SOL Parti: Kurultaydaki rüşvet skandallarını yok sayan SOL Parti, mahkeme kararını “Saray kayyumu” olarak yaftaladı. Muhalefeti parçaladığını iddia ettiği bu hukuki sürece karşı tüm marjinal yapıları "omuz omuza mücadeleye" çağırdı.
- EMEP: Mahkemenin gerekçeli kararındaki "fesat" tespitlerini hiçe sayan EMEP, bu süreci "faşizmin inşası" olarak tanımladı. Kendi ideolojik ajandaları uğruna hukuk kararını "darbe hesabı" olarak damgalayıp halkı kışkırtmaya çalıştı.
- Halkın Kurtuluş Partisi (HKP): Her zamanki şablon siyasetiyle olayı dış güçlere bağlayan HKP, yargının rüşvet ve yolsuzluk iddiaları üzerine kurduğu kararı "hukuk maskeli saldırı" diyerek reddetti ve CHP yönetimindeki değişimi "işbirlikçilik" üzerinden eleştiren radikal bir dille karşıladı.
CHP’nin içine düştüğü “kirli pazarlıklar” ve “havlucu” skandalları gibi rezaletlere ses çıkarmayan bu marjinal gruplar, yargının tescillediği kurultay şaibesine karşı ortaklaşa yürüttükleri bu "koruma refleksi" ile bir kez daha kamuoyunun dikkatini çekti. CHP yönetimindeki kaosu “demokrasi mücadelesi” kılıfıyla örtmeye çalışan bu yapılar, yargı kararının CHP üzerindeki temizleyici etkisinden duydukları rahatsızlığı da gözler önüne sermiş oldu.




