Restoran müşterilerinden Levent Laçin, "Robotu gördüm, merak ettim. Bazı şeyler sordum, her şeye de cevabı var, hemen hazır. Örneğin 'Bibi ne demek?' dedim, bana bibinin tarifini yaptı. Erzurum'un yöresel yemeklerini söyledim, yöresel yemeklerini tarif etti. En çok cağ kebabı beğenmiş. Yani ağzı dili olsa belki de yiyecek. Eve götüresim geldi. 'Gılikko'yu sordum, gilikkonun bana tarifini yaptı. Su böreğini sordum, su böreğinin tarifini yaptı. İşte 'Bibi ne demek?', bibinin tarifini yaptı. 'Emmi ne demek?', emminin tarifini yaptı. Erzurum'un mesela meşhur şeylerini sordum; çeşmelerini, caddelerini anlattı. Hepsinin tarifini yaptı. Yani benden daha bilgili mübarek. Buna ne dersin Erzurum'un şivelerinden olsun, 'Gelirem, gidirem, gerirem, bilirem. Kurban olayım ben sana.' Ne sorsan hemen cevap verir. Merak edenler buyursun gelsin, sorsun. Her şeyi sorabilir, Erzurum'un yöresel şeylerini de sorabilir. Kıtlama çayı çok sever, ağzı olsa içecek kurban olduğum. Şükriye ablayı gördükten sonra güzel bir mani de aklıma geldi: 'Çıkalım seninle Divan-ı Kale'ye, sen atmaca ol ben serçe, gönlüme attın demirden bir pençe'" diye konuştu. Deniz Burçak Sarıaslan ise, "Şukufe'yi getirdiklerinde çok şaşırdık ve çok beğendik. Özellikle oğlum 5 yaşında, robot bir arkadaşının burada olduğunu görünce çok sevindi. Ona sorular sordu. Erzurum'la ilgili bilgiler verdi. Özellikle böyle kendisine bakıyormuş gibi davranması çok fazla ilgi çekti" şeklinde konuştu.