Yurt dışında uluslararası ticaret alanında eğitim aldığını, ardından Türkiye'ye dönerek 10 sene beyaz yakalı olarak çalıştığını söyleyen Sırma Gök, çocuklarının doğumundan sonra çiftliği almaya karar verdiklerini belirtti. Çiftliği kurma amaçlarının çocuklarını toprağın içinde büyütmek olduğunu vurgulayan Gök, "Kurumsal kariyerimizi, şehir hayatını terk ederek araziyi satın aldık. Çocuklarımız mümkün olduğunca doğal gıdalarla, doğal ortamda, hayvanları ve toprağı tanıyarak büyüsünler istedik. 5 sene önce toprağı ekip dikmeye başladık. Tavuklarımız ve koyunlarımız oldu. Ata tohumları ektik. İlk etapta amacımız sadece çocuklarımızı doğal şekilde besleyebilmekti. Üretimi artırdıkça işin ticari boyutuna geçerek ürettiklerimizi insanlarla buluşturmaya başladık. Artık organik sertifikalı tarım yapıyoruz. Yetiştirdiklerimizin hiçbirinde kimyasal gübre ve ilaç kullanmıyoruz. Toprakta, köyde, kırsalda bereket var. Zor tarafları da var fakat manevi huzuru çok daha fazla. Bu işler cesur kararlar alabilmeyi istiyor. Biraz aklınızı çalıştırırsanız, teknoloji, yapay zekayı, sosyal medyayı kullanırsanız mutlaka karşılığını buluyorsunuz. Yetiştirdiklerinizden eminseniz ticari olarak hem gönlünüzü hem de cebinizi doyuruyorsunuz" dedi. Bekir Gök de "34 yaşındayken kurumsal kariyerimin tam verim almaya başladığım döneminde, 2020-2021 yılında çiftliğimizi kurup kurumsal hayata veda ettim" dedi. İktisat bölümünden mezun olduğunu, Danimarka'da yüksek lisans eğitimi aldığını aktaran Gök, gıda sektöründe çalıştığını, global ve yerel firmalarda satın alma, tedarik zinciri yöneticiliği yaptığını söyleyerek, "2020 yılında kariyerimi organik gıda şirketinde üst düzey yöneticiyken tamamladım ve çocuklarımızın doğumu üzerine bu hayata geçişi sağladık. Bu hayat tarzı hem çiftçiliği hem girişimciliği hem aile birliğini motive ediyor. Çocuklarınızla, eşinizle konforlu vakit geçiriyorsunuz. Çaktığınız her çivi kendinize, geleceğinize, çocuklarınıza yatırım olarak dönüyor" ifadelerini kullandı.