• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

SURUÇ OLAYININ HEDEFİ TÜRKİYE

Yeniakit Publisher
2015-07-27 16:35:00 -
SURUÇ OLAYININ HEDEFİ TÜRKİYE

Uluslararası Hak İhlallerini İzleme Merkezi Genel Sekreteri Veysel Başar, Akit’e konuştu. Suruç olayının hedefinin Türkiye olduğunu ifade eden Başar; “Suruç ve benzeri hadiseler devletin muhkem sınırlarının odaklarını zayıflatmak için yapılmış hadiselerdir” dedi.

Uluslararası Hak İhlallerini İzleme Merkezi (UHİM) Genel Sekreteri Veysel Başar, Akit’e konuştu. Veysel Başar ile Suruç olayını, polislere yönelik PKK saldırısını, HDP’nin olaylar karşısında takındığı tavrı, Paralel Yapı’nın PKK ile kol kola girmesini ve IŞİD’e yönelik operasyonları konuştuk…

• Öncelikle Suruç olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Suruç olayı yaşanan sürecin bir noktasıdır. Bundan sonra maalesef bu tarz patlamalar istatiksel olarak bizim literatürümüze girecek. Irak’taki gibi her gün bombalama haberlerinin benzerini duyacağız. Burada bu noktaya nasıl geldiğimiz önemlidir.

“DÜNYADA BİR KONSEPT DEĞİŞİKLİĞİ VAR”

• Peki bu noktaya nasıl geldik?

- 11 Eylül 2001 tarihinden itibaren bölgemizde çok ciddi değişimler söz konusudur. Dünyada bir konsept değişikliği var. Türkiye bu değişimlere zaman zaman direnmeye çalıştı, zaman zaman da kendine göre politikalar ve siyaset üretmeye çalışarak, karşı bir politika geliştirmeye çalıştı. Fakat bugün artık gördüğümüz gerçek şudur ki, küresel güç odaklarının planlamaları karşısında maalesef çok istenilen tavır ve davranışlarında pek başarılı olunamıyor.

• Arap Baharı’nın bölgedeki değişikliklerde ne tür etkisi oldu?

- Şimdi Arap Baharı sürecinde eskimiş, miadı dolmuş diktatörler, artık hizmetlerini tam anlamıyla yerine getiremedikleri için bunların değiştirilmesi gündeme gelmiştir. Yani 100 yıl önce sömürge düzeni tarafından çizilen sınırların yeniden tamir edilmesi ve önümüzdeki 100 yılı da garanti altına alması gereken yeni bir sistem inşaası çalışması yürütülüyor. Türkiye ise işte bu duruma direnmektedir.

• Birkaç somut örnek verebilir misiniz?

- Türkiye’nin aslında direndiği, mücadele ettiği mücerret bir düşman yok. Örneğin, Suruç olayında bunun terör saldırısı olduğunu belirten ülkeler, diğer yandan ise Türkiye’yi yanlış davranışlar ve siyasi tercihler bulunmaya zorluyor. Çünkü hiçbir zaman Türkiye’nin tercihlerine uygun bir pozisyon almıyorlar. Başka bir örnek vermek gerekirse, Türkiye, Suriye meselesinde birkaç yıldır güvenli bölge talebinde bulunuyor. Ülkemizdeki sığınmacı sayısı iki milyona yaklaşmasına rağmen yanımızda olduğunu söyleyen ülkelerin engellemeleri neticesinde hâlâ bu isteğimiz yerine getirilmedi.

Geçmişte Esad’ın karşıtı olduğunu söyleyen ve bizim sırtımızı sıvazlayan, kolumuza giren Amerika ve Batı, şimdi ise o gün ortada olmayan terör örgütleri IŞİD ile PKK’yı bahane ederek, bugün Esad’ın devrilmesinin amaç olmadığını söylüyor. Türkiye ise uluslararası alanda maalesef etkisini ortaya koyamıyor.

“BİZİM GERÇEKTE MUHATABIMIZ ‘IŞİD’ YA DA ‘PYD DEĞİL”

• Suruç olayına tekrar gelirsek, bu olay neyi amaçlıyor?

- Suruç olayının hedefi Türkiye… Suruç ve benzeri hadiseler devletin muhkem sınırlarının odaklarını zayıflatmak için yapılmış hadiselerdir. Seçim öncesinde manipülasyon yapan küresel güç odaklarının birinci önceliği, AK Parti’nin, CHP ile bir koalisyon hükümeti kurmasıdır. Bu olaylar da bunu tetikliyor. Hemen hükümet kurulsun diye Türkiye’de bir gerginlik oluşturuluyor. Çünkü Türkiye yeni bir seçime giderse tekrar güçlü bir AK Parti Hükümeti ile geri dönebilir. Bundan çekindikleri için AK Parti-CHP koalisyonu istiyorlar ama bu koalisyon, ülkenin sorunlarını çözecek bir koalisyon değil.

Bir de Suruç hadisesinde bizim gerçekte muhatabımız IŞİD ya da PYD değil. Bunların arkasında bir blok var ve bu blok Türkiye’yi bir noktaya çekmek istemektedir. Çünkü Türkiye son zamanlarda Ortadoğu ülkeleri/bölge halkları üzerinde sempati uyandırmış ve bir umut doğurmuştur. Dolayısıyla Türkiye’nin bir umut olma pozisyonunun ortadan kaldırılması gerekiyordu. Türkiye’nin hâlâ Batı’nın kapısında beklemesi ve onlar izin vermedikçe hareket etmemesi isteniyor.

