“İsrail için ölmek istemiyoruz” diyen ABD'li askerler arasında güvensizlik ve vicdani ret başvuruları hızla artıyor.
“İsrail için ölmek istemiyoruz” diyen ABD'li askerler arasında güvensizlik ve vicdani ret başvuruları hızla artıyor.
Medya raporları, İran'a karşı yürütülen savaşta görev alan ABD askerleri arasında endişe ve hayal kırıklığının arttığını, çatışmanın anlamı ve net bir strateji eksikliği konusunda ciddi şüpheler oluştuğunu ortaya koyuyor.
Aktif görevde ve yedek statüsündeki ABD askerleriyle yapılan röportajlar, Başkan Donald Trump’ın İran politikasına yönelik şüphelerin arttığını, askerler arasında kaygı, hayal kırıklığı ve psikolojik baskının yoğunlaştığını gösterdi.
ABD merkezli Huffington Post’un aktardığına göre bazı askerler, “israil için ölmek istemiyoruz, siyasi araçlar olmak istemiyoruz” diyerek savaşın hedeflerine olan güvenin azaldığını ifade etti.
Bu gelişmeler, ABD-israilin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik savaşının dördüncü haftasına girdiği ve Trump’ın Orta Doğu’ya binlerce denizci ve deniz piyadesi sevk edilmesi talimatı verdiği bir dönemde yaşanıyor. Bu süreçte askerlerin çatışmaya dahil olma konusunda daha temkinli olduğu belirtiliyor.
Rapora göre, kimliklerinin açıklanmasını istemeyen askerler, misilleme korkusu veya medyaya konuşma izni olmaması nedeniyle anonim kalmayı tercih ederken, artan baskılar nedeniyle bazı askerlerin ordudan ayrılmayı düşündüğü ifade edildi.
Planlama eksikliği ve artan kayıplar
Almanya’daki Landstuhl Bölgesel Tıp Merkezi’ne tahliye edilen askerleri tedavi eden bir askeri yetkili, sahadaki birliklerin “koruma ve planlama eksikliği” yaşadığını söyledi. Yetkili, İran’ın balistik füzeleri ve insansız hava araçlarıyla ABD üslerine yönelik saldırılarında ciddi kayıplar verildiğini belirtti.
Aynı yetkili, “Herhangi bir kara operasyonu tam anlamıyla felaket olur… Bunun için bir planımız yok ve operasyon sahasında tek bir kara üssünü bile tam anlamıyla savunamıyoruz” ifadelerini kullandı.
Orduda güven krizi büyüyor
Bir yedek subay, askerler arasında güvenin eşi benzeri görülmemiş şekilde düştüğünü ve bu kaygıları sık sık duyduğunu söyledi.
Başka bir yedek asker ise yalnızca iki hafta içinde altı kez vicdani ret hakkında bilgi paylaştığını belirterek, yaklaşık 20 yıllık hizmeti boyunca böyle bir durumla karşılaşmadığını ifade etti.
Mike Prysner, vicdani ret başvurularında ciddi bir artış yaşandığını belirtti. Normalde yılda 50-80 başvuru aldıklarını ifade eden Prysner, yalnızca Mart ayında başvurularda %1000 artış olduğunu ve her gün en az bir askerin kendileriyle iletişime geçtiğini söyledi.
Prysner, başvuruların önemli bir kısmının, yakın zamanda bölgeye sevk edileceği bildirilen askerlerden geldiğini vurguladı.
“Savaşın gerekçesi belirsiz”
Yedek askerler, İran'a karşı yürütülen savaşın açık ve tutarlı bir gerekçesinin olmamasının, ordudaki memnuniyetsizliğin temel nedenlerinden biri olduğunu belirtiyor.
Askerlere göre savaş kötü planlanmış durumda ve kendilerini gereksiz risklere maruz bırakırken, somut bir stratejik kazanım sağlamıyor.