Hocayı sel götürecek, hocaya sahip olun diyorlardı sürekli apartmandan. Ben de el salladım, onlar da beni boğuluyor zannetmişler. Sel suları göğsümü geçti, su bastı. Yürümekte artık zorluk çekiyordum. Beni sel suları sürüklemeye başladı, kenara doğru atıyordu. Çünkü çayın kenarında bulunan istinat duvarından gelen su çok şiddetli akıyordu. Sürünerek geldim. Önce köpeğimi kurtardım, zincirini çıkardım ve köprüye doğru salıverdim. Sonra civcivleri ve tavukları kucağıma alarak kurtardım. Tekrar dışarı çıkıp baktığımda köprü üzerinde olan köpeğim, baktım kendini kenara atacaktı. Ya çaya atlayacak ya da suya atlayacaktı, sonra boğulup gidecekti. Tekrar apartmandan indim ve köpeği kucağıma alıp eve götürdüm. Ben burada ölümü falan hiç düşünmedim. Onlar bize Allah’ın emanetleri, biz Allah’a emanetiz, onlar da bize emanet” dedi.