IŞİD’İ BİZİM KARŞIMIZA DİKEN GÜCÜ GÖRMELİYİZ

Türkiye, Suriye’de IŞİD’e yönelik bir operasyon başlattı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunun çok sonuç verici bir operasyon olduğunu düşünmüyorum. IŞİD’i bizim karşımıza diken gücü görmediğimiz müddetçe bu operasyonlardan netice alınamaz. Çünkü Amerikan uçakları her gün bombalıyordu IŞİD’i de ne oldu? Bir de Türkiye’yi Batı’nın kapısında yeniden beklemeye hazır pozisyona getirmek için IŞİD’le tehdit eden yine Batı dünyası ve Amerika. Bunun altını çizmemiz lazım.

PARALEL YAPI, SİVİL ALANDA CANLI BOMBA

Paralel Yapı’nın PKK’ya istihbari destek sağladığı ve iki örgütün birbirleriyle kol kola girdiği gündemde. Paralel’in PKK’ya olan bu desteğini nasıl görüyorsunuz?

Paralel Yapı, uluslararası bir projenin ayaklarından bir tanesidir. Yani taşerondur. Bu konuda çok büyük yatırımlar yapıldı. Paralel Yapı’yı kullanan odaklar, bunları bir çırpıda gözden çıkarmak istiyorlar. Çünkü bunlarla yapacakları daha çok işleri var. Şimdi bir anda Paralel Yapı mensuplarının gözlerini karartmaları, o halim selim hallerinden, bir fikir beyan etmekte zorlanan insanların bir anda örgüt elemanı gibi davranıyor olmalarının en önemli sebebi bu dış güçlerin onları yönlendirmesidir. Bu yüzden Türkiye’deki zeminlerini kaybetmemek için aslında kendilerinin sahip olduğu gücün çok daha ötesinde hatta vehimlerle hareket ediyorlar. Sivil alanda canlı bomba gibi hareket ediyorlar. Devlet yapısı içerisindeki hiyerarşiye uymak yerine bunun dışına çıkıyorlar ve başka yerlerden emir alarak, pervasızca her şeyi göze alıyorlar. Bu durum bunların sivil alanda canlı bomba olduğunu gösteriyor.

Paralel Yapı’nın Suruç’taki durumu nedir?

Şimdi bunlar bu sahip oldukları yatırım ve uluslararası, küresel gücün onlara sağladığı ayrıcalığı kaybetmek istemedikleri için karşılarında düşman olarak gördükleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti Hükümeti’ni devirmek istiyorlar. Bunun için her şeyi yapabilirler ve bunu da mübah görüyorlar.

“HDP’YE SİYASİ PARTİ GÖZÜYLE BAKMIYORUZ”

• HDP’nin son yaşanan olaylardaki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- HDP’nin hem son seçimlerdeki hem de yıllara sarih olan süreç içerisindeki gelişimine baktığımızda, çözüm sürecine ya da bölge halkının problemlerinin çözümüne odaklandığını düşünmüyorum. Çünkü bir defa bölge insanını temsil iddiasında olan bu yapı, bölge insanını temsil edecek bir altyapıya sahip değil. Daha çok solcu, marksist, ideolojik bir bakış açısı olan HDP, bu seçimlerde ve bundan önceki süreçlerde elinde bulundurduğu silah gücüyle tehdit, baskı ve şantajla oy aldı. Bu durum HDP’nin o bölgede bir temsil gücünün olduğu anlamına gelmiyor. Dolayısıyla HDP’ye siyasi parti gözüyle bakmıyoruz. Türkiye’deki bütün toplum kesimlerinin o bölge insanlarıyla alakalı bir fikir yürütme, onlarla birlikte bir ortak zeminde buluşma noktaları olmalıdır. Bu ortak zemini tespit etme ve ona sahip olabilme uğraşısı içerisinde olmaları lazım.

Her yerde olan ve neredeyse bütün basın açıklamalarına katılan HDP’li milletvekilleri veya belediyeden yetkililer, nedense Suruç’taki basın açıklamasında yoktu. Bunu nasıl görüyorsunuz?

- HDP, tezatlarla doludur. HDP, Suruç’a

gitmedi ama en fazla onlar Suruç’a sahip çıkıyor. Suruç’ta öldürülen kişilerin cenazelerinde, ellerinde silah, yüzlerinde maske olan kişiler nedir. Bunlar doğru değil.


ALEVİ KESİMİNİ KULLANIYORLAR

Suruç olayının ardından PKK tarafından karşı saldırı adı altında uyuyan iki polis öldürüldü, ardından yanlış ihbar yaparak bir trafik polisi öldürüldü. Bunları nasıl görüyorsunuz?

- Suruç hadisesinden sonra, “Halkların savaşı, sokak savaşı başlamıştır. Sokakları, meydanları artık bunlara dar etmemiz gerekiyor” şeklinde onlarca mesaj atıyorlar. Burada Alevi kesimini kullanmaya çalışıyorlar. Toplum kesimlerini provoke ederek bir şekilde ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Suruç’ta öldürülen kişilerin PKK içerisinde terör faaliyetlerinde bulunduğu ortaya çıktı. PKK’ya savaşçı toplamak ve lojistik destek sağlayan çalışmalarda bulunmuşlar ve bunlar PKK’ya sempati duyan kişilerdir. Medya ise bu kişileri Türkiye’nin nadide çiçekleri olarak gösteriyor ve kamuoyuna cici çocuk diye tanıtıyor. Burada algı operasyonu yapılıyor.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23