Polinas'ın şimdi Manisa’da tek başına, kendi yerel imza yetkileriyle çalışan, net karlı, güçlü nakit akışı olan, üretiminin yüzde 50’sini ihraç eden, piyasa risklerine karşı kendini koruyabilen bir şirket olduğunu kaydeden Ülker, yazısına şöyle devam etti: "Kurumsal yapısı sağlam. İnovasyon kabiliyeti çok yüksek. Patent almaya bile ihtiyaç duymadığı, taklit edilmesi zor buluşları var. Son yıllarda mono filmler yapıyoruz, yüzde yüz geri dönüştürülebilir. Daha az plastik kullanımı, sürdürülebilirlik demek. Geri dönüştürdüğünüzde yeni hammaddeye gerek kalmıyor. İlave bir karbon yükü yaratmıyorsunuz. Düşük karbon ayak iziyle üretim yapıyorsunuz. Biodegradable olanlar var. Evlerden, restoranlardan çıkan atık yağlardan yapılan filmler var. Örneklerini inceledim, tüketicinin bunu anlamasına imkan yok. Ama mümkün, yapılıyor ve elimizde daha başka teknolojiler de var, başka kartlarımız var, usulünce geliştirip piyasaya sürüyoruz (…) Türkiye’de ambalaj sektöründe bu anlattıklarım çerçevesinde, tüm sanayinin 1970’lerin sonunda biten ithal ikameci modelin yapısal kısıtlarından,1980’lerin başında başlayan ihracata dayalı büyüme rejimine; Avrupa Birliği standartlaşma sürecinden, Çin kaynaklı küresel rekabet baskısına; oradan da Avrupa Yeşil Mutabakatı eksenli sürdürülebilirlik paradigmasına uzanan çok evreli bir dönüşüm yaşadık.