--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zam şampiyonlarını sepetten uzak tutun!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

 

Yok kardeşim yok! Sür aşağı, vur yukarı! Hep aynı!

Şaka gibi! Meret yerinden kıpırdamıyor!

Kısacak 28’lik Şubat bile enflasyonu “tek”leyemedi…

İyi ki Şubat ayı, 31 gün değilmiş! Aksi halde yüzde 11’lere dayanıp, gelecek aylara yüksek perdeden selam verecekti!

Enflasyonu esaslıca düşürme, baharlara kaldı galiba!

Mart ayındaki ondalık düşüşlerin hayalini, sonraki aylarda görebilir miyiz, bilemiyorum ama, bildiğim 2-3 ay içinde oranları aşağı çekemezsek baz etkisiyle enflasyonu düşürmek deveyi hendek atlatmaktan zor olacak!

Hükümetin sürdürülebilir enflasyona nasıl ulaşılacağına dair elindekileri merak etmiyor değilim derken çözümler hafta başı gün yüzüne çıkıverdi.

Hükümet, her şeyden önce Türk Lirası varlıklara olan ilgi sebebiyle ekonomide bir dış şok beklemezken,  bu kanaldan yani kur baskısıyla enflasyonu dizginleme planları yapıyor.

Enflasyona karşı ikinci silah ise gıda fiyatlarına karşı alınan önlemler. Yapısal ve konjonktürel tedbirler çerçevesinde gıda fiyatlarının normalleşmeye doğru yöneldiği kanaati, hükümette giderek yükseliyor.

Enflasyonda en büyük kaygı elbette enerji fiyatları. Hükümet, fiyatların 60-70 dolar bandında kaldığı sürece enflasyona baskı oluşturmayacağını düşünüyor.  Ancak enflasyonda psikolojik tarafa bakan hükümetin beklentileri aşağı yönlü çevirmenin yollarını aradığı da gözleniyor.  Hükümetin enflasyona karşı son planı, dezenflasyonu destekleyici kamu fiyat ayarlamaları…

ÜÇ KURUŞA NİÇİN BU KADAR 

FAİZ ÖDÜYORUZ?

Çözümlere baktım… Eyvah! Yine patinaj çekeceğiz, dedim!

Çünkü hâlâ enflasyonun gıda kaynaklı olduğu zannediliyor!

Hükümet, gıda fiyatlarının, enflasyon üzerindeki etkisini azaltacak yeni tedbirler paketi açıklayacakmış!. Mutlaka faydası olur, ancak derde derman olmaz, derim.

Daha enflasyon sepeti konusu dahi halledilebilmiş değil…

Özellikle gıdada, tüketimi yok denecek kadar az, mevsim dışı tezgahlarda boy gösteren zam şampiyonu sebze ve meyveleri niçin enflasyon sepetine koyarlar, öncelikle bunu anlayamıyorum!

Mevsim dışı sebzeyi kaç kişi alır, ne kadar tüketir ki, enflasyona malzeme yapılır?

Mesela Şubat ayında birilerinin etiketlemesi sonucu, yüzde 55 fiyat artışıyla yaz sebzesi taze fasulye ve yüzde 30 fiyat artışıyla yine yaz sebzesi dolmalık biber zam şampiyonları olarak liste başı yapıldı.

Yahu, üç kuruşluk taze fasulye, 1 kuruşluk dolmalık biber için devlet ve vatandaş niçin milyarlarca lira faiz ödemek zorunda kalır, haydi cevaplayın!

Cevaplayamazsınız!… İsterseniz gıda ile ilgili size ben bir çözüm önereyim…

Arz – talep dengesi dışında, suni olarak etiketleme sonucu fiyatları oluşturulan ve tüketimi yok denecek kadar az mevsim dışı şu zam şampiyonu ürünleri enflasyon sepetinden uzak tutun, bakın enflasyon üzerinde gıdanın baskın baskısı nasıl kayboluyor, göreceksiniz!

“BU KAFAYLA ENFLASYON DÜŞMEZ!”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bile, “Bu kafayla bu enflasyon düşmez!” diye feryat ediyor… Merkez Bankası ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) faiz konusunda aktif görev almasını bekliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca enflasyon sepetinin yeniden gözden geçirilmesinin ehemmiyetine parmak basıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özellikle üzerinde durduğu hususlar çerçevesinde enflasyondaki manzarayı görebilmek için Şubat ayını masaya yatırmak gerekiyor…

Tüketici enflasyonu 0,9 puan gerileyerek yıllık yüzde 10,35’ten yüzde 10,26’ya düşmüş. 12 aylık enflasyon ise hâlâ yüzde 11,23 seviyesinde. Ama enflasyonda asıl diriliği gösteren üretici fiyatları yüzde 13,71 ile gerçek resmi ortaya koyuyor. Enflasyonun belkemiği olarak bilinen üretici fiyatlarına yön veren Şubat çekirdek enflasyonu da hatırı sayılır şekilde yüzde yıllık yüzde 11,94 olarak gardını hiç düşürmüyor. Çünkü çekirdek, Ocak ayında da yüzde 12’lerin üzerindeydi.

Aslında bu enflasyon rakamları, ithalata dayalı üretim ve tüketimin net fotoğrafını çekiyor.

Hani diyoruz ya, enflasyonun ana kaynağı kurlar, yani döviz…

Ama kuru yükselten asıl sebep ne biliyor musunuz? Dövize olan yüksek talep.

Dövizi kim talep ediyor, diye sorulduğunda, döviz kimlerin cebinde diye bakıldığında manzara ortaya çıkıyor. Enflasyon düşmez psikolojik yaklaşımını üzerinden atamayan hane halkının dövize ilgisini elbette kesmek zor. Ama asıl dövizi kullanan üretici kesim.

İŞTE ENFLASYONUN GERÇEK SEBEBİ

Sıkı durun şimdi enflasyonun gerçek sebebini söylüyorum…

Cari açık… Evet cari açık, enflasyonun baş sebebi…

Geçenlerde de yazmıştım, ikiz açıktan yani cari ve bütçe açıklarından korkuyorum, bu ikizlerin sürdürülebilirliği ekonomilerin dinamosudur, diye…

İthalata dayalı üretim, yüksek döviz talebini doğuruyor. Enflasyonu düşürmenin yolu ithalata dayalı, döviz talebi oluşturan dış ticareti düşürmekten geçiyor. Yüksek teknolojili, kaliteli, ucuz ürünlerle dünya sahnesinde rekabetimizi yükselterek cari açığı düşürebiliriz. İhracatı artırıp, ithalatı düşüremezsek, enflasyon çarkında dönme dolap olacağız.

Peki dış açık sorunu nasıl halledilecek?  

Şöyle… Belki biraz zor… Yapısal reformlar çerçevesinde verilen teşvik ve desteklerin stratejik olarak planlanan sektörlere yöneltilip, kaynakların verimli olarak kullanıldığı ve Merkez Bankası ile BDDK gibi özel kurumların da inisiyatif alacağı Türkiye’ye has bir ortaklık modelinin geliştirilmesi…

İşin özeti, dış açık sorununu çözersek, enflasyon, faiz ve büyüme sorunları da çözülmüş olacak.

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